EN BÜYÜK HEDİYE
Cenâb-ı Hakkın mahlûkâtına gönderdiği en büyük hediye ve ihsân Peygamber Efendimiz (s.a.v.)dir.
Çünkü o bütün mahlûkâtın yaratılma sebebidir. Onun vücûd-u şerîfi ve unsûr-u latîfi, bütün mahlûkâttan efdaldir. Onun temiz rûhu, bütün kudsî ruhlardan; onun kabîlesi, bütün kabîlelerden; onun lisânı, bütün lisânlardan; onun kitabı, bütün ilâhî kitaplardan daha üstündür. Onun parmaklarından çıkan su, bütün sulardan; onun âl ve ashâbı, bütün insanlardan; onun doğduğu gece bütün gecelerden daha hayırlıdır. (Rûhul-Beyân Tefsiri, 3/543)
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Mektûbât-ı Şerîfesinde;
Kendisine peygamber gönderilmeyen ve tebliğ ulaşmayan insanların, mahşer yerinde hesapları görüldükten sonra hayvanlar gibi yok olacağından bahseder.
Demek ki insana, insanlık şerefini kazandıran Peygamberlerdir.
Yine İmâm-ı Rabbânî Hazretleri:
Resûllerin gönderilmesi nimetinin hakkı hangi lisan ile edâ edilebilir... Eğer o büyüklerin varlıkları olmasaydı, sapıklıkta kalanlar, küfür zulmetiyle kirlenmiş olan kısır ve kör akıllarıyla Cenâb-ı Hakkın zâtını ve sıfatlarını bilme devletine nasıl erebilirlerdi., buyururlar. (Mektûbât, 1/259)
Cenâb-ı Hakkın mahlûkâtına gönderdiği en büyük hediye ve ihsân Peygamber Efendimiz (s.a.v.)dir.
Çünkü o bütün mahlûkâtın yaratılma sebebidir. Onun vücûd-u şerîfi ve unsûr-u latîfi, bütün mahlûkâttan efdaldir. Onun temiz rûhu, bütün kudsî ruhlardan; onun kabîlesi, bütün kabîlelerden; onun lisânı, bütün lisânlardan; onun kitabı, bütün ilâhî kitaplardan daha üstündür. Onun parmaklarından çıkan su, bütün sulardan; onun âl ve ashâbı, bütün insanlardan; onun doğduğu gece bütün gecelerden daha hayırlıdır. (Rûhul-Beyân Tefsiri, 3/543)
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Mektûbât-ı Şerîfesinde;
Kendisine peygamber gönderilmeyen ve tebliğ ulaşmayan insanların, mahşer yerinde hesapları görüldükten sonra hayvanlar gibi yok olacağından bahseder.
Demek ki insana, insanlık şerefini kazandıran Peygamberlerdir.
Yine İmâm-ı Rabbânî Hazretleri:
Resûllerin gönderilmesi nimetinin hakkı hangi lisan ile edâ edilebilir... Eğer o büyüklerin varlıkları olmasaydı, sapıklıkta kalanlar, küfür zulmetiyle kirlenmiş olan kısır ve kör akıllarıyla Cenâb-ı Hakkın zâtını ve sıfatlarını bilme devletine nasıl erebilirlerdi., buyururlar. (Mektûbât, 1/259)