Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Allahu Teâlâyı seven kimse, elbette Onun sevdiklerini de sever. Önce Allahın Habibi Hz. Rasûlullahı s.a.v sever. Sonra ona ait olan, ondan sayılan, onunla anılan her şeyi sever. Sevmesi de gerekir. Bunların başında Ehl-i Beyt gelir.

EHL-İ BEYT KİMDİR?

Ehl-i Beyt, Hz. Rasûlullah s.a.v Efendimizin ailesi ve evlâtlarıdır. Müminlerin anneleri, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüm), Ehl-i Beytin şerefli ferdleridir.( Râzî, Tefsir-i Kebir, XXV, 181)

Rasûlullah s.a.v Efendimizin şerefli nesebi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin vasıtasıyla devam ettiği için, onların kıyamete kadar gelecek olan evlâtları da Ehl-i Beytin birer parçasıdır Onları sevmek her müminin vazifesidir. Bu sevgi çok şerefli ve gereklidir. Kalbinde azıcık Ehl-i Beyt sevgisi bulunmayan kimse, Hz. Rasûlullahın sevgisinde yalancıdır.

Aşağıda vereceğimiz ayet ve hadislerde görüleceği üzere, Hz. Rasûlullahın kendisine tâbi olan amcaları ve onların çocukları da Ehl-i Beytten sayılmıştır.( Bkz:Ibn Atıyye, el-Muharrarul-Veciz, IV, 384. (Beyrut, 1993))

Allah Teâlâ, Hz. Rasûlullah s.a.v Efendimizin ehl-i beytini bizzat Kuranda zikretmiş ve onlara şu şekilde iltifatta bulunmuştur:

Ey Peygamber hanımları! Namazı kılın, zekâtı verin; Allaha ve Rasûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. (Ahzab/33)

Ümmü Seleme validemiz (r. anha) demiştir ki: Bu âyet-i kerime benim evimde indi. Hz Rasûlullah s.a.v Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyini çağırdı. Onları Hayber yapımı geniş bir elbisenin altına topladı, kendisi de içine girdi ve:
İşte bunlar benim ehl-i beytimdir buyurdu. Sonra inen ayet-i kerimeyi okudu ve:

Allahım! Onlardan kötülükleri gider. Onları tertemiz et! diye duâ etti. Ben: Yâ Rasûlellah, ben Ehl-i Beytten değil miyim? dedim. Hz. Rasûlullah s.a.v
Sen benim ehlimsin. Sen zaten hayır içindesin buyurdu.( Taberî, Câmiül-Beyân, Cüz:XXII, Shf:7; Ibnu Kesir, Tefsir, VI, 412-413.)

Rasûlullah s.a.v Efendimiz, Ashâb-ı kirâmı ve ümmetim Ehl-i Beytin hukunu iyi koruma konusunda şiddetle uyarmıştır:

Zeyd b. Erkam (r.a) anlatıyor: Allah Rasûlü s.a.v, Mekke ile Medine arasında Hummen denilen suyun başında bir hutbe verdi. Allaha hamd, sena ve zikirden sonra şöyle buyurdu:

Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beşerim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emanet bırakıyorum. Birincisi Allahın Kitabıdır. Onda nur ve hidayet vardır. Allahın Kitabına sımsıkı sarılın. Onunla meşgul olun, onu öğrenin, öğretin; hükümlerini anlayın. İkinci emanet Ehl-i beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında Allahtan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allahtan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allahtan korkmanızı hatırlatırım. Zeyd b. Erkamı dinleyenler arasında bulunan Husayn b. Sebre,

Ey Zeyd, Rasûlullahın s.a.v zevceleri de Ehl-i Beytten midir? diye sordu, Zeyd (r.a),

Tabi ki Efendimizin hanımları da Ehl-i Beyttendir. Fakat Rasûlullahın s.a.v haklarının korunmasını istediği Ehl-i Beyt, kendilerine sadakanın haram olduğu kimselerdir.dedi. Husayn,

Onlar kimdir? diye sorunca Zeyd b. Erkam (r.a),

Alinin ailesi, Akîlin ailesi, Cafer ve Abbasın âilesidir dedi. Husayn,

Bunlara sadaka haram mıdır? diye sorunca, Zeyd (r.a),

Evet dedi. (Müslim, Fedâilüs-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkıb, 9.)

