İnsanın kendi nefsini tam olarak tanımaması (kötü bilmemesi) kadar tehlikeli bir şey yoktur. Bu günah kadar tehlikeli bir günah yoktur. Hâlbuki insan nefsinin kendisi için ne kadar zararlı olduğunu bilirse Allah-u Zülcelal'in hakkını da bilir ve ibadete de kendisini gerektiği gibi verir ve daima nefsinin iyi olması için gayret gösterir. Her zaman kendi kusurları ile meşgul olup kimsenin kusurlarını görmez.
Nefsimizi ne kadar tanırsak, o derece kendimizle meşgul oluruz. Eğer her insan bu şekilde olursa kimse kimsenin kalbini kırmaz ve dünya cennet gibi olur. Çünkü insan, kendisi ile meşgul olduğunda, haksız bir durum meydana geldiği zaman: “Ben hatalıyım onların kötü olması benim yüzümden oldu.” diyecektir. Ve bu şekilde davranarak, büyük bir Evliya, güzel bir insan ortaya çıkacaktır. Diğer insanlar da bu şeklide olursa, dünya cennet gibi olacaktır.
İşte, nefse daima bu gözle bakmalıyız. Böyle baktığımız zaman, o Allah-u Zülcelal'in yanında kıymetli olur. Allah-u Zülcelâl bir kimsenin hayrını dilediği zaman, kusurlarını bertaraf etmek için onu nefsi ile meşgul eder.
İnsan böyle nefsi ile meşgul olduğu zaman, ortaya mükemmel bir insan çıkma ihtimali yüksektir. Ama insan devamlı bir müfettiş gibi başkalarının kusurlarıyla meşgul olursa, ondan hiçbir hayır çıkmaz. O insanın hali istidraçtır. İstidracın alameti de insanın sürekli başkalarının kusurlarıyla meşgul olup kendi kusurlarını bilmemesidir.
Bizler kendi kusurları ile meşgul olma halinden mahrumuz. Bu halin çaresi Allah-u Zülcelal'in katındadır, O’nun kudretindedir. Allah-u Zülcelal'e, ağlayarak ve yalvararak, pişman olduğumuzu itiraf etmemiz lazımdır. Önceden işlediğimiz kusurlarımızı affedip ileride de düşebileceğimiz hatalardan muhafaza edip yardımcı olması için yine çaremiz Allah-u Zülcelal'dir. Ağlamamız ve O’na yalvarmamız lazımdır.
İnsan ancak nefsini tanıdığı zaman ağlayabilir. İnsan ağladığı zaman, nefsinin Allah-u Zülcelal'e karşı ne kadar aciz ve zayıf olduğunu idrak ettiği için ve nefsinin üzerinde ne var, ne yok bildiği için ağlar.
Onun için henüz elimizde fırsat varken, aklımızı başımıza toplayıp kıyamet gününde bize yarayacak olan amelleri işlemeye gayret etmemiz lazımdır.
Allah-u Zülcelâl kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin. (Âmin)
Nefsimizi ne kadar tanırsak, o derece kendimizle meşgul oluruz. Eğer her insan bu şekilde olursa kimse kimsenin kalbini kırmaz ve dünya cennet gibi olur. Çünkü insan, kendisi ile meşgul olduğunda, haksız bir durum meydana geldiği zaman: “Ben hatalıyım onların kötü olması benim yüzümden oldu.” diyecektir. Ve bu şekilde davranarak, büyük bir Evliya, güzel bir insan ortaya çıkacaktır. Diğer insanlar da bu şeklide olursa, dünya cennet gibi olacaktır.
İşte, nefse daima bu gözle bakmalıyız. Böyle baktığımız zaman, o Allah-u Zülcelal'in yanında kıymetli olur. Allah-u Zülcelâl bir kimsenin hayrını dilediği zaman, kusurlarını bertaraf etmek için onu nefsi ile meşgul eder.
İnsan böyle nefsi ile meşgul olduğu zaman, ortaya mükemmel bir insan çıkma ihtimali yüksektir. Ama insan devamlı bir müfettiş gibi başkalarının kusurlarıyla meşgul olursa, ondan hiçbir hayır çıkmaz. O insanın hali istidraçtır. İstidracın alameti de insanın sürekli başkalarının kusurlarıyla meşgul olup kendi kusurlarını bilmemesidir.
Bizler kendi kusurları ile meşgul olma halinden mahrumuz. Bu halin çaresi Allah-u Zülcelal'in katındadır, O’nun kudretindedir. Allah-u Zülcelal'e, ağlayarak ve yalvararak, pişman olduğumuzu itiraf etmemiz lazımdır. Önceden işlediğimiz kusurlarımızı affedip ileride de düşebileceğimiz hatalardan muhafaza edip yardımcı olması için yine çaremiz Allah-u Zülcelal'dir. Ağlamamız ve O’na yalvarmamız lazımdır.
İnsan ancak nefsini tanıdığı zaman ağlayabilir. İnsan ağladığı zaman, nefsinin Allah-u Zülcelal'e karşı ne kadar aciz ve zayıf olduğunu idrak ettiği için ve nefsinin üzerinde ne var, ne yok bildiği için ağlar.
Onun için henüz elimizde fırsat varken, aklımızı başımıza toplayıp kıyamet gününde bize yarayacak olan amelleri işlemeye gayret etmemiz lazımdır.
Allah-u Zülcelâl kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin. (Âmin)
Son düzenleme: