“Edeple Varış Lütufla Dönüş” Örneği
Şafi mezhebi fıkıh alimlerinden Ebu Said Abdullah bin. Asrun ilim tahsil etmek için gittiği Bağdat’ta yaşadığı bir hadiseyi şöyle anlatır: “Nizamiye medresesinde İbnü’s-Sekka adındaki bir arkadaşımla boş zamanlarımızda sürekli şehirdeki salih kimseleri ziyarete giderdik. Bir ara şehirde bir gavs olduğunu, bu gavsın bazen göründüğünü, bazen de görünmediğini duyduk. Bu haber üzerine henüz genç olan bizim Abdülkadir-i Geylani’yi de yanımıza alarak bu gavsın ziyaretine gittik.
Yolda İbnü’s-Sekka “Ben ona öyle bir soru soracağım ki bilemeyecektir” dedi. Ben de bir soru sormak istediğimi söyledim. Abdülkadir-i Geylani ise; “Böyle bir kişiyi imtihan etmekten ALLAH’a (cc) sığınırım. Ben sadece onun bereketine nail olmayı isterim” dedi.
Bu niyetlerle vardık Gavs’ın huzuruna. İbnü’s-Sekka’ya kızgın bir yüz ifadesiyle bakan Gavs: “Yazık sana ey İbnü’s-Sekka! Sen bu soruyu soracaktın, beni imtihan edecektin öyle mi? İşte sorunun cevabı şudur oğlum. Yalnız seni küfür ateşinde görüyorum, kendine dikkat et!” dedi. Sonra bana dönerek şunları söyledi: “Ey Abdullah! Senin sorunun cevabı da şudur oğlum. Seni de kulaklarına kadar dünyaya batmış görüyorum. Sen de dikkat et!” Daha sonra Abdulkadir’e şefkatle bakarken memnuniyetini belli eden bir ses tonuyla: “Ey Abdülkadir! Sen sahip olduğun bu edeple ALLAH (cc) ve Rasulü’nü razı ettin. Seni Bağdat kürsüsüne çıkmış, ayağını da bütün velilerin boyu üzerine basmış görüyorum. Evladım ALLAH (cc) yolunu açık etsin…” dedi ve gözden kayboldu.
Bundan sonra Abdülkadir-i Geylani maneviyatta yükseldikçe yükseldi. İbnü’s-Sekka ilimde sırtı yere gelmez hale geldi. Halife onu elçi yaparak Rum kralına gönderdi. Rum kralın’ın kızına aşk oldu ve onu kraldan istedi. Rum kralı da dininden dönmesi halinde kızını ona vereceğini söyledi. İbnü’s-Sekka dinden döndü, kızla evlendi. Daha sonra küfür üzerine ölüp gittiğini duydum. Bana gelince… Ben de zengin oldum, ilmi terk ettim ve kulaklarıma kadar dünyaya
battım...”
Semerkand Aile
Efser BERİN • 44. Sayı / DİĞER YAZILAR
Şafi mezhebi fıkıh alimlerinden Ebu Said Abdullah bin. Asrun ilim tahsil etmek için gittiği Bağdat’ta yaşadığı bir hadiseyi şöyle anlatır: “Nizamiye medresesinde İbnü’s-Sekka adındaki bir arkadaşımla boş zamanlarımızda sürekli şehirdeki salih kimseleri ziyarete giderdik. Bir ara şehirde bir gavs olduğunu, bu gavsın bazen göründüğünü, bazen de görünmediğini duyduk. Bu haber üzerine henüz genç olan bizim Abdülkadir-i Geylani’yi de yanımıza alarak bu gavsın ziyaretine gittik.
Yolda İbnü’s-Sekka “Ben ona öyle bir soru soracağım ki bilemeyecektir” dedi. Ben de bir soru sormak istediğimi söyledim. Abdülkadir-i Geylani ise; “Böyle bir kişiyi imtihan etmekten ALLAH’a (cc) sığınırım. Ben sadece onun bereketine nail olmayı isterim” dedi.
Bu niyetlerle vardık Gavs’ın huzuruna. İbnü’s-Sekka’ya kızgın bir yüz ifadesiyle bakan Gavs: “Yazık sana ey İbnü’s-Sekka! Sen bu soruyu soracaktın, beni imtihan edecektin öyle mi? İşte sorunun cevabı şudur oğlum. Yalnız seni küfür ateşinde görüyorum, kendine dikkat et!” dedi. Sonra bana dönerek şunları söyledi: “Ey Abdullah! Senin sorunun cevabı da şudur oğlum. Seni de kulaklarına kadar dünyaya batmış görüyorum. Sen de dikkat et!” Daha sonra Abdulkadir’e şefkatle bakarken memnuniyetini belli eden bir ses tonuyla: “Ey Abdülkadir! Sen sahip olduğun bu edeple ALLAH (cc) ve Rasulü’nü razı ettin. Seni Bağdat kürsüsüne çıkmış, ayağını da bütün velilerin boyu üzerine basmış görüyorum. Evladım ALLAH (cc) yolunu açık etsin…” dedi ve gözden kayboldu.
Bundan sonra Abdülkadir-i Geylani maneviyatta yükseldikçe yükseldi. İbnü’s-Sekka ilimde sırtı yere gelmez hale geldi. Halife onu elçi yaparak Rum kralına gönderdi. Rum kralın’ın kızına aşk oldu ve onu kraldan istedi. Rum kralı da dininden dönmesi halinde kızını ona vereceğini söyledi. İbnü’s-Sekka dinden döndü, kızla evlendi. Daha sonra küfür üzerine ölüp gittiğini duydum. Bana gelince… Ben de zengin oldum, ilmi terk ettim ve kulaklarıma kadar dünyaya
battım...”
Semerkand Aile
Efser BERİN • 44. Sayı / DİĞER YAZILAR