Âlimlerin ekseriyetine göre Ehl-i Beyt, Rasûlullah s.a.v Efendimizin şerefli aileleri, kızı Hz. Fâtıma, damadı Hz. Ali, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüm) ve kıyamete kadar oların sulbünden gelen zürriyetleridir. Yani Hz. Hüseyinin torunları olan seyitler ve Hz. Hasanın torunları olan şerifler Ehl-i Beytin günümüzdeki şerefli mensuplarıdır. Rasûlullah s.a.v Efendimizin şerefli nesli, kıyamete kadar hiç kesilmeyecektir.

Hz. Hüseyinin (r.a) oğlu Ali Zeynelâbidîn (rah), babası Hz. Hüseyinin şehid edilmesinden sonra, Şamlılar tarafından esir edilerek Dımeşka getirildi. Onu böyle gören zalim bir Şamlı: Sizin kökünüzü kazıyan ve fitnenin başını kesen Allaha hamdolsun! diye, güya onların fitne başı olduğunu ima etmeye çalıştı. Zeynelâbidîn (rah), adama,

Sen Kuranı okudun mu? diye sordu, adam,

Evet, okudum dedi. Zeynelâbidîn (rah),

Sen, Allah Teâlânın, Resûlüm, onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum (Şûrâ/23)âyetini okumadın mı? diye sordu. Adam,

Bu ayette sevilmesi emredilen yakınlar siz misiniz? diye sorunca, İmam, Evet, onlar biziz dedi.( Taberî, Cüz:XXV, Shf:33 (Beyrut, 1995); Suyûtî, ed-Dürrü1-Monsûr, VII, 348



Bir gün İmam Azâm (rah) hocası İmam Cafer es-Sadık hazretlerinden ilim ve hadis dinlemeye gelmişti. Hocası elinde bir asa ile çıkageldi. İmam Azam (rah), Ey Rasûlullahın evlâdı, siz henüz asaya ihtiyaç duyacak bir yaşta değilsiniz dedi. Cafer es-Sâdık (rah),

Evet dediğin gibidir, fakat bu elimdeki asa Hz. Rasûlullahın asasıdır; onu bereket için yanımda taşıyorum dedi. İmam Azam (rah), hemen ileri atılıp bastona sarıldı ve, Ey Rasûlullahın evlâdı, müsaade buyurun, onu öpeyim dedi. Cafer es-Sâdık (rah) hemen kolunu açtı ve İmam Azama göstererek:

Vallahi sen bilirsin ki bu ten Hz. Peygamberin hücrelerini taşıyan bir tendir ve şu gördüğün kıllar da onun kılındandır. Onu öpmüyorsun da asayı öpmek istiyorsun! dedi. Bununla, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyinin zürriyetinin Hz. Peygamberin s.a.v bir parçası olduklarını hatırlattı (Bkz: Muhammed Besyûnî, es-Seyyidc Fâtımatuz-Zehrâ, 37. (Beyrut, 1990))


devam edecek.....
 

ExELaNcE

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
3,446
Aldığı Beğeniler
13
Dostum tşkler paylaşımın için..ama kafama takılan bir soru var..yazmısınız ki:
Rasûlullah s.a.v Efendimizin şerefli nesebi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin vasıtasıyla devam ettiği için, onların kıyamete kadar gelecek olan evlâtları da Ehl-i Beytin birer parçasıdır Onları sevmek her müminin vazifesidir.
..ben öyle ehli beyt örnekleri biliyorum ki:Allah YOLUNDA DEĞİL..benim kanaatim bu ibare biraz düşündürücü..üzerinde durmak lazım..
 

*perwerder*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
2,975
Aldığı Beğeniler
2
benim Ehli-Beyt'im NUH'un gemisi gibidir ona sarılan kurtuluşa erer....Hz.MUHAMMED (sav)
 

HACI BORAN

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
2,198
Aldığı Beğeniler
6
benim Ehli-Beyt'im NUH'un gemisi gibidir ona sarılan kurtuluşa erer....Hz.MUHAMMED (sav
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Orjinal Yazarı ExELaNcE
Dostum tşkler paylaşımın için..ama kafama takılan bir soru var..yazmısınız ki:
Rasûlullah s.a.v Efendimizin şerefli nesebi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin vasıtasıyla devam ettiği için, onların kıyamete kadar gelecek olan evlâtları da Ehl-i Beytin birer parçasıdır Onları sevmek her müminin vazifesidir.
..ben öyle ehli beyt örnekleri biliyorum ki:Allah YOLUNDA DEĞİL..benim kanaatim bu ibare biraz düşündürücü..üzerinde durmak lazım..

