Dünya Sevgisi Hakkında buyurdukları
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Ebu Ubeyde bin Cerrah'ı Bahreyn'e göndermişti. Oradaki haracı getirecekti. Bahreyn'den bir miktar mal getirdi. Ensar, malın geldiğini, Ebu Ubeyde'nin döndüğünü işitti. Ensar, sabah namazında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ile bir araya geldiler. Hz. Peygamber, sabah namazını kıldırdıktan sonra döndü ve onları gördüğünde:
- Zannederim ki siz, Ebu Ubeyde'nin Bahreyn'den bir şeyler getirdiğini işitmişsiniz! Dedi. Onlar da:
- Evet, ey Allah'ın Resulü! Dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdular:
- Sevinin! Duyduğunuz doğrudur. Allah'a yemin ederim ki ben sizin için fakirlikten korkmuyorum. Benim korktuğum, dünyanın sizden öncekilerin üzerine açıldığı gibi açılması, sizin de onlar gibi dünyaya dalmanız. Dünyanın onları helak ettiği gibi sizi de helak etmesidir.” (Buhari, Müslim)
Emr-i bi'l-Maruf Yapanlar hakkında buyurdukları
Enes bin Malik şöyle anlatmıştır: “Bir gün, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem sahabelere buyurdu ki:
- Peygamber ve şehit olmayan fakat kıyamet günü, Allah-u Teâlâ katındaki derece itibarlarından dolayı nurdan minderler üzerinde oturan, peygamber ve şehitlerin kendilerine gıpta ile nazar ettikleri kimseleri, size haber vereyim mi? Sahabeler:
- Onlar kimlerdir ya Resulallah! Diye sordular. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
- Onlar, kulları Allah-u Teâlâ’ya, Allah-u Teâlâ'yı da kullarına sevdiren ve yeryüzünde hayır nasihat ederek dolaşan kimselerdir. Sahabeler:
- Allah'ı kullarına sevdirirler, bunu anladık! Fakat kullarını Allah'a nasıl sevdirirler? Diye sorunca, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
- Onlara Allah'ın muhabbetini celbedecek şeyleri emrederler. O'nun hoş görmediği günah şeylerden de nehyederler. İnsanlar onlara itaat edince, Allah da kendilerini sevmiş olur.” (Beyhaki)
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bu hadis-i şerifte, iyiliği emredip kötülükten sakındıranların, peygamberler ve şehitlerin bile gıpta edeceği kimseler olduğunu müjdelemiştir. İyiliği emretme ve kötülükten sakındırmanın İslam dininde çok büyük bir yeri vardır. Bu, vahyin bereketidir. Bunun kıymetini bilmemiz lazımdır.
Eğer o yeryüzünden kalkarsa her tarafı cehalet sarar, sapıklık yaygınlaşır ve insanlar birbirlerine zulmederler. Şefkat ve merhamet ortadan kalkar, hak ve adalet kalmaz. Bunların sonucunda da insanlar helak olurlar. Bütün bunlara bakarak, üzerimizden vahyin bereketinin kalkmaması için Allah-u Zülcelâl'in emir ve nehiylerine sarılıp diğer insanlara da daima nasihatte bulunmamız lazımdır.
GÜLİSTAN 142. Sayı
Kasım 2012
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Ebu Ubeyde bin Cerrah'ı Bahreyn'e göndermişti. Oradaki haracı getirecekti. Bahreyn'den bir miktar mal getirdi. Ensar, malın geldiğini, Ebu Ubeyde'nin döndüğünü işitti. Ensar, sabah namazında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ile bir araya geldiler. Hz. Peygamber, sabah namazını kıldırdıktan sonra döndü ve onları gördüğünde:
- Zannederim ki siz, Ebu Ubeyde'nin Bahreyn'den bir şeyler getirdiğini işitmişsiniz! Dedi. Onlar da:
- Evet, ey Allah'ın Resulü! Dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdular:
- Sevinin! Duyduğunuz doğrudur. Allah'a yemin ederim ki ben sizin için fakirlikten korkmuyorum. Benim korktuğum, dünyanın sizden öncekilerin üzerine açıldığı gibi açılması, sizin de onlar gibi dünyaya dalmanız. Dünyanın onları helak ettiği gibi sizi de helak etmesidir.” (Buhari, Müslim)
Emr-i bi'l-Maruf Yapanlar hakkında buyurdukları
Enes bin Malik şöyle anlatmıştır: “Bir gün, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem sahabelere buyurdu ki:
- Peygamber ve şehit olmayan fakat kıyamet günü, Allah-u Teâlâ katındaki derece itibarlarından dolayı nurdan minderler üzerinde oturan, peygamber ve şehitlerin kendilerine gıpta ile nazar ettikleri kimseleri, size haber vereyim mi? Sahabeler:
- Onlar kimlerdir ya Resulallah! Diye sordular. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
- Onlar, kulları Allah-u Teâlâ’ya, Allah-u Teâlâ'yı da kullarına sevdiren ve yeryüzünde hayır nasihat ederek dolaşan kimselerdir. Sahabeler:
- Allah'ı kullarına sevdirirler, bunu anladık! Fakat kullarını Allah'a nasıl sevdirirler? Diye sorunca, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
- Onlara Allah'ın muhabbetini celbedecek şeyleri emrederler. O'nun hoş görmediği günah şeylerden de nehyederler. İnsanlar onlara itaat edince, Allah da kendilerini sevmiş olur.” (Beyhaki)
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bu hadis-i şerifte, iyiliği emredip kötülükten sakındıranların, peygamberler ve şehitlerin bile gıpta edeceği kimseler olduğunu müjdelemiştir. İyiliği emretme ve kötülükten sakındırmanın İslam dininde çok büyük bir yeri vardır. Bu, vahyin bereketidir. Bunun kıymetini bilmemiz lazımdır.
Eğer o yeryüzünden kalkarsa her tarafı cehalet sarar, sapıklık yaygınlaşır ve insanlar birbirlerine zulmederler. Şefkat ve merhamet ortadan kalkar, hak ve adalet kalmaz. Bunların sonucunda da insanlar helak olurlar. Bütün bunlara bakarak, üzerimizden vahyin bereketinin kalkmaması için Allah-u Zülcelâl'in emir ve nehiylerine sarılıp diğer insanlara da daima nasihatte bulunmamız lazımdır.
GÜLİSTAN 142. Sayı
Kasım 2012
Son düzenleme: