Lugat manası: Müddet ve mühlet demektir. Tasdik makamında evet anlamında da kullanılır. Çoğulu âcâl olarak ifade edilir.
Ecel sözcüğü ve türevleri, Kurânda; muhtelif âyetlerde yer alır. Bu âyetleri görünce Kurânda nasıl ve ne anlamlarda kullanıldığına muttali olacağız. Ve Allahın izni ve keremiyle hem kelimenin anlamı hem de konu hakkında tatmin olacağız. Âyetler:
Mürselat 12. Lieyyi yevmin uccilet.
Mürselat 13. Liyevmilfasli.
Hangi güne tecil edildi?
Fasıl gününe..
Konuyu anlamak için surenin başından gelinmelidir.
Âyetten evvelki diğer âyetleri dikkate alıp, Bütün bunlar hangi güne tecil edildi? tarzında anlamalıyız. Burada biz üccilet sözcüğünü tecil edildi diye kısa ifadeyle verdik.
Zira üccilet sözcüğünün Türkçe karşılığını tek kelimeyle ifade edemiyoruz.
Ancak cümle kurarak anlatmak mümkün olacak.
Hangi güne ecellendi: Yani bu olayların olacağı son saat hangisidir?
13. âyette de o son gün bildirilir: Yevm-ül fasl ayırt günü. Kıyamet günü kasdediliyor.
Görüyoruz ki burada ecel sözcüğü, insanlara, evrene tanınmış olan sürenin, müddetin bittiği son gün/son saat anlamıyla kullanılmıştır.
Kasas :27. Kale innı ürıdü en ünkihake ıhdebneteyye hateyni ala en te'cüranı semaniye hıcec* fe in etmente aşran fe min ındik* ve ma ürıdü en eşükka aleyk* setecidünı in şaellahü minas salihıyn
Dedi ki: Bana sekiz sene ücretli çalışmak üzere, ben şu iki kızımın birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yılı tamamlarsan, o kendinden bir fazlalık. Bununla birlikte seni zorlamak istemiyorum. İnşaallah beni salihlerden bulacaksın.
Kasas 28. Kale zalike biynı ve beynek* eyyemel eceleyni kadaytü fe la udvane aleyy* vallahü ala ma nekulü vekıl
...... . Bu iki ecelden herhangi birini tamamlarsan,...
Kasas 29. Felemma kada musel ecele ve sara bi ehlihı anese min canibit türi nasa* kale li ehlihimküsu innı anestü naral leallı atıküm minha bi haberin ev cezvetim minen nari lealleküm tastalun
Ne zamanki eceli gerçekleştirip ailesiyle yola çıktı. ...
âyette geçen ecel sözcüklerinin anlamı da kararlaştırılan sürenin son günü/son saati demektir.
Yani ne zamanki Musa kararlaştırılan sürenin son günü/son saatini de yükümlülüğünü tastamam yerine getirdi demektir.
Bu ifadeler biraz karmaşık ve incelik taşıdıklarından genellikle süreyi doldurdu şekliyle ifade edile gelmiştir.
Zira sürenin son saati, son saniyesi gelip çattıysa ve yükümlülükte kusur olmadıysa zaten süre de dolmuş sayılır. O nedenle meallerde ayrıntısız süre doldu anlamı yanlış sayılmaz.
Bakara 231 ve 232: febeleğne ecelehünne = ecellerine yetiştiklerinde
Bakara 234: feiza beleğne ecelehünne = ecellerine yetiştikleri zaman,
Bakara 235: ...hatta yeblüğal kitâbü ecelehü = farz olan bekleme süresi eceline ulaşmadan.....
Talak suresi âyet 2 : feizâ belağne ecelehünne = ecellerine ulaştıkları zaman,...
Talak suresi âyet 4: ve ûlâtül ehmâli ecelühünne en yedane hamlehünne = hamilelerin eceli yüklerini koymalarıdır/çocuğu doğurmaları veya düşürmeleridir.
Bu âyetlerde ecel sözcüğünün İddet/ bekleme süresinin son günü son saati anlamında kullanıldığını görüyoruz.
Hud 3: yümettiküm metâan hasenen ilâ ecelin müsemmen = adı konmuş bir ecele kadar size güzel mal kazandırsın./sizi güzel güzel yaşatsın.