Kardeşim belki dediğin gibi olabilir ama bu o kişi bakarak ehli beyt sevilmez anlamı çıkmaz.Hidayet rabbimizin elindedir.O ne zaman hidayet nasib ederse o zaman hidayet bulur.
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
EHL-İ BEYTİ SEVMEK İMANIN ALÂMETİDİR


Allah Teâlâ, müminlere Resûlünün sevilmesini farz kıldığı gibi onun parçası olan ve kendisine inanan yakınlarının da sevilmesini, bu şekilde Peygamberin s.a.vsevindirilmesini istiyor. Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum. (Şûrâ/23)

İbn Abbas (r.a) naklediyor: Bu ayet-i kerime indiği zaman, bazıları, Yâ Resûlellah! Sevmemiz vacip olan bu yakınlarınız kimlerdir? diye sordular; Efendimiz s.a.v,
Ali, Fâtıma ve onların çocukları Hasan ile Hüseyin buyurdu. (Tabarânî, el-Kebîr, No: 2641; Heysemî, Mecmauz-Zevâid, IX, 168

Efendimiz s.a.v, başka bir hadislerinde, onları dost edenleri kendisinin de dost edeceğini, onlara düşmanlık edenlere kendisinin de düşman olacağını beyan buyurmuştur. (Hâkim, Müstedrek, III, 149; Tabarâni, el-Kebîr, No:2619, 2620)

Resûlullah s.a.v Efendimiz, Ehl-i Beytin sevgisinin, kendisini sevmekten ileri geldiğini şöyle belirtmiştir:

Sizi nimetleriyle rızıklandırıp gıdâlandırdığı için Allahı seviniz. Beni Allahı sevdiğiniz için seviniz. Ehl-i Beytimi de beni sevdiğiniz için seviniz. (Tirmizî, Menâkıb, 32; Hâkim, Müstedrek, III, 150.)

Efendimizin zevcesi Ümmü Seleme (r. anha) anlatıyor:

Resûlullah s.a.v Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyinle yemek yedi. Yemekten sonra, onları üzerindeki elbise ile sardı ve,

Allahım! Bunlara düşman olana sen de düşman ol; bunları seveni sen de sev![diye duâ etti. (Ebû Yalâ, Müsned, No:6951; Heysemî, Mecmauz-Zevâid, IX, 166-167.)

Resûlullah s.a.v Efendimizin amcası Abbas (r.a) bir gün üzüntülü bir şekilde, Efendimizin huzuruna geldi ve,

Yâ Resûlellah! Kureyş bizden ne istiyor; birbirleriyle karşılaşınca güler yüz gösteriyorlar, bizimle karşılaşınca yüzleri değişiyor! diye şikâyet etti. Allah Resûlü s.a.v bu hâle çok gazaplandı; yüzü kıpkırmızı oldu. Sonra,
Allaha yemin ederim ki, bir kalp sizleri Allah ve Resûlü için sevmedikçe o kalbe iman girmiş olmazbuyurdu ve şöyle devam etti:

Ey insanlar! Kim amcama eziyet ederse, bana eziyet etmiş olur. Hiç şüphesiz bir kimsenin amcası babası gibidir.(Tirmizî, Menâkıb, 28; Ahmed Müsned, I, 207.)

Resûlullah s.a.v Efendimiz, Hz. Aliye hitaben: Yâ Ali, seni ancak mümin olanlar sever; sana ancak münafıklar buğzeder.buyurmuştur.( Müslim, iman, 131; Tirmizî, Menâkıb, 20; Nesâî, iman, 19.)

Allah Resûlü s.a.v, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.a) için, Bunlar benim evlâdımdır; evlâdımın çocuklarıdır. Allahım! Ben onları seviyorum, sen de sev. Allahım, onları sevenleri de sev!diye duâ etmiştir. (Tirmizî,Menâkıb, 50; Beğavî, Mesâbihus-Sünne, IV, 194. (No: 4829))

Büyük arif Muhyiddin b. Arabî hazretleri (k.s) demiştir ki: Allah Resûlü s.a.v, Allah Teâlânın emriyle bizden yakınlarına muhabbet etmemizi istemiştir. (Şûrâ/23)Bundan sonra bir mümin Hz. Peygamberin s.a.v bu talebim kabul etmezse, yarın kıyamet gününde ona hangi yüzle bakacak ve onun şefaatini nasıl umacaktır?

