Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

sümeyya

SüKuT
 
Üyelik Tarihi
7 Nis 2007
Mesajlar
4,648
Aldığı Beğeniler
39
Konum
Bursa-Tokat
Takım
Galatasaray
Allah insanı sürekli tefekkür etmeye davet ediyor. “Hiç düşünmez misiniz? Aklınızı kullanmaz mısınız?” diye biten onlarca ayetle, Allah’ın bizleri niçin sürekli düşünmeye ve aklımıza kullanmaya davet ettiğini bu ve benzeri olayları okudukça daha iyi anlıyorum.

Lise bittikten sonra, Kuran Meali okumaya ilk başladığımda en çok dikkatimi çeken birkaç şeyden birisi bu oldu. Allah insanı sürekli okumaya, öğrenmeye ve öğrendikleri üzerinde düşünmeye davet ediyor. Sadece okumak, bilmek yetmiyor. Bildiklerimiz hakkında düşünmek zorundayız.

Hem ailemizden hem hocalarımızdan defalarca İslam tarihini dinledik, okuduk. Peygamber efendimizin dünyaya gelişiyle birlikte, dünyada meydana gelen mucizeleri bilmeyen yoktur.

Doğduğu gecede Mekke’yi bütünüyle misk ve amber kokusu kaplamıştı.

Doğduğu gece kisrânın sarayı yıkıldı.

Mecusilerin (ateşe tapanların) bin yıldır yanan ateşi söndü.

Lat ve uzza dâhil bütün putlar kırıldı

Bu bilgiler, yüzyıllardır Müslümanlar tarafından biliniyor. Nesilden nesile anlatılarak, dilden dile dolanarak anlatılan, yazılan bu bilgiler, Peygamber efendimizin hayatını anlatan tüm kitaplarda vardır. Bu bilgiye sahip olmak (bilmek) ve bu bilgi üzerine kafa yormak (düşünmek) arasında nasıl büyük bir fark olduğunu, ben aşağıda sizinle paylaşacağım yazıyı okuyunca daha iyi anladım.

* * * * * * * *

Avustralyalı amatör bir arkeolog olan William Knox d’Acry, arkeoloji ve tarih çalışmıştır. William, 1890’lı yıllarda, İslam tarihini de merak etmiş ve okumuş. İslam tarihini okurken, “Müslümanların Peygamberi dünyaya geldiği zaman meydana gelen mucizeler” bölümünü okurken zihninde aniden bir ışık yanmış. “Mecusilerin bin yıldır sönmeyen ateşi sönmüştür” bilgisine takılı kalmış. Ve bu bilgi üzerinde düşünmeye başlamış.

“Mecusilerin (ateşe tapanlar) sönmeyen ateşinin kaynağı neydi? Bu kaynak odun – kömür olamaz. Hem çok masraflı hem de büyülü (çekici) bir tarafı olmaz, odun – kömürle yanan ateşin. İnsanlar odun toplayıp ateşe taşımasa ateş söner. İnsan takviyesi ile yanan, odun taşınmayınca sönen bir ateşi kimse kutsal kabul etmez.”

William, ateşin niçin sönmeyeceği konusunda düşünürken zihnin büyük bir ışık yanıyor. Zihninde yanan bu ışığın peşinden İran’a, Mecusiler yüzyıllar boyunca yaşadığı bölgeye incelemeler yapmak üzere gider. Arkeoloji çalışmalarına orda devam eder. İran yönetimine, İran medeniyetinin köklerini ve tarihini araştırdığını söyler. Ancak zamanının büyük bir kısmını, Mecusilerin tarihte yaşamış olduğu bölgeye ayırır. Onu en çok Mecusilerin tapınakları ilgilendirir.

İranlılar, kendi medeniyetlerini bu kadar araştıran ve İran aşığı (!) olan bu arkeolog William’ı çok severler. Hatta, dönemin İran Şahı Rıza Han Pehlevi, kendisinden İran’ın kalkınması ve bir demiryolu ağı kurulması hususunda yardım ister. William bu konuda Batılı dostlarının desteğiyle Şah’a yardım eder.

1901 yılına gelindiğinde ise Şah’tan küçük bir iyilik ister. O da İran topraklarında petrol arama ve çıkarma yetkisidir. Bu adama İran Şahı, 60 yıllığına petrol arama ve çıkarma yetkisi verir. Bunun karşılığında da William Şah’a 20.000 dolar nakit para ve çıkacak petrollerin satışından yüzde 16 pay vermeyi kabul eder.

Bu yetkiyi alan William Mecusilerin yaşadığı bölge olan Basra körfezinin kuzeyinde sondaj çalışmaları yapmaya başlar. Her sondaj vurduğu yerden petrol fışkırmaya başlar.