Hacc 33: ....leküm fihâ menâfiu ilâ ecelin müsemmen... = sizin için onlarda adı konmuş ecele kadar bir takım menfeaatlar var. ...
Bakara suresi âyet 282: ... izâ tedâyentüm bideynin ilâ ecelin müsemmen... = ...adı konmuş bir ecele kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman... (senet vadesi; senesi, ayı ve günü)
Hacc 5: ..ve nügırrü filerhâmi mâ neşâü ilâ ecelin müsemmen.... = ve dilediğimiz bir adı konmuş ecele kadar rahimlerde durdururuz... (doğum vakti)
Yer gök tüm varlıklar için ecel vardır:
Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah,Kuranda;
Rad 2 Allahüllezı rafeas semavati bi ğayri amedin teravneha sümmesteva alel arşi ve sehharaş şemse vel kamer* yüdebbirul emra yüfassılül ayati lealleküm bi likai rabbiküm tukınun
Allah, Odur ki Semavatı gördüğünüz bir direk olmaksızın refetti /yükseltti Sonra Arş üzerine istiva etti. Güneşi, Kameri musahhar kılmıştır /hükmüne boyun eğdirmiştir. Herbiri bir ecel-i müsemma için akıp gider. Emri tedbir eder, ayetleri tafsil eder; Rabbinize lıkaya ikan edesiniz diye.
İsrâ 99 Evelem yerav ennAllahelleziy halekas Semavati vel Arda kadirun alâ en yahluka mislehüm ve ceale lehüm ecelen la raybe fiyh* feebez zalimune illâ küfura;
Görmediler mi ki, Semavatı ve Arzı yaratmış olan Allah, kendilerinin mislini de yaratmaya Kaadirdir. Onlar için kendisinde şüphe olmayan bir ecel takdir etmiştir. Zalimler ancak küfür olarak yaklaştılar/kabul ettiler.
Fâtır 13 Yulicül leyle fiyn nehari ve yulicün nehare fiyl leyli ve sahhareş Şemse vel Kamere küllün yecriy li ecelin müsemma* zlikümullahu Rabbüküm lehul Mülk* velleziyne ted'une min dunihi ma yemlikune min kıtmiyr;
Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ayı tashir etmiştir /boyun eğdirmiştir . Herbiri müsemma /belirlenmiş, isimlenmiş bir ecele akıp gider. İşte budur Allah, Rabbiniz! Onundur mülk! Ondan başka çağırdıklarınız bir hurma çekirdeğinin zarına bile malik değildirler.
Lukman 29 Elem tera ennAllahe yulicülleyle fiynnehari ve yulicünnehare fiylleyli ve sahhareş Şemse vel Kamere küllün yecriy ila ecelin müssemmen ve ennAllahe bima ta'melune Habiyr;
Görmedin mi ki Allah, geceyi gündüzün içine sokuyor, gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve Ayı tashir etmiştir /boyun eğdirmiştir. Herbiri müsemma bir ecele akıp gider. Ve Allah amellerinizi Habiyrdir.
Zümer 5 Halekas Semavati vel Arda bil hakk* yükevvirulleyle alennehari ve yükevvirun nehare alelleyli ve sahhareşŞemse vel Kamer* küllün yecriy li ecelin müsemma* ela huvel Aziyzül Ğaffar;
Semavatı ve Arzı Bil-Hakk yarattı . Geceyi gündüzün üzerine dürer/sarar/ dolar, gündüzü de geceniz üzerine dolar. Güneşi ve ayı musahhar kılmıştır. Herbiri bir ecel-i müsemma /belli bir vakit için akıp gider. Agah olun, O, Aziyzdir, Ğaffardır.
Ahkâf 3 Ma halaknes Semavati vel Arda ve ma beynehüma illâ bil Hakkı ve ecelin müsemma* velleziyne keferu amma ünziru mu'ridun;
Biz, Semavatı, Arzı ve ikisi arasındakileri ancak Bil-Hakk ve bir ecel-i müsemma üzre yarattık. Kafir olanlar /gerçeği reddedenler ise uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.