Bir sadık âşık demiştir ki:Sevgilinin yaptığı her şey sevgilidir. Eğer senin Allah ve Resûlü için muhabbetin sahih ise, Hz Peygamberin s.a.v Ehl-i Beytini de seversin. Herkesin imanı onların muhabbeti ile ölçülür.(Ibnu Arabî, el-Futûhâtu1-Mekkiyye, I, 29. Bölüm. (Özetle alındı)


devam edecek........
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Ehl-i beyti sevmek

İmanın temeli ve en kuvvetli alameti, Allahü tealayı sevmek ve Allahın sevmediklerini sevmemektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(İmanın temeli ve en kuvvetli alameti, Allah dostlarını sevmek ve O'nun düşmanlarına düşmanlık etmektir.)

Allahü tealanın en çok sevdiği resulü Muhammed aleyhisselamdır. O'nun da en çok sevdiği Ehl-i beyti ve Eshabıdır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Islamın esası, bana ve Ehl-i beytime sevgidir.)

(Size iki şey bıraktım. Allahın kitabı ve Ehl-i beytim. Bunlara uyan, hidayet üzere olur. Uymayan sapıtır.)

(Allah, kızım Fatıma'ya ve onun zürriyetinden gelenlere Cehennemi haram kıldı.)

(Vallahi Ehl-i beytimi sevmiyenin kalbine iman girmez.)

Eshab-ı kiram "Ya Resulallah! Ehl-i beyt kimlerdir?" diye sordular. O esnada, imam-ı Ali geldi. Mübarek paltosu altına aldılar. Fatımatüzzehra da geldi. Onu da yanına aldılar. Imam-ı Hasen geldi. Onu da, bir yanına, sonra gelen imam-ı Hüseyn'i de öbür tarafına alarak,

(Işte benim Ehl-i beytim bunlardır. Ya Rabbi, bunlardan kötülüğü kaldır ve hepsini temiz eyle!) buyurdu.

Her namazda, (Al-i Muhammedin) diye dua ettiğimiz Ehl-i beyt bunlardır.

Hazret-i Ali'nin fazileti ile alakalı hadis-i şeriflerden ba'zıları da şöyle:

(Ali'yi ancak mü'min olan sever ve ona ancak münafık olan buğzeder.)

(Ali'yi sevmek, ateşin odunu yaktığı gibi, müslümanların günahını yok eder.)

(Kızım Fatıma'yı Ali'ye vermeyi Rabbim bana emreyledi. Allahü teala, her peygamberin sülalesini kendinden, benim sülalemi de Ali'den devam ettirmiştir.)

Allahü teala, Kur'an-ı kerimde, Ehl-i beyte, buyuruyor ki, (Allahü teala sizlerden ricsi ya'ni her kusur ve kirleri gidermek istiyor ve sizi tam bir taharet ile temizlemek irade ediyor.)

Ehl-i beyti sevmek, ahırete iman ile gitmeğe, son nefeste, selamete kavuşmağa sebep olur. Ehl-i beyti sevmek, her mü'mine farzdır. Peygamber efendimiz, bir hadis-i şerifte buyuruyor ki, (Ehl-i beytim, Nuh aleyhisselamın gemisi gibidir. Onlara tabi olan, selamet bulur. Geri kalan helak olur).

Ehl-i beytin fezail ve kemalatı pek çoktur. Saymakla bitmez. Onları anlatmaya, methetmeğe, insan gücü yetişmez. Onların kıymetleri ve büyüklükleri, ancak ayet-i kerime ile anlaşılmaktadır. Imam-ı Şafi'i bunu ne güzel bildiriyor, diyor ki:(Ey Ehl-i beyt-i Resul! Sizi sevmeği, Allahü teala, Kur'an-ı kerimde emir ediyor. Namazlarında size dua etmiyenlerin namazlarının kabul olmaması, kıymetinizi, yüksek derecenizi gösteriyor. Şerefiniz ne kadar büyüktür ki, Allahü teala, Kur'an-ı kerimde sizleri selamlıyor.)

