Süper ligin en önemli derbilerinden birisi olan Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşmasını hatalarıyla, sevaplarıyla geride bıraktık. Maç sonucunu, taraftarlar kendi penceresinden, spor yazarları ve yorumcular da bir başka pencereden yorumladı. Penceresi dünyaya kapalı olanlar da, zihinlerindeki 'örümcekli' duvarları seyretti.
Sonuçta bu bir maç, biri kaybetti, biri kazandı. Ancak bu maçta bir küçük "ayrıntı" vardı ki, her zaman oldu u gibi birilerinin kanına dokundu. Ve gazete sayfalarına haber olarak yansıdı. Maçın genç hakemi Fırat Aydınus, başlama düdü ünden önce "dua" etti ve maçı başlattı. Herhalde, yeryüzünde bundan daha do al bir şey olamaz. Hangi dinden, hangi mezhepten ve ırktan olursa olsun insanlar kendilerince gerekli gördükleri zamanlarda ya da mekanlarda dua ederler. En do al insan davranışı bunu gerektirir.
Ancak, bu tür normal insan davranışlarının "normal" karşılanmadı ı, kıyısından köşesinden tırtıklanarak arkasında başka "niyetler"in arandı ı tek bir ülke vardır ki, o da Türkiye'dir. Maç başında, televizyondan Fırat Aydınus'un duasını görünce, "eyvah" yarın gazeteler, televizyonlar bu görüntüden ne anlamlar çıkaracaklar, hatta 'laikli in tehdit altında oldu u' yorumunu bile yapacaklar diye düşündüm.
Gerçi, en azından şimdilik bu kadar abartmadılar, yani işi laikli e kadar götürmediler ama, yine de bir "kılçık" atmadan duramadılar.
Mesela, Milliyet, hakemin dua okumasını şu cümlelerle duyurdu okurlarına: "32 yaşındaki hakemin daha önceki maçlarında santra yuvarla ı içinde dua okudu una hiç tanık olmadı ını belirten hakem meslektaşları, Aydınus'un inançlı bir insan oldu unu, ancak bu tavrına şaşırdıklarını söyledi. Aydınus'un milyonlarca kişinin izledi i çok önemli bir maça dua okuyarak başlamasına ise bazı çevreler tepki gösterdi. Genç hakemin soyunma odasında da dua edebilece ini savunanlar, bu davranışının göstermelik oldu unu iddia etti."
İşte böylesine "takıntılı" bir zihniyet, ancak Türkiye gibi 'düşüncede normalleşme evrimi'ni henüz tamamlayamamış ülkelerin gazetelerinde, televizyonlarında önemli bir haber haline geliyor, gündem oluşturuyor. Oysa, zihin yapıları normal çalışan, "ideolojik takıntıları" olmayan, normal demokratik ülkelerde bu tür ayrıntıların hiçbir şekilde haber de eri yoktur.
Nitekim, gerek dünya futbolunun markası haline gelmiş Avrupa'daki futbol takımlarında, gerekse Arjantin, Brezilya gibi di er ülkelerin ünlü futbol takımlarında oyuncular, maça çıkarken kendi dinlerine has dualar ederler, "haç" çıkarırlar ve bu sıradan bir olaydır. Bu ülkelerdeki hiçbir gazete de çıkıp, "Vay, falan futbolcu maça çıkarken haç çıkardı, oysa duasını gizlice soyunma odasında yapmalıydı" diye haber yapmaya kalkmaz. En azından bugüne kadar, bu ülkelerin gazetelerinde böylesine "arızalı" bir haber okumadık.
Ama ne hikmetse, Türk basını için bir futbolcunun ya da hakemin dua ederek sahaya çıkması her zaman "cazip" bir haber olmuştur. Acaba diyorum, bizim zihinsel kodlarımız da mı bir "arıza" var?
Sonuçta bu bir maç, biri kaybetti, biri kazandı. Ancak bu maçta bir küçük "ayrıntı" vardı ki, her zaman oldu u gibi birilerinin kanına dokundu. Ve gazete sayfalarına haber olarak yansıdı. Maçın genç hakemi Fırat Aydınus, başlama düdü ünden önce "dua" etti ve maçı başlattı. Herhalde, yeryüzünde bundan daha do al bir şey olamaz. Hangi dinden, hangi mezhepten ve ırktan olursa olsun insanlar kendilerince gerekli gördükleri zamanlarda ya da mekanlarda dua ederler. En do al insan davranışı bunu gerektirir.
Ancak, bu tür normal insan davranışlarının "normal" karşılanmadı ı, kıyısından köşesinden tırtıklanarak arkasında başka "niyetler"in arandı ı tek bir ülke vardır ki, o da Türkiye'dir. Maç başında, televizyondan Fırat Aydınus'un duasını görünce, "eyvah" yarın gazeteler, televizyonlar bu görüntüden ne anlamlar çıkaracaklar, hatta 'laikli in tehdit altında oldu u' yorumunu bile yapacaklar diye düşündüm.
Gerçi, en azından şimdilik bu kadar abartmadılar, yani işi laikli e kadar götürmediler ama, yine de bir "kılçık" atmadan duramadılar.
Mesela, Milliyet, hakemin dua okumasını şu cümlelerle duyurdu okurlarına: "32 yaşındaki hakemin daha önceki maçlarında santra yuvarla ı içinde dua okudu una hiç tanık olmadı ını belirten hakem meslektaşları, Aydınus'un inançlı bir insan oldu unu, ancak bu tavrına şaşırdıklarını söyledi. Aydınus'un milyonlarca kişinin izledi i çok önemli bir maça dua okuyarak başlamasına ise bazı çevreler tepki gösterdi. Genç hakemin soyunma odasında da dua edebilece ini savunanlar, bu davranışının göstermelik oldu unu iddia etti."
İşte böylesine "takıntılı" bir zihniyet, ancak Türkiye gibi 'düşüncede normalleşme evrimi'ni henüz tamamlayamamış ülkelerin gazetelerinde, televizyonlarında önemli bir haber haline geliyor, gündem oluşturuyor. Oysa, zihin yapıları normal çalışan, "ideolojik takıntıları" olmayan, normal demokratik ülkelerde bu tür ayrıntıların hiçbir şekilde haber de eri yoktur.
Nitekim, gerek dünya futbolunun markası haline gelmiş Avrupa'daki futbol takımlarında, gerekse Arjantin, Brezilya gibi di er ülkelerin ünlü futbol takımlarında oyuncular, maça çıkarken kendi dinlerine has dualar ederler, "haç" çıkarırlar ve bu sıradan bir olaydır. Bu ülkelerdeki hiçbir gazete de çıkıp, "Vay, falan futbolcu maça çıkarken haç çıkardı, oysa duasını gizlice soyunma odasında yapmalıydı" diye haber yapmaya kalkmaz. En azından bugüne kadar, bu ülkelerin gazetelerinde böylesine "arızalı" bir haber okumadık.
Ama ne hikmetse, Türk basını için bir futbolcunun ya da hakemin dua ederek sahaya çıkması her zaman "cazip" bir haber olmuştur. Acaba diyorum, bizim zihinsel kodlarımız da mı bir "arıza" var?