Rum 8 Evelem yetefekkeru fiy enfüsihim* ma halekAllahus Semavati vel Arda ve ma beynehüma illâ bil Hakkı ve ecelin müsemma* ve inne kesiyren minenNasi bi Lıkai Rabbihim lekafirun;
Enfüslerinde/kendi içlerinde/kendileri hakkında hiç tefekkür etmediler mi? Allah, Semaları, Arzı ve ikisi arasında olan şeyleri ancak Bil-Hakk ve ecel-i müsemma olarak yarattı. Muhakkak ki insanlardan çoğu Rablerinin Lıkasına kafirlerdir.
semâvat ve arzın hak ile ve yaratıldığı ve adı konulan bir ecele kadar varlıklarını sürdürecekleri gecenin gündüzün, güneşin ayın belirlenmiş ecele doğru akıp gittiğini bildirmektedir.
Yani evrenin de bir eceli/bitiş, yok oluş anı ardır.
İnsanlar ve diğer canlılar için de ecel vardır:
Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah,Kuranda;
Enâm 2: Huvelleziy halekaküm min tıynin sümme kada ecela* ve ecelün müsemmen ındehu sümme entüm temterun;
Sizi bir balçıktan yaratmış olan Odur. Sonra eceli gerçekleştirmiştir. Ve adı belirlenmiş ecel onun katındadır. Bütün bunlardan sonra siz hala kuşkulanıp duruyorsunuz.
Rad 38:
.........Likülli ecelin kitebün = Her ecel için bir yazı/kitap vardır.
(Haber verilen bildirilen her ecel ile ilgili Allah katında ayrı ayrı bir yazı vardır. Yani onların bir gerekçesi, hikmeti ve nedeni vardır. Hiç birisi nedensiz ve anlamsız değildir. Bizler bilemesek de.)
Ankebut 53: Ve yesta'ciluneke bil azâb* ve levla ecelün müsemmen lecaehümül azâb* ve le ye'tiyennehüm bağteten ve hüm la yeş'urun;
Azabı senden çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş/adı konmuş bir ecel olmasaydı, azap onlara elbette gelmiş olacaktı. Fakat o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bundan kuşku yok.
Diye buyurmaktadır.
Ecel sözcüğü ve türevleri, Kurânda; muhtelif âyetlerde yer alır. Bu âyetleri görünce Kurânda nasıl ve ne anlamlarda kullanıldığına muttali olacağız. Ve Allahın izni ve keremiyle hem kelimenin anlamı hem de konu hakkında tatmin olacağız. Âyetler:
Mürselat 12. Lieyyi yevmin uccilet.
Mürselat 13. Liyevmilfasli.
Hangi güne tecil edildi?
Fasıl gününe..
Konuyu anlamak için surenin başından gelinmelidir.
Âyetten evvelki diğer âyetleri dikkate alıp, Bütün bunlar hangi güne tecil edildi? tarzında anlamalıyız. Burada biz üccilet sözcüğünü tecil edildi diye kısa ifadeyle verdik.
Zira üccilet sözcüğünün Türkçe karşılığını tek kelimeyle ifade edemiyoruz.
Ancak cümle kurarak anlatmak mümkün olacak.
Hangi güne ecellendi: Yani bu olayların olacağı son saat hangisidir?
13. âyette de o son gün bildirilir: Yevm-ül fasl ayırt günü. Kıyamet günü kasdediliyor.
Görüyoruz ki burada ecel sözcüğü, insanlara, evrene tanınmış olan sürenin, müddetin bittiği son gün/son saat anlamıyla kullanılmıştır.
Kasas :27. Kale innı ürıdü en ünkihake ıhdebneteyye hateyni ala en te'cüranı semaniye hıcec* fe in etmente aşran fe min ındik* ve ma ürıdü en eşükka aleyk* setecidünı in şaellahü minas salihıyn
Dedi ki: Bana sekiz sene ücretli çalışmak üzere, ben şu iki kızımın birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yılı tamamlarsan, o kendinden bir fazlalık. Bununla birlikte seni zorlamak istemiyorum. İnşaallah beni salihlerden bulacaksın.
Kasas 28. Kale zalike biynı ve beynek* eyyemel eceleyni kadaytü fe la udvane aleyy* vallahü ala ma nekulü vekıl
...... . Bu iki ecelden herhangi birini tamamlarsan,...