Eshab-ı kiramın hepsi, Ehl-i beyti seviyordu. Buna inanmıyanlar, ya'ni Eshab-ı kiramı Ehl-i beyte düşman zannedenler, ayet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere inanmamış olur. Ehl-i beytin sevgisi, Ehl-i sünnetin sermayesidir.

Her işte olduğu gibi, Ehl-i beyte sevgide de aşırıya kaçmamalıdır. Mesela, hazret-i Ali'yi, Eshabın en üstünü bilmek, peygamber bilmek, ilah bilmek hürmet, saygı olmaz, Ona hakaret olur. Onu üzmüş olur. Nitekim halifeliğinde birisi kendisine, ilah dediğinde, çok üzülmüş, o kimseyi cezalandırmıştı.
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
EHLİ BEYT, KIYAMETE KADAR DEVAM EDER; HER MÜMlNE ONLARA HÜRMET ETMEK VE HAKLARINI KORUMAK GEREKİR



Hz. Resûlullah s.a.v Efendimiz buyurmuştur ki:

Şüphesiz, (âhirete) çağrılıp gitmem yakındır. Size iki büyük ve hukuku ağır emanet bırakıyorum. Birisi, Aziz ve Celil olan Allahın kitabı Kuran. Diğeri de gözümün nuru ehl-i beytimdir. Allahın kitabı Kuran; semadan yeryüzüne uzatılmış (ilâhî ve nuranî) bir iptir. Lâtif ve Habir olan (her şeyi bilen Rabbim) bana bildirdi ki: Kuranla ehl-i beytim (âhirette) Havz-ı Kevsein başında bana gelene kadar birbirinden ayrılmayacak. Öyleyse, sizler (size emanet ettiğim) bu iki şeyde bana nasıl halef olduğunuza (benden sonra onlara nasıl davrandığınıza) iyi bakınız; onların hakkını korumaya dikkat ediniz!
(Ahmed, Müsned, 111,17;V,182;Tabarânî, el-Mucemu1-Kebir, V, 154 (No:4922, 4923). Bkz: Tirmizî, Menâkıb, 32 (No:3788. Aynı konuda biraz farklı bir rivayet))



Hz. Resûlullahın s.a.v gerçek âşığı Ebû Bekir Sıddîk (r.a) demiştir ki:

Resûlullahm Ehl-i Beytini sevip memnun ederek Resûlullahın s.a.v hatırını gözetin. Vallahi, Resûlullahın yakınlarının haklarını korumak, benim için kendi yakınlarımın haklarını korumaktan daha sevimlidir.(Buhârî, Fedâilü Ashâbin-Nebi, 12.)

Hz. Resûlullah s.a.v Efendimiz buyurmuştur ki:

Sizin en hayırlınız, benden sonra Ehl-i beytime karşı en hayırlı davranan kimselerdir (Hâkim. Müstedrek, III, 311; Ebû Yalâ, Müsned, No:5924)

Allaha yemin ederim ki, bana ve ehl-i beytime buğzeden ve bizi kızdıran kimse, muhakkak cehenneme girer.(Hâkim, Müstedrek, III, 150; ibnu Hıbbân, el-Ihsân, XV, 435. (No:6978.

Ehl-i Beytim Nuhun gemisi gibidir; ona binen kurtulur; uzak duran boğulup helâk olur. (Hâkim, Müstedrek, III, 151; Ahmed, Müsned, III, 157; Tabarânî, el-Kebîr, No:2636-2638.

Rabbim bana, Ehl-i Beytim içinde kim Allahın birliğini ve benim peygamberliğimi kabul ederse ona azap etmeyeceğini vaadetti. (Hâkim, Müstedrek, III, 150.)

Şu hâdiseden ibret alalım:

Ashabın hafız ve ileri gelen âlimlerinden Zeyd b. Sâbite (r.a) binmesi için bir hayvan getirildi. Abdullah b. Abbas (r.a) hemen üzengisini tutup binmesine yardımcı olmaya çalıştı. Zeyd (r.a), Ey Resûlullahın amcaoğlu, lütfen böyle yapma, üzengiyi bırak!dedi. İbn Abbas (r.a):

Biz âlimlerimize ve büyüklerimize karşı böyle davranmakla emrolunduk dedi. Bunun üzerine Zeyd b. Sabit (r.a), Elini bana verir misin? dedi ve İbn Abbas elini uzatınca onu öptü ve, biz de Hz. Peygamberin ehl-i beytine karşı böyle davranmakla emrolunduk dedi. (lbnu Abdilberr, Beyâni1-tlm, I, 127; Kandehlevî, Hayâtus-Sahâbe, II, 440. Son kısmı hâriç bkz: ibnu Hacer, el-lsâbe, No:2888; (Beyrut, 1995); Hâkim, Müstedrek, III, 423.)



