Onun için de, her zaman, Allah Rasûlünün durumunu kollayıp bize aktaracak, Onunla sürekli içli dışlı olacak çok kadına ihtiyaç vardı. Bu ihtiyaç
Beşeriyet itibariyle, diğer kadınların maruz kaldıkları arazlara, onlar da maruz kalacaklarına göre, böyle hususi durumlarda, Efendimize ait yeni bir hüküm bahis mevzuu olduğunda, bir tek kadın buna nasıl güç yetirecekti? Hayır, bir kadın bütün bu durumları tek başına intikal ettirmeye gücü yetmez ve yetemez
asla, Efendimiz in beşeriyetiyle alâkalı değildi. Tamamen dinî ihtiyaçtan kaynaklanan bir zaruretti. Allah Rasûlü de böyle zaruretten dolayı böyle bir ağır yükün altına girmişti
Bu kadınlar, kendi kavim ve kabilelerinin Allah Rasûlü ne, karabet bağıyla bağlanmalarına vesile oldukları gibi, yüzlerce, binlerce hadisin korunmasına da en büyük vasıta yine onlar olmuştu. Şunu katiyetle söylemeliyim ki, kadınlık âlemi, Allah Rasûlü nün hanımlarına çok şey borçludur. Bütün kadınlar, başlarını onların mübarek ayaklarının altına kaldırım taşı gibi sıralasalar, yine onların hakkını ödeyemezler; evet onların dine bu kadar hizmetleri olmuştur
Demek oluyor ki, Allah Rasûlü nün onlarla evlenmesi, ne cismanî bir ihtiyaçtandı -çünkü Arabistan gibi sıcak bir yerde 53 yaşına gelmiş bir insanın çok kadınla evlenmeye ihtiyacı olduğu kat iyen söylenemez- ne de hanımlarının Onunla evlenmesi, Onun cismaniyetiyle veya dünyalığıyla alâkalıydı. Zira O, insanların en fakiri olarak yaşıyordu. Hanımları da Onun bu durumunu bilerek, Ona zevce olmaya talip idiler. Allah Rasûlü, aynı zamanda, bunlar arasında adalet ve hakkaniyetle muamelede bulunuyor, her birine ancak haftada bir uğrayabiliyordu. Fakat, evvel-âhir, bütün hanımları O ndan bahsederken şöyle diyorlardı: Allah Rasûlü, insanların en güler yüzlüsü, hanımlarıyla en çok latife yapanıydı