Kasas 29. Felemma kada musel ecele ve sara bi ehlihı anese min canibit türi nasa* kale li ehlihimküsu innı anestü naral leallı atıküm minha bi haberin ev cezvetim minen nari lealleküm tastalun
Ne zamanki eceli gerçekleştirip ailesiyle yola çıktı. ...
âyette geçen ecel sözcüklerinin anlamı da kararlaştırılan sürenin son günü/son saati demektir.
Yani ne zamanki Musa kararlaştırılan sürenin son günü/son saatini de yükümlülüğünü tastamam yerine getirdi demektir.
Bu ifadeler biraz karmaşık ve incelik taşıdıklarından genellikle süreyi doldurdu şekliyle ifade edile gelmiştir.
Zira sürenin son saati, son saniyesi gelip çattıysa ve yükümlülükte kusur olmadıysa zaten süre de dolmuş sayılır. O nedenle meallerde ayrıntısız süre doldu anlamı yanlış sayılmaz.
Bakara 231 ve 232: febeleğne ecelehünne = ecellerine yetiştiklerinde
Bakara 234: feiza beleğne ecelehünne = ecellerine yetiştikleri zaman,
Bakara 235: ...hatta yeblüğal kitâbü ecelehü = farz olan bekleme süresi eceline ulaşmadan.....
Talak suresi âyet 2 : feizâ belağne ecelehünne = ecellerine ulaştıkları zaman,...
Talak suresi âyet 4: ve ûlâtül ehmâli ecelühünne en yedane hamlehünne = hamilelerin eceli yüklerini koymalarıdır/çocuğu doğurmaları veya düşürmeleridir.
Bu âyetlerde ecel sözcüğünün İddet/ bekleme süresinin son günü son saati anlamında kullanıldığını görüyoruz.
Hud 3: yümettiküm metâan hasenen ilâ ecelin müsemmen = adı konmuş bir ecele kadar size güzel mal kazandırsın./sizi güzel güzel yaşatsın.
Hacc 33: ....leküm fihâ menâfiu ilâ ecelin müsemmen... = sizin için onlarda adı konmuş ecele kadar bir takım menfeaatlar var. ...
Bakara suresi âyet 282: ... izâ tedâyentüm bideynin ilâ ecelin müsemmen... = ...adı konmuş bir ecele kadar birbirinize borç verdiğiniz zaman... (senet vadesi; senesi, ayı ve günü)
Hacc 5: ..ve nügırrü filerhâmi mâ neşâü ilâ ecelin müsemmen.... = ve dilediğimiz bir adı konmuş ecele kadar rahimlerde durdururuz... (doğum vakti)
Yer gök tüm varlıklar için ecel vardır:
Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah,Kuranda;
Rad 2 Allahüllezı rafeas semavati bi ğayri amedin teravneha sümmesteva alel arşi ve sehharaş şemse vel kamer* yüdebbirul emra yüfassılül ayati lealleküm bi likai rabbiküm tukınun
Allah, Odur ki Semavatı gördüğünüz bir direk olmaksızın refetti /yükseltti Sonra Arş üzerine istiva etti. Güneşi, Kameri musahhar kılmıştır /hükmüne boyun eğdirmiştir. Herbiri bir ecel-i müsemma için akıp gider. Emri tedbir eder, ayetleri tafsil eder; Rabbinize lıkaya ikan edesiniz diye.
İsrâ 99 Evelem yerav ennAllahelleziy halekas Semavati vel Arda kadirun alâ en yahluka mislehüm ve ceale lehüm ecelen la raybe fiyh* feebez zalimune illâ küfura;
Görmediler mi ki, Semavatı ve Arzı yaratmış olan Allah, kendilerinin mislini de yaratmaya Kaadirdir. Onlar için kendisinde şüphe olmayan bir ecel takdir etmiştir. Zalimler ancak küfür olarak yaklaştılar/kabul ettiler.
