Elde Kurân gibi bir mucize-i bâki varken,
Başka burhan[delil] aramak aklıma zâid[Fazla gereksiz ] görünür.
Elde Kurân gibi bir burhan-ı hakikat varken,
Münkirleri ilzam[susturmak] için gönlüme sıklet[agirlik] mi gelir?
(Sözler sh: 365 Said Nursi)
Cenâb-ı Hakka iman eden,
elbette Ona itaat edecek.
Ve itaat yolları içinde en makbulü
ve en müstakimi[istikametlisi, doğru olanı]
ve en kısası, bilâşüphe,
Habibulla¬hın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.
(Lemalar sh: 52)
Marîz[ (dertli, hastalıklı]) bir asrın,
hasta bir unsurun,
[ esas, kök] alîl bir uzvun
[reçetesi; ittiba-ı Kurandır.
(Mektubat sh: 468)
Azametli, bahtsız bir kıtanın;[ Asyanın]
şanlı, talihsiz bir devletin;[osmanli]
değerli, sahipsiz bir kavmin
[ reçetesi, İttihad-ı İslâmdır.[islam birligi ]
(Mektubat sh: 468)
Başka burhan[delil] aramak aklıma zâid[Fazla gereksiz ] görünür.
Elde Kurân gibi bir burhan-ı hakikat varken,
Münkirleri ilzam[susturmak] için gönlüme sıklet[agirlik] mi gelir?
(Sözler sh: 365 Said Nursi)
Cenâb-ı Hakka iman eden,
elbette Ona itaat edecek.
Ve itaat yolları içinde en makbulü
ve en müstakimi[istikametlisi, doğru olanı]
ve en kısası, bilâşüphe,
Habibulla¬hın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.
(Lemalar sh: 52)
Marîz[ (dertli, hastalıklı]) bir asrın,
hasta bir unsurun,
[ esas, kök] alîl bir uzvun
[reçetesi; ittiba-ı Kurandır.
(Mektubat sh: 468)
Azametli, bahtsız bir kıtanın;[ Asyanın]
şanlı, talihsiz bir devletin;[osmanli]
değerli, sahipsiz bir kavmin
[ reçetesi, İttihad-ı İslâmdır.[islam birligi ]
(Mektubat sh: 468)