- Üyelik Tarihi
- 30 Nis 2018
- Mesajlar
- 480
- Aldığı Beğeniler
- 2,157
Bir çok şeye gücüm yetmeyecek, yetmiyor, yetmedi de. Adım gibi biliyorum bunu. Biliyor olmanın ağırlığı yok mu, tekrar tekrar çekip alıyor beni uçurumlardan, hevesle koşmaya niyetlendiğim ne varsa beni durduruyor...
Sümen altı edilmiş, belirsizliğe ertelenmiş, yüz verilmemiş ameller depremi şimdi yaşadığım. Paçalarımdan çekiştiren cümlelerden kurtulmaya, izimi kaybettirmeye çalıştıkça tekrar tekrar beni bulmaları bu yüzden, bu deprem yüzünden. Hayat dediğin, ertelenmiş ameller depremine tutulmuş bir apartman, içinde mahsur kalınmış bir ten kafes...
Hayat apartmanının her katından beni aşağıya itekliyor nefis. Kimi katlardan gönüllü atlıyorum aşağıya, aman Allah'ım bu bir delilik. İnsan nasıl olur da bin emekle çıktığı merdivenleri unutur, onca zahmeti tekrar göze alır; nasıl olur da kemâlatın süslerini terkeder, rüyalardan ayıkladığı onca rızkı çarcur eder, döktüğü onca gözyaşıyla zakkumlar sular; nasıl olur da nefsine cilvelerle, nazlarla eşlik ederek gönüllü atlar nice yükseklerden...
Her defasında zeminde bulmak kendini, her defasında yeniden en başa dönmek, yeniden ummak, yeniden kovdurmak kendini her kapıdan... "Böyle olmamalıydı, bu ben değilim" diye hayıflanırken bulmak kendini.
İnsan nice cürümler işler de, hemen sabahına, bir dakika, bir saniye sonrasına bile kalmadan affeder kendini. Güzelinden bir porsiyon hazırlar mesela, yemeden içmeden kesilmez. Bir filme sarar hemen, bir şarkıya, kalkıp etrafı temizler içini temizler gibi, toparlanamadıkça toparlamakla meşguldür dünyasını... İnsan en iyi yaptığı şeyi yapar, kendini bir şekilde affeder.
"Düşmek ne kadar fıtrattansa, yeniden kalkmak da öyledir" diyorum kendime. "Nefis emmâredir, levvâmedir, insan kanar, aldanır " diyorum sonra. Biliyor olmanın elleri bastırıyor omuzlarıma var gücüyle.
Yine de bu düşmek, bu tekrarlar, bu kendine içerleyişler, yüz çevirişler, bu kendini kınayışlar çok yorucu...
Günahlara karşı sabır istiyorum Allah'tan, ibadetlere karşı da!
Duaya çok muhtaç kardeşiniz,
Halil İbrahim Sert
Sümen altı edilmiş, belirsizliğe ertelenmiş, yüz verilmemiş ameller depremi şimdi yaşadığım. Paçalarımdan çekiştiren cümlelerden kurtulmaya, izimi kaybettirmeye çalıştıkça tekrar tekrar beni bulmaları bu yüzden, bu deprem yüzünden. Hayat dediğin, ertelenmiş ameller depremine tutulmuş bir apartman, içinde mahsur kalınmış bir ten kafes...
Hayat apartmanının her katından beni aşağıya itekliyor nefis. Kimi katlardan gönüllü atlıyorum aşağıya, aman Allah'ım bu bir delilik. İnsan nasıl olur da bin emekle çıktığı merdivenleri unutur, onca zahmeti tekrar göze alır; nasıl olur da kemâlatın süslerini terkeder, rüyalardan ayıkladığı onca rızkı çarcur eder, döktüğü onca gözyaşıyla zakkumlar sular; nasıl olur da nefsine cilvelerle, nazlarla eşlik ederek gönüllü atlar nice yükseklerden...
Her defasında zeminde bulmak kendini, her defasında yeniden en başa dönmek, yeniden ummak, yeniden kovdurmak kendini her kapıdan... "Böyle olmamalıydı, bu ben değilim" diye hayıflanırken bulmak kendini.
İnsan nice cürümler işler de, hemen sabahına, bir dakika, bir saniye sonrasına bile kalmadan affeder kendini. Güzelinden bir porsiyon hazırlar mesela, yemeden içmeden kesilmez. Bir filme sarar hemen, bir şarkıya, kalkıp etrafı temizler içini temizler gibi, toparlanamadıkça toparlamakla meşguldür dünyasını... İnsan en iyi yaptığı şeyi yapar, kendini bir şekilde affeder.
"Düşmek ne kadar fıtrattansa, yeniden kalkmak da öyledir" diyorum kendime. "Nefis emmâredir, levvâmedir, insan kanar, aldanır " diyorum sonra. Biliyor olmanın elleri bastırıyor omuzlarıma var gücüyle.
Yine de bu düşmek, bu tekrarlar, bu kendine içerleyişler, yüz çevirişler, bu kendini kınayışlar çok yorucu...
Günahlara karşı sabır istiyorum Allah'tan, ibadetlere karşı da!
Duaya çok muhtaç kardeşiniz,
Halil İbrahim Sert