Ibni Abbas\´dan (R.A.) rivayet edildigine göre söyle buyuruyor:
Emanet. Hz. Adem (A.S)´e arzedildi. «bunu içindekilerle birlikte al. eger itaat edersen seni affederim. Eger emrimi kirarsan seni azaba carptiririm» denildi.
Hz. Adem (A.S) «peki, onu içindekilerle birlikte kabul ediyorum» diye cevcp verdi. Fakat o günün ikindisi ite aksami arasindaki kadar bir zaman henüz geçmisti ki. Hz. Adem (A.S) yasak agacin meyvasini yedi. Ne var ki. Allah (C.C) hemen rahmetini arkasindan yetistirdi de kusuruna karsilik tevbe ederek yine dogru yola döndü.
«Emanet» kelime olarak «iman» kelimesi ile ayni köktendir. Buna göre Allah (C.C)\´in emanetini koruyan kimsenin Allah (C.C) da imanini korur.
Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyurur:
"Emanete karsi titizlik göstermeyenlerin imani yoktur. Sözünde durmayanin dini de yoktur.
Bu konuda bir sair söyle der:
Korkarak hiyanete razi olanin boynu devrilsin!
O yüzden emaneti korumaya yan çizenin
Dini ve insanligi bir yana birakarak basini alip gitmistir.
Yasadikça basina gelecek belâlar birbirini takip edecektir.
Diger bir sair de söyle der:
Hiyanete boyun egmegi huy edinen kimse
Pek kisa zartanda siranin kendisine gelmesine lâyiktir.
Zilletler durmadan elemlerini yagdirirlar
Zimmetine hiyanet edenler ile sözünü tutmayanlara.
Peygamber´imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Mü´min hiyanet ve yalan ile ilgisi olmayan her huyu edinebilir.»
Peygamber´imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Ümmetim, emaneti ganimet ve sadakayi angarya saymadikça iyi yoldadir"
Peygamber´imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Emaneti güvendigin kimseye teslim et, sana hainlik edene sen de karsilik verme.»
Buharî ile Müslim´de Ebu Hureyre´den (R.A.) rivayet edilerek nakledildigine göre Peygamber´imiz (S.A.S.) söyîe buyuruyor:
\"Münafigin alâmeti üçtür: Konustugu zaman yalan söyler, verdigi sözü tutmaz, uhdesine verilen emanete hiyanet eder.»
Demektir ki, münafik bir kimseye birisi güvenip bir sir verse hemen hiyanet ederek onu baskalarina acar, uhdesine maddî bir emanet tevdi edüse onu inkâr ederek veya korumayarak veyahut izinsiz kullanarak ona karsi hiyanet eder.
Emaneti korumak, mukarreb meleklerin, peygamberlerin sifati ve Allah (C.C) korkusu tasiyan iyilerin huyudur. Ulu Allah (C.C.) söyle buyurur:
"Hiç süpheiz Allah size emanetleri layik olanlara vermenizi emreder." (Nisa Sûresi. 58
Bütün tefsir âlimleri, bu âyet-i kerimenin seriatin bir çok temel prensibini kapsadigi görüsündedirler. Âyet-i kerimenin muhatabi idare eden olsun, idare edilen olsun, bütün mükelleflerdir.
Buna göre idarecilerin mazlumu destekleyip hakkini ortaya çikarmalari gerekir, bu bir emanettir. Basta yetimler olmak üzere müstümanlarin mallarini korumalari gerekir, çünkü o bir emanettir. Âlimlerin halka dinin hükümlerini ögretmeleri gerekir, bu âlimlerin koruyuculuguna teslim edilmis bir emanettir.
Ana - babanin çocuguna iyi terbiye vererek göz - kulak olmasi gerekir, çünkü çocuk ana - babaya teslim edilmis bir emanettir.
Nitekim Peygamber\´imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Hepiniz ayn ayri birer çobansiniz, herkes sürüsünden sorumludur."
Zehr-ur Riyaz adli kitapta anlatildigina göre bir kul Kiyamet günü getiririlerek ulu Allah (C.C)´in huzuruna dikilir. Ulu Allah (C.C) ona «falanin emanetini geri verdin mi» diye sorar. Kul «hayir, ya Rabb´i!» diye cevap verir.
Bunun üzerine Allah (C.C) bir melege emir verir, elinden tutar, onu cehenneme götürür ve cehennemin dibine düsmüs olan o emaneti adama gösterir ve onu atese atar. Adam, cehennemin dibine ininceye kadar yetmis yil ateste batmaya devam eder. Dibe inince orada duran emaneti alip yükselmeye baslar. Cehennemin agzina çikinca ayagi kayar, yine batmaya baslar. Sonra yine yükselir, yine batar. Peygamber´imi-zin (S.A.S.) sefaati sayesinde Allah (C.C)\´in lütfu imdadina yetiserek emanet sahibi ona hakkini helâl edinceye kadar bu inis - çikislar ayni sekilde devam eder.