Müfessir İbn Kesir (rah) demiştir ki: Ehl-i Beyte karşı hayır tavsiyede bulunan, onlara karşı iyiliği, hürmet ve ikramı emreden kimseyi yadırgamayız. Çünkü onlar tertemiz bir zürriyetten gelmektedirler. Onlar, övünme, nesep ve itibar yönünden yeryüzündeki en şerefli hanenin evlâtlarıdır. Özellikle Hz. Rasûlullahın şerefli sünnetine tâbi olan ve ondan hiç ayrılmayan Ehl-i Beyt, bu hürmet ve hizmete en lâyık kimselerdir. Çünkü Efendimiz s.a.v sahih bir hadiste:

Size iki tane hukuku ağır emanet bırakıyorum. Birisi Allahın Kitabı, diğeri de Ehl-i Beytimdir. Kuran ve Ehl-i Beytim, kıyamette havzın başında bana kavuşana kadar birbirinden ayrılmayacaktırbuyurmuştur. (Ibnu Kesir, Tefsir, VII, 201. (Riyad, 1997))

Müfessirlerin imamı Fahruddin er-Râzî (rah.) demiştir ki:

Resûlüm onlara de ki: Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorumâyet-i kerimesi (Şûrâ/23) Resûlullahın s.a.v Eh-i Beytini ve Ashabını sevmenin vacip olduğunu göstermektedir. Allah Resûlü s.a.v sahih hadislerinde:
Fatıma benden bir parçadır; onu üzen beni de üzer(Ibnu Kesir, Tefsir, VII, 201) buyurmuş, Hz. Aliyi, Hasan ve Hüseyini sevdiğini belirtmiştir. Efendimizin sevdiği kimseleri sevmek, bütün ümmete vaciptir. Sonra, her namazın sonunda Hz. Peygamberin Ehl-i Beytine salât ve selâm okunması, bütün ümmete emredilmiştir. Bu büyük bir makamdır; onlardan başka hiç kimseye nasip olmamıştır. Bütün bunlar gösteriyor ki, Hz. Peygamberin Ehl-i Beytini sevmek vaciptir.

Yukarıdaki âyetin içine Efendimize iman ve itaat eden bütün Sahâbe-i Kiram da girmektedir. Onlar da Efendimizin yakınlarıdır. Kısaca, Ehl-i Beyti ve Ashâb-ı Kiramı sevmek vaciptir.

Bir hadiste: Eh-i Beytim Nûhun gemisine benzemektedir. Ona binen kurtulur; binmeyen suda boğulurbuyrulmuştur. Bir diğer hadiste ise: Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine tâbi olursanız doğru yolu bulursunuz buyrulmuştur. Şu anda bizler, ilâhî teklif denizinde bulunuyoruz. Bu arada şüphe ve şehvet dalgalan da devamlı bize çarpıp durmaktadır. Denizde giden bir kimsenin iki şeye ihtiyacı vardır. Birisi, kusuru bulunmayan ve içine su geçilmeyecek şekilde sağlam bir gemi.

Diğeri de, yön tayin edecek açık parlak yıldızlar. Bir kimse sağlam bir gemiye biner ve parlak yıldızlarla yönünü belirlerse, hedefine selâmet içinde ulaşır. Bunun gibi, biz ehl-i sünnet cemaatı da, Hz
Peygamberin Ehl-i Beytinin muhabbet gemisine bindik ve gözlerimizi hidayet semasının yıldızlan olan Ashâb-ı Kirama diktik; böylece yol alıyoruz. Bu durumda Allah Teâlâdan ümidimiz bizleri dünya ve âhirette selâmete ulaştırmasıdır. (Râzî, Tefsir-i Kebir, XXVII, 143.)

