- Üyelik Tarihi
- 13 May 2010
- Mesajlar
- 724
- Aldığı Beğeniler
- 12
Kışlara gebe günler. Sevdalar karanlığın koynuna girdiler.
Çiçek dallarında solmaya gitti efna. Gidenler de dönmedi.
Bak gökyüzüne, mavisi buğulanmış. Yağmur ertesi
gökkuşakları kuraklıkta.
Değiş ! diye bağırıyor insanlar kulaklarıma. Efna biliyor
musun, ben sağırım.
Konuş! diye haykırıyor insanlar yüzüme. Efna biliyor musun,
ben dilsizim.
Yaşa! diye yalvarıyor insanlar bana. Efna biliyor musun,
bakışlarım boş.
Yağmur yağar mı dersin? Birazdan yani… Gece bitmeden işte…
Pencere. Gel pencereyi açalım. Bize varlığımızı
hatırlatmaktan usanmayan ve beynimize balyoz gibi inen,
gönlümüze iğne gibi batan yüklerden kurtuluruz belki.
Biliyor musun, atlamak istiyorum pencereden. Atlarsam
bütün bu yükü de kendimle birlikte atacakmışım gibi bir his
var içimde. Dördüncü kattayız. Sence ne kadar sürer
düşüşüm? Bütün yüklerden kurtulmak için yeterli bir zaman
mıdır? Atlamak... düşmek... düşmek... hafiflemek... ve
sonra yeryüzüne çakılmaya yakın kuş olmak istiyorum… Kuş
olup benimle saklambaç oynayan aya doğru uçmak...
Uçmak, uçmak ve kaybolmak... Sen ne sandın..?
Bazen durmak lazım Efna. Sürüklenirken oradan oraya
hayatlar ve insanlar. İçinde değilmiş gibi karşıdan ya da
uzaktan seyretmek gerekir. Akışını durdurup bir parantez
açmak, içine bir şey yazmamak, biraz durmak biraz
akmamak. Biri beni durdursun, bu sen olur musun efna?
Geceye bırakılmışlığımız ile başbaşa kalmış ve üşüyoruz.
Uzaklık ve yakınlık ne garip şeylerdir. Biz bazen birilerini kendimize yakın kabul ederken onlar aslında ne kadar da uzağımızdalar. ya da başkalarının bize mekan olarak yakınken uzak olmaları için bir duvar ne kadar da kafi. bir de şöylesi var tabi: aradaki binlerce duvarı unutup yakın olmak. En önemlisi bu efna. Mesela şahdamarından daha yakın olanı düşün. Bindörtyüz sene evvel yaşamış olanı. Göz görmediği hâlde onlar bize çok yakın.
En yakınımız bizi kendinden uzaklaştırmasın.(amin)
Her gece, bütün şehir uykuya dalınca, bildikleri bütün ninnileri usanmadan söyleyen anneler yavrularının yanıbaşlarında uyuyakalınca, yetimler üstlerini örtmeye gelen anne babalarını düşlerinde görünce, işte en çok o zaman işitiyorum ben dua sesini efna. Gel dua’ya duralım biraz da. Kainat boyu dua çöksün avuçlarımıza. Yankılansın hıçkırıklarımız semâ’da.
Ey kalbim, sakin ol ; hû …
MeVeDDe
________________Çiçek dallarında solmaya gitti efna. Gidenler de dönmedi.
Bak gökyüzüne, mavisi buğulanmış. Yağmur ertesi
gökkuşakları kuraklıkta.
Değiş ! diye bağırıyor insanlar kulaklarıma. Efna biliyor
musun, ben sağırım.
Konuş! diye haykırıyor insanlar yüzüme. Efna biliyor musun,
ben dilsizim.
Yaşa! diye yalvarıyor insanlar bana. Efna biliyor musun,
bakışlarım boş.
Yağmur yağar mı dersin? Birazdan yani… Gece bitmeden işte…
Pencere. Gel pencereyi açalım. Bize varlığımızı
hatırlatmaktan usanmayan ve beynimize balyoz gibi inen,
gönlümüze iğne gibi batan yüklerden kurtuluruz belki.
Biliyor musun, atlamak istiyorum pencereden. Atlarsam
bütün bu yükü de kendimle birlikte atacakmışım gibi bir his
var içimde. Dördüncü kattayız. Sence ne kadar sürer
düşüşüm? Bütün yüklerden kurtulmak için yeterli bir zaman
mıdır? Atlamak... düşmek... düşmek... hafiflemek... ve
sonra yeryüzüne çakılmaya yakın kuş olmak istiyorum… Kuş
olup benimle saklambaç oynayan aya doğru uçmak...
Uçmak, uçmak ve kaybolmak... Sen ne sandın..?
Bazen durmak lazım Efna. Sürüklenirken oradan oraya
hayatlar ve insanlar. İçinde değilmiş gibi karşıdan ya da
uzaktan seyretmek gerekir. Akışını durdurup bir parantez
açmak, içine bir şey yazmamak, biraz durmak biraz
akmamak. Biri beni durdursun, bu sen olur musun efna?
Geceye bırakılmışlığımız ile başbaşa kalmış ve üşüyoruz.
Uzaklık ve yakınlık ne garip şeylerdir. Biz bazen birilerini kendimize yakın kabul ederken onlar aslında ne kadar da uzağımızdalar. ya da başkalarının bize mekan olarak yakınken uzak olmaları için bir duvar ne kadar da kafi. bir de şöylesi var tabi: aradaki binlerce duvarı unutup yakın olmak. En önemlisi bu efna. Mesela şahdamarından daha yakın olanı düşün. Bindörtyüz sene evvel yaşamış olanı. Göz görmediği hâlde onlar bize çok yakın.
En yakınımız bizi kendinden uzaklaştırmasın.(amin)
Her gece, bütün şehir uykuya dalınca, bildikleri bütün ninnileri usanmadan söyleyen anneler yavrularının yanıbaşlarında uyuyakalınca, yetimler üstlerini örtmeye gelen anne babalarını düşlerinde görünce, işte en çok o zaman işitiyorum ben dua sesini efna. Gel dua’ya duralım biraz da. Kainat boyu dua çöksün avuçlarımıza. Yankılansın hıçkırıklarımız semâ’da.
Ey kalbim, sakin ol ; hû …
MeVeDDe
Alıntı