Emanet. Hz. Adem (A.S)´e arzedildi. «bunu içindekilerle birlikte al. eger itaat edersen seni affederim. Eger emrimi kirarsan seni azaba carptiririm» denildi.
Hz. Adem (A.S) «peki, onu içindekilerle birlikte kabul ediyorum» diye cevcp verdi. Fakat o günün ikindisi ite aksami arasindaki kadar bir zaman henüz geçmisti ki. Hz. Adem (A.S) yasak agacin meyvasini yedi. Ne var ki. Allah (C.C) hemen rahmetini arkasindan yetistirdi de kusuruna karsilik tevbe ederek yine dogru yola döndü.
«Emanet» kelime olarak «iman» kelimesi ile ayni köktendir. Buna göre Allah (C.C)\´in emanetini koruyan kimsenin Allah (C.C) da imanini korur.
Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyurur:
"Emanete karsi titizlik göstermeyenlerin imani yoktur. Sözünde durmayanin dini de yoktur.
Bu konuda bir sair söyle der:
Korkarak hiyanete razi olanin boynu devrilsin!
O yüzden emaneti korumaya yan çizenin
Dini ve insanligi bir yana birakarak basini alip gitmistir.
Yasadikça basina gelecek belâlar birbirini takip edecektir.
Diger bir sair de söyle der:
Hiyanete boyun egmegi huy edinen kimse
Pek kisa zartanda siranin kendisine gelmesine lâyiktir.
Zilletler durmadan elemlerini yagdirirlar
Zimmetine hiyanet edenler ile sözünü tutmayanlara.
Peygamber´imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Mü´min hiyanet ve yalan ile ilgisi olmayan her huyu edinebilir.»
Peygamber´imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Ümmetim, emaneti ganimet ve sadakayi angarya saymadikça iyi yoldadir"
Peygamber´imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Emaneti güvendigin kimseye teslim et, sana hainlik edene sen de karsilik verme.»
Buharî ile Müslim´de Ebu Hureyre´den (R.A.) rivayet edilerek nakledildigine göre Peygamber´imiz (S.A.S.) söyîe buyuruyor:
\"Münafigin alâmeti üçtür: Konustugu zaman yalan söyler, verdigi sözü tutmaz, uhdesine verilen emanete hiyanet eder.»
Demektir ki, münafik bir kimseye birisi güvenip bir sir verse hemen hiyanet ederek onu baskalarina acar, uhdesine maddî bir emanet tevdi edüse onu inkâr ederek veya korumayarak veyahut izinsiz kullanarak ona karsi hiyanet eder.
Emaneti korumak, mukarreb meleklerin, peygamberlerin sifati ve Allah (C.C) korkusu tasiyan iyilerin huyudur. Ulu Allah (C.C.) söyle buyurur:
"Hiç süpheiz Allah size emanetleri layik olanlara vermenizi emreder." (Nisa Sûresi. 58
Bütün tefsir âlimleri, bu âyet-i kerimenin seriatin bir çok temel prensibini kapsadigi görüsündedirler. Âyet-i kerimenin muhatabi idare eden olsun, idare edilen olsun, bütün mükelleflerdir.
Buna göre idarecilerin mazlumu destekleyip hakkini ortaya çikarmalari gerekir, bu bir emanettir. Basta yetimler olmak üzere müstümanlarin mallarini korumalari gerekir, çünkü o bir emanettir. Âlimlerin halka dinin hükümlerini ögretmeleri gerekir, bu âlimlerin koruyuculuguna teslim edilmis bir emanettir.
Ana - babanin çocuguna iyi terbiye vererek göz - kulak olmasi gerekir, çünkü çocuk ana - babaya teslim edilmis bir emanettir.
Nitekim Peygamber\´imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Hepiniz ayn ayri birer çobansiniz, herkes sürüsünden sorumludur."
Zehr-ur Riyaz adli kitapta anlatildigina göre bir kul Kiyamet günü getiririlerek ulu Allah (C.C)´in huzuruna dikilir. Ulu Allah (C.C) ona «falanin emanetini geri verdin mi» diye sorar. Kul «hayir, ya Rabb´i!» diye cevap verir.
Bunun üzerine Allah (C.C) bir melege emir verir, elinden tutar, onu cehenneme götürür ve cehennemin dibine düsmüs olan o emaneti adama gösterir ve onu atese atar. Adam, cehennemin dibine ininceye kadar yetmis yil ateste batmaya devam eder. Dibe inince orada duran emaneti alip yükselmeye baslar. Cehennemin agzina çikinca ayagi kayar, yine batmaya baslar. Sonra yine yükselir, yine batar. Peygamber´imi-zin (S.A.S.) sefaati sayesinde Allah (C.C)\´in lütfu imdadina yetiserek emanet sahibi ona hakkini helâl edinceye kadar bu inis - çikislar ayni sekilde devam eder.