İmam Şafiî (rah.) başka bir sözünde Ehl-i Beyt sevgisinin farz olduğunu şöyle dile getirir:

Ey Resûlulllahın Ehl-i Beyti! Sizi sevmek bize farzdır. Allah indirdiği Kuranda böyle emretmiştir. Size salât okumadan namaz kılanın namazının kabul olmaması, sizin için en büyük bir övünç kaynağıdır ve bu size kâfidir.(Muhammed Afif ez-Zabî, Divânuş-Şâfii, 72)

(Ahzab/56.)Âyeti nazil olunca, Ashabtan bazıları, Rasûlullah s.a.v Efendimize gelerek:

Yâ Rasûlellah! Size nasıl selâm vereceğimizi biliyoruz, fakat size, Ehl-i Beytinize nasıl salât okuyalım?diye sordular. Efendimiz s.a.v şöyle buyurdu:

Şöyle deyin:

Allahım! Efendimiz Muhammede ve onun âline (ailesine ve zürriyetine) salât et. Peygamberin İbrahime ve âline salât ettiğin gibi. Allahım! Efendimiz Muhammede ve onun âline (ailesine ve zürriyetine) bereket ihsan et, onları mübarek kıl. Peygamberin İbrâhime ve âline bereket verdiğin gibi. (Buhârî, Ehâdisül-Enbiyâ, 10; Müslim, Salat, 65-69.)

Bu ayet ve hadislerden hareketle İmam Şafiî (rah), namazın son oturuşunda Efendimize salât okumayı namazın farzlarından saymıştır. Getirilecek salâtın en kısasının, tercih edilen görüşe göre Allahümme salli alâ Muhahemmedin ve âlihi olduğu belirtilmiştir. (Şirbînî, Muğnil-Muhtâc, I, 270 (Beyrut, 1997. Tahriçli Baskı); Zuhaylî, el-Fıkhul-Islâmî ve Edilletühû, I, 670.)Yukarıda geçen sözle bu kasdedilmiştir.

Meşhur şair Ferazdak, Ehl-i Beytten Zeynelâbidini tanıtırken bir beytinde şöyle söyler: O öyle bir ailedendir ki, onları sevmek din, onlara buğzetmek küfürdür. Onlara yakınlık kurtuluş ve emniyettir. (Ebû Nuaym, Hilyetül-Evliyâ, III, 139; Ibnu Hacer el-Heytemî, es-Savâikul-Muhrika, II, 574)


devam edecek.....
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
AHİR ZAMANDA GELECEK VE İSLÂMIN İZZETİNİ ÂLEME GÖSTERECEK OLAN Hz. MEHDÎ DE (a.s) EHL-İ BEYTTEN BİR ZAT OLACAKTIR.



Rasûlullah s.a.v Efendimiz buyurmuştur ki:

Dünyada kıyametin kopmasına bir gün de kalsa, muhakkak Allah o bir günü Uzatacak ve benim Ehl-i Beytimden birisini ortaya çıkaracaktır. Onun ismi benim ismime, babasının ismi de babamın ismine uyar. Daha önce zulüm ve haksızlıkla dolu olan yeryüzünü adaletle doldurur.
(Ebû Dâvud, Kitâbul- Mehdî, 4; Tirmizî, Fitcn, 52.)

Mehdî benim sulbümden Fâtımanın evlâtlarından gelecek birisidir.(Ebû Dâvud, Kitâbul- Mehdî, 6; Ibnu Mâce, Fiten, 34)

Mehdî benim Ehl-i beytimdendir; o açık alınlı ve kıvrık burunludur. Daha önce zulüm ve haksızlıkla dolu olan yeryüzünü adaletle ve doğrulukla dolduracak ve yedi sene hüküm sürecektir. (Ebû Dâvud, Kitâbul- Mehdî, 6.)

Âhir zamanda Ehl-i Beytimden çıkacak ve müminleri toplayacak olan kimseye yardım etmek, davetine uymak her mümine vaciptir.
(Ebû Dâvud, Kitâbul-Mehdî, 12; Ali Nasıf, et-Tâc, V, 344)

Ehl-i Beytim yeryüzündekiler için bir emniyettir. Onlar gidince, yeryüzündekilerin sonu gelir; kıyamet kopar. (Taberânî, el-Mucemus-Sağîr, no: 318, el-Evsat, IV, 204.)



