Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

durmuş göktekin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Tem 2011
Mesajlar
154
Aldığı Beğeniler
0
Duygularımızı aklımızla yönetmeliyiz!

Aklı veren Allah’tır. Dilediği anda da geri alır. Aklın gelişmesi kalbin gelişmesine, yani Allah’ı zikir ile kalbi doyurmaya bağlıdır. Aklı ve kalbi kapalı tutan şeyler; hırs ve bencilliktir. Kıskançlık gösteren bir insan aklının önemli bir bölümünü kaybeder. Kıskançlık duygusu onu sürekli meşgul eder aklını oyalar. Devamlı kıskandığını düşünür, sinirlenir, ona kin duyar. Bu durumda kıskançlık duygusuna kapılan insan akletme yeteneğini kaybeder. Etrafındaki gerçekleri aklıselim ve mantıklı bir biçimde değerlendiremez.

Duygularımız aklın kontrolünden çıktığı zaman anarşiye düşeceğimiz unutulmamalı. Aklın yönetiminde olan duygularla çalıştığımızda üretim ve kalite artar. Kulağımız, gözümüz, dilimiz, elimiz, ayağımız, ağzımız, midemiz, aklımızla irtibatlı ise başımız selamettedir! Aksi halde; duyulmayacakları duyduğumuzda, görülmeyecekleri gördüğümüzde, söylenmeyecekleri söylediğimizde, gidilmeyecek yerlere gittiğimizde, yenmeyecekleri yediğimizde ve doyduğumuz halde, aldığımız lezzet karşılığında, rahatsız olacak kadar yiyerek midemizi haddinden fazla doldurduğumuzda, başımız dertten kurtulmaz.

Akıl sahibi başkasının aklından istifade edendir. Doğruları daha rahat kabul edebilen kimselerdir. “O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarıma müjdele! İşte onlardır Allah’ın hidayetine mazhar olanlar ve işte onlardır akl-ı selim sahibi olanlar. Zümer suresi 18” İnkârcıların aklı kapalı olduğu için, Varlık âlemi Allah’ın delilleriyle dolu olduğu halde inkârcılar göremez. Onun için Allah, akıl sahiplerini iman etmeye çağırır. …..İşte Allah, size ayetlerini böylece açıklıyor, umulur ki düşünüp hikmetini anlanırsınız. “Nur suresi 61”
Bir insan kalbini hırstan, bencillikten temizlediği nispetçe Allah’a yaklaşır ve akıl sahibi olur. İnsanın heva ve hevesi ne kadar ön plana çıkarsa, aklın mertebeleri o kadar belirginleşir.
İnsan, ya Allah’a veya hevasına itaat eder. İnsan hevasına kilitlendiğinde, kalbi mühürlenir. Yani doğru olana karşı kapılar kapanır. Kalb düşünme ve kavrama yeteneğini kaybeder, körelir, duyarsızlaşır. Manevi fonksiyonlarını yerine getiremez, yani akledemez hale gelir.

Akledemeyen insanları Kur’an şöyle tarif ediyor: (İnkârcıların hakka çağıranın durumu, tıpkı bağırıp çağırmadan başka bir şeyden anlamayan hayvanlara haykıran çobanın durumuna benzer. Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Bundan ötürü akıllarını kullanıp gerçeği anlayamazlar) (Bakara, 171)

Aklı örten sebeplerden en önde gelenleri duygusallıktır. Bu hal son derece zararlıdır. Pek çok insanı akletmekten alı kor. Onun için aklımızı duygularımıza esir etmemeliyiz. Sevgi duygusallığımızı kullanırken, aklın süzgecinden geçirmeliyiz. İnsan farkına varmadan sevilmeyecekleri de sevebilir. Sevilecek insan ve nesneler, Kur’an özellikli olmalıdır

Aklın kaynağı, Allah korkusudur. Bu hususta Allah Kur’anda, mealen şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Siz Allah’ı sayar haramlardan sakınırsanız, Allah size hakkı batıldan ayırt edecek bir anlayış, kuvvet verir, sizin günahlarınızı örter, sizi affeder. Allah lütuf sahibidir. (enfal suresi, 29) Allah’tan korkmak herkesin anlayacağı tabirle; Allah’ın ihsan edeceği nimetlerden, (rızasından) mahrum olmak, cezalandıracağını düşünmektir. Allah, müminleri rızası noktasında bulundursun, aklımızı ve imanımızı muhafaza etsin! Amin….
03. 01. 2014
Durmuş Göktekin
 
Üst Alt