Ellerinde Can Verdiğim
Bir arayış içinde çırpınan gönül kuşum
Eline düştü bî-cân, dostca bir nazar kıldın;
Lâkin zandan ibâret kaldı şifâ buluşum,
Hakta parmaklarını bir katle ihzâr kıldın.
Dîl kelâmın bağ ettin çözüp kelepçeleri,
Sahte özgürlüklere bozdurdun akçeleri,
Rûhumdan bir habbeyle yeşeren bahçeleri,
Dostlar kapında açken, ağyâra gül-zâr kıldın...
Fidan bahara kızdı, bahar küstü nihâle,
O perişan filizi sen getirdin bu hâle.
İşte gönül sayende tâlib oldu mûhâle,
Sana sunduğum güle sen beni hezâr kıldın...
Yüreğimi çıkarıp zevkle gömdüğüm kabrin
Baş ucuna diktiğin güllerde bütün kibrin!
Cefâna katlanmama vesile olan sabrın
Sen özü oldun, beni çepeçevre zar kıldın.
Parçalanmış kalbimin kanı mürekkep oldu,
Arzı kalem eyledin, ellerin mektep oldu,
Ben yazdım, âh ü zârım neşrine sebep oldu,
Gönlü bir sefil şâir, bir düşkün yazar kıldın...
İlham kaynağı oldun mecrûh hissiyâtıma,
Kefil ettin dağları dağca seyyiâtıma,
Güldün yüzüme, sonra buğz ettin mir'âtıma,
Sana dost oldun; O'na her vakit azar kıldın.
Her attığım adımda bir fersah uzadı yol,
İç çektikçe rûhuma bir avuç ateşle dol!
Bunca uğraştın, kâfî, artık pek müsterîh ol:
Çün bahar sabahını leylime bî-zâr kıldın...
Sana dâir olmadı, olamaz hiç bir zaman,
Lâkin gel gör ki rûhun hep bu yönde tercüman,
Benim rûhum pür-âteş, benim derunum zindan,
Dilimde duâları ne tez intizâr kıldın!..
Göz yaşımla ıslanan yeller bile kuraktı,
Hâtırâtın kalbimde bir damla kan bıraktı.
Yol uzun, taşlı; menzil öylesine ıraktı,
Ne ümitle meşyettim... sadece nizâr kıldın...
Bunca zamanda beri gayem bir parça safâ;
Heyhât ki hâsılâtım göz yaşı, elem, cefâ,
Ey zâlim, ey vicdansız, ey yâren-i bî vefâ!
Al; sonunda gönlümü gönlüne mezar kıldın!..
Şule Senem Ulutaş
Bir arayış içinde çırpınan gönül kuşum
Eline düştü bî-cân, dostca bir nazar kıldın;
Lâkin zandan ibâret kaldı şifâ buluşum,
Hakta parmaklarını bir katle ihzâr kıldın.
Dîl kelâmın bağ ettin çözüp kelepçeleri,
Sahte özgürlüklere bozdurdun akçeleri,
Rûhumdan bir habbeyle yeşeren bahçeleri,
Dostlar kapında açken, ağyâra gül-zâr kıldın...
Fidan bahara kızdı, bahar küstü nihâle,
O perişan filizi sen getirdin bu hâle.
İşte gönül sayende tâlib oldu mûhâle,
Sana sunduğum güle sen beni hezâr kıldın...
Yüreğimi çıkarıp zevkle gömdüğüm kabrin
Baş ucuna diktiğin güllerde bütün kibrin!
Cefâna katlanmama vesile olan sabrın
Sen özü oldun, beni çepeçevre zar kıldın.
Parçalanmış kalbimin kanı mürekkep oldu,
Arzı kalem eyledin, ellerin mektep oldu,
Ben yazdım, âh ü zârım neşrine sebep oldu,
Gönlü bir sefil şâir, bir düşkün yazar kıldın...
İlham kaynağı oldun mecrûh hissiyâtıma,
Kefil ettin dağları dağca seyyiâtıma,
Güldün yüzüme, sonra buğz ettin mir'âtıma,
Sana dost oldun; O'na her vakit azar kıldın.
Her attığım adımda bir fersah uzadı yol,
İç çektikçe rûhuma bir avuç ateşle dol!
Bunca uğraştın, kâfî, artık pek müsterîh ol:
Çün bahar sabahını leylime bî-zâr kıldın...
Sana dâir olmadı, olamaz hiç bir zaman,
Lâkin gel gör ki rûhun hep bu yönde tercüman,
Benim rûhum pür-âteş, benim derunum zindan,
Dilimde duâları ne tez intizâr kıldın!..
Göz yaşımla ıslanan yeller bile kuraktı,
Hâtırâtın kalbimde bir damla kan bıraktı.
Yol uzun, taşlı; menzil öylesine ıraktı,
Ne ümitle meşyettim... sadece nizâr kıldın...
Bunca zamanda beri gayem bir parça safâ;
Heyhât ki hâsılâtım göz yaşı, elem, cefâ,
Ey zâlim, ey vicdansız, ey yâren-i bî vefâ!
Al; sonunda gönlümü gönlüne mezar kıldın!..
Şule Senem Ulutaş