Fâtır 13 Yulicül leyle fiyn nehari ve yulicün nehare fiyl leyli ve sahhareş Şemse vel Kamere küllün yecriy li ecelin müsemma* zlikümullahu Rabbüküm lehul Mülk* velleziyne ted'une min dunihi ma yemlikune min kıtmiyr;
Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ayı tashir etmiştir /boyun eğdirmiştir . Herbiri müsemma /belirlenmiş, isimlenmiş bir ecele akıp gider. İşte budur Allah, Rabbiniz! Onundur mülk! Ondan başka çağırdıklarınız bir hurma çekirdeğinin zarına bile malik değildirler.
Lukman 29 Elem tera ennAllahe yulicülleyle fiynnehari ve yulicünnehare fiylleyli ve sahhareş Şemse vel Kamere küllün yecriy ila ecelin müssemmen ve ennAllahe bima ta'melune Habiyr;
Görmedin mi ki Allah, geceyi gündüzün içine sokuyor, gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve Ayı tashir etmiştir /boyun eğdirmiştir. Herbiri müsemma bir ecele akıp gider. Ve Allah amellerinizi Habiyrdir.
Zümer 5 Halekas Semavati vel Arda bil hakk* yükevvirulleyle alennehari ve yükevvirun nehare alelleyli ve sahhareşŞemse vel Kamer* küllün yecriy li ecelin müsemma* ela huvel Aziyzül Ğaffar;
Semavatı ve Arzı Bil-Hakk yarattı . Geceyi gündüzün üzerine dürer/sarar/ dolar, gündüzü de geceniz üzerine dolar. Güneşi ve ayı musahhar kılmıştır. Herbiri bir ecel-i müsemma /belli bir vakit için akıp gider. Agah olun, O, Aziyzdir, Ğaffardır.
Ahkâf 3 Ma halaknes Semavati vel Arda ve ma beynehüma illâ bil Hakkı ve ecelin müsemma* velleziyne keferu amma ünziru mu'ridun;
Biz, Semavatı, Arzı ve ikisi arasındakileri ancak Bil-Hakk ve bir ecel-i müsemma üzre yarattık. Kafir olanlar /gerçeği reddedenler ise uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.
Rum 8 Evelem yetefekkeru fiy enfüsihim* ma halekAllahus Semavati vel Arda ve ma beynehüma illâ bil Hakkı ve ecelin müsemma* ve inne kesiyren minenNasi bi Lıkai Rabbihim lekafirun;
Enfüslerinde/kendi içlerinde/kendileri hakkında hiç tefekkür etmediler mi? Allah, Semaları, Arzı ve ikisi arasında olan şeyleri ancak Bil-Hakk ve ecel-i müsemma olarak yarattı. Muhakkak ki insanlardan çoğu Rablerinin Lıkasına kafirlerdir.
semâvat ve arzın hak ile ve yaratıldığı ve adı konulan bir ecele kadar varlıklarını sürdürecekleri gecenin gündüzün, güneşin ayın belirlenmiş ecele doğru akıp gittiğini bildirmektedir.
Yani evrenin de bir eceli/bitiş, yok oluş anı ardır.
İnsanlar ve diğer canlılar için de ecel vardır:
Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah,Kuranda;
Enâm 2: Huvelleziy halekaküm min tıynin sümme kada ecela* ve ecelün müsemmen ındehu sümme entüm temterun;
Sizi bir balçıktan yaratmış olan Odur. Sonra eceli gerçekleştirmiştir. Ve adı belirlenmiş ecel onun katındadır. Bütün bunlardan sonra siz hala kuşkulanıp duruyorsunuz.
Rad 38:
.........Likülli ecelin kitebün = Her ecel için bir yazı/kitap vardır.
(Haber verilen bildirilen her ecel ile ilgili Allah katında ayrı ayrı bir yazı vardır. Yani onların bir gerekçesi, hikmeti ve nedeni vardır. Hiç birisi nedensiz ve anlamsız değildir. Bizler bilemesek de.)
Ankebut 53: Ve yesta'ciluneke bil azâb* ve levla ecelün müsemmen lecaehümül azâb* ve le ye'tiyennehüm bağteten ve hüm la yeş'urun;
Azabı senden çarçabuk istiyorlar. Eğer belirlenmiş/adı konmuş bir ecel olmasaydı, azap onlara elbette gelmiş olacaktı. Fakat o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir. Bundan kuşku yok.
Diye buyurmaktadır.