MANEVÎ NESEB VE İMAN BAĞI İLE RASÛLULLAH s.a.v EFENDİMİZE BAĞLI OLAN MUTTAKİLER DE EHL-Î BEYTTEN SAYILMIŞTIR. ONLARI SEVMEK TE VACİPTİR




Bu konuda Rasûlullah s.a.v Efendimiz buyurmuştur ki:

Bütün muttakiler, Muhammedin âlidir (ehl-i beytidir.)(Ali el-Muttakî, Kenzül-Ummâl, III, 89; (No:5624); Heysemî, Mecmauz-Zevâid, X,
269.)

Ehl-i Beytimden bazıları kendilerinin bana insanların en evlâsı (en sevgilisi) olduğunu düşünüyorlar. Hâlbuki durum öyle değildir. Şüphesiz benim içinizdeki dostlarım, muttakilerdir. Onlar (nesep ve yer olarak) kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, değişmez.(Taberânî, el-Mucemus-Sağîr, no: 318, Deylemî, Müsncd, I, 287 (No:904))

Rasûlullah (a.s), Muaz b. Cebeli Yemene gönderirken, onunla birlikte uğurlamaya çıktı. Kendisine tavsiyelerde bulundu. Muaz (r.a) binekte, Rasûlullah (a.s) ise yerde yaya yürüyordu. Uğurlama yerine geldiklerinde Efendimiz(a.s):

Yâ Muaz! Belki bu seneden sonra benimle burada karşılaşıp görüşemeyeceksin!
buyurdu. Rasûlullah (a.s) ın ayrılığından (ve bu işaret yollu vefat haberinden) dolayı Muaz (r.a) ağladı. Sonra Rasûlullah (a.s) geri dönüp, Medineye yönelerek:

Benim için insanların en evlâsı (en yakını) her kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, muttaki olanlardır. buyurdu.( Ahmed, Müsned, V, 235; Ali el-Muttakî, Kenz, III, 91.)

Allah Resulüne olan sadakati ve sevgisi İran asıllı Selman-ı Fârisî Hz.lerini Ehl-i Beytin içine katmıştır. Selman (r.a) İslâma girişiyle ve Hendek harbindeki ince siyaseti ile bütün ashabın gönlüne girmişti. Muhacirler: Selman bizdendir.diye onu kendileri gibi görmüşlerdi. Ensâr ise: Hayır, aslında Selman bizdendir. diye ona sahip çıkmak istemişlerdi. Allah Resûlü s.a.v bizzat araya girdi ve: Selman bizdendir; Ehl-i Beytimizdendir.(Ibnu Sad, Tabakât, IV, 83; Muhammed eş-Şâmî; Sübülü1-Hüdâ, IV, 365.) buyurarak, onu has dairenin içine aldı; kıyamete kadar hayırla anılacak grubun içine kattı.

İman, sevgi ve takva yolunda hizmet ile herkes bu şereften bir derece pay sahibi olabilir. Bu kapı herkese açıktır. Allahın dostları ancak muttakilerdir.(Enfal/34) âyeti nazil olunca, Hz. Resûlullah s.a.v: Benim dostlarım ancak muttakilerdir.(Hâkim, Müsterdek, II, 328; Ibnu Kesir, Tefsir, IV, 51) buyurarak, işin esâsının iman ve takva olduğunu belirtti.

Bir kimse, hem Allah Resûlünün temiz nesebine, hem de edebine vâris ve sahip olursa, o nur üstünü nur olur. Böyle olduğu için, geçmişte ve günümüzde, takva imamlığını en liyakatli şekilde temsil eden onlar olmuşlardır. Yani, irşad kutubluğu, Ehl-i Beytin şerefli mensubu ariflere nasib olmuştur. Bu, Allah Rasûlünün s.a.v kıyamete kadar devam eden nübüvvetinin bir tezahürüdür. Velâyet, nübüvvet mucizesinin bir devamıdır ve bu nur en parlak şekilde o nübüvvetin sahibi Hz. Muhammed s.a.v Efendimizin evlâtlarında zuhur etmiştir ve hâlen de etmektedir.

Allahım! Bizi Ehl-i Beyt sevgisiyle yaşat ve o sevgi içinde hasret. Bizi takva ile şereflendir; rızâ ve cemâlinle sevindir. Âmîn, bi hürmeti Seyyidi 1-Mürselîn. Velhamdü lillahi Rabbilâlemin.



İzahat.Com'dan Alınmıştır....
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
hepinizin eline sağlık...
 
Üst Alt