William, çıkarttığı petrolle çok zengin olur ve farklı şirketlerle ortaklık kurarak petrol çıkartmaya devam eder. Sonradan şirketini ve petrol çıkartma yetkisini devrettiği İngiliz şirketi British Petroleum’un temelleri atılır. Bugün hepimizin bildiği BP Benzin şirketi bu süreç sonunda kurulmuştur.

* * * * * * * * *

“Mecusilerin ateşi bin yıl boyunca sönmemişse, o ateş odun ve kömürle yakılmamışsa, o bölgede kesinlikle çok büyük petrol kaynakları vardır!” düşüncesiyle harekete geçen William, BP şirketinin temellerini atmış adeta.

Aynı dönemde yaşayan yüz binlerce Müslüman, aynı bilgiye sahip olduklar halde, o bilgi üzerinde düşünmedikleri için, düşünen William’ın Petrolünü çok pahalıya almak zorunda kalmışlar.

Düşünmeyen insan, Peygamberinin mucizeleriyle sadece sevinir. Allah, okuyun, öğrenin, düşünün diyor. “Benim Peygamberim o kadar büyük ki, o doğduğu zaman Mecusilerin bin yıldır sönmeyen ateşi bile sönmüş!” bilgisini ezbere bilmek kimseye bir şey kazandırmaz.

Aklı bilgiyle besleyen insan, bilgiyi düşünceyle, enerjiye ve güce dönüştürmeli. Çünkü: Düşünmek, akılla yol almaktır.

Tüm bu bilgiler ışığında, “Bir saat tefekkür etmek, bir sene nafile ibadet etmekten daha hayırlıdır” hadisi üzerinde herkesi düşünmeye davet ediyorum.



Sait ÇAMLICA

Eğitimci – Yazar
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Kur'an sırf akla hitab etmenin de ötesinde, akla hitab ederken kalbe, duygulara, nefse hitab eder. Çünkü bilindiği üzere sırf akli gerçekler irşad gayesinde, her şey demek değildirler. Paskal'ın, evet, bir çok ilmi keşfi beşeriyete sunmuş biri olarak Paskal'ın mühim bir sözü vardır: Bir insanı dünyanın döndüğü gerçeğine inandırabilirsiniz. Fakat bununla onun hayatında mühim bir değişiklik yapmış olmazsınız. Ama ona din gerçeklerini anlatmakla onun yaşayışını tamamen yönlendirmiş olursunuz. İşte asıl maksad, insanı, bütünlüğü içinde ele alıp yönlendirmek, her tarafına hitab ederek bir kemale doğru götürmektir. Bundan ötürü Kur-anin camiiyeti, zenginliği, sığ ve basit olmaktan münezzehtir. O büyük bir okyanusun suları gibi devamlı tazelenmektedir.Kur'an-ı Kerim'de bildirilip nüzulünden asırlarca sonra gerçekleşen keşifler bir hayli fazladır.nitekim Ayeti Kerime,de "Yaş ve kuru her şey Kitab-ı Mübin'de vardır" buyurulmaktadır.Kur'an-ı Kerim'de istikbalde ulaşılacak bilgi ve fenlerle ilgili ayetler çoktur. Bu çeşit ayetler, sadece eski peygamberlerin mucizeleri veya tarihi hadiselerin hikayeleri vesilesiyle varid olmamıştır. İnsan ve kainatın yaratılışını ve tabiatta cereyan eden (kevni) hadiseleri konu edinen ayetlerden, insanı tefekküre, ibrete teşvik eden ayetlere varıncaya kadar Kur'an'ın pek çok mevzu hakkındaki ayetlerinde bir kısım ilmi, fenni hakikatler mevcuttur. Her ilme mensup ihtisas sahipleri bunlardan kendi sahasına girenleri zamanı geldikçe bulup çıkarabileceklerdir
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak razi olsun Sümeyya kardesim paylasimin icin tesekkürler
Selam ve Dualarimla......
 

aydilge

Bana Seni Gerek ,Seni !.
 
Üyelik Tarihi
8 Ocak 2008
Mesajlar
1,867
Aldığı Beğeniler
12
Konum
Tokat'ta doğdum,Bursa'da doydum...
Takım
Galatasaray
Çok ilginç...Akıllarımız öyle boş,faydasız şeylerle dolu ki böyle güzellikleri düşünmeye fırsat bulamıyoruz maalesef...Allah sonumuzu hayr etsin...Allah razı olsun canım...selametle...
 

CiLeKTiNa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Ara 2009
Mesajlar
1,686
Aldığı Beğeniler
8
Takım
Diğer
Tefekkür şart gerçektende insanın idrakı açılıyor düşüncesindeyim
 
Üst Alt