- Üyelik Tarihi
- 30 Ara 2007
- Mesajlar
- 8,908
- Aldığı Beğeniler
- 128
- Takım
- Fenerbahçe
En Cok Mavi Hakediyor Sizi
Siz ne kadar çok geç kaldınız. Ben ne kadar çok bekledim sizi...
En çok yıldızların gökyüzünü istila ettiği gecelerde bekledim sizi. Baksanız yıldızları bir bir saçlarınıza iliştiriyordum. Apansız kayan yıldızları tutup kirpiklerinize asıyordum. Bilirdim o zamanlardan gözleriniz inciler çoğaltan midyeler gibi söylenemeyen sözlerin en güzellerini barındırırlardı içlerinde. Dipsiz göğe baktığımda gözlerinize bakar gibi söylenirdim: Bu yıldızlardan akıp gelen gümüş renkli ırmak kimin dehlizlerine bırakıyor kendini? Kim kılcallardaki kanın akışı gibi ahenkli bu seraba bakıp ta kanmaz ki...
Sizin gözleriniz en güzel tablolar olurdu benim için. Kimi zaman içinden insanı irkilten sesiyle kara trenler geçip giderdi. Kimi zaman kelebekler çiçekleri şöyle bir kolaçan ederdi. Kimi zaman bakardınız ben yürürdüm gözlerinize, düşman taarruzunun ortasından kalmış bir neferin siperine sığınışı gibi sığınırdım bakışlarınıza. Belki de bir bebeğin annesinin kokusuna sarınması gibi...
Farkında mısınız? Sizden sonra gecelerin tadı kalmadı. Sizi bir yıldıza benzetsem ayın hatrı kalıyor. Gökkuşağı desem size, çiçeklerin hatrı kalıyor. Ama en çok mavi hakediyor sizi. Çünkü mavi mavi gülüyorsunuzdur siz mutlaka.
Gitgide mavi oluyor kelimeler. Bakın ben bile mavi oluyorum. Gökyüzü mavi, siz mavi, İstanbul mavi, kim bilir bu gece yıldızlarda mavi. Sahi maviyi çıkartsak hayattan ne kalır geriye? Bir kötü adamlar, bir de ayrılık değil mi?
Şimdi ben yıldızların kıyıbaşında oturmuşum. Tüm hasretlikleri toplayıp kucağıma gidiyorum. Gidip onların hepsini kör kuyulara koyup geleceğim. Gelip dizlerinize koyup başımı ağlayacağım. Emin olun mutluluktan birde saçlarımı okşayan ellerinizin serinliğinden...
Ben sizi çok bekledim. Yıldızlar tükendi, geceler ışıdı, güneşler eridi ben buradayım. Kuşlar göçüp gitti, denizler çekildi, ağaçlar kurudu ben bitmedim.
Hala beklerim sizi efendimm..
Sahi söylemiş miydim, sizi çok bekledim.
Alintidir.
Siz ne kadar çok geç kaldınız. Ben ne kadar çok bekledim sizi...
En çok yıldızların gökyüzünü istila ettiği gecelerde bekledim sizi. Baksanız yıldızları bir bir saçlarınıza iliştiriyordum. Apansız kayan yıldızları tutup kirpiklerinize asıyordum. Bilirdim o zamanlardan gözleriniz inciler çoğaltan midyeler gibi söylenemeyen sözlerin en güzellerini barındırırlardı içlerinde. Dipsiz göğe baktığımda gözlerinize bakar gibi söylenirdim: Bu yıldızlardan akıp gelen gümüş renkli ırmak kimin dehlizlerine bırakıyor kendini? Kim kılcallardaki kanın akışı gibi ahenkli bu seraba bakıp ta kanmaz ki...
Sizin gözleriniz en güzel tablolar olurdu benim için. Kimi zaman içinden insanı irkilten sesiyle kara trenler geçip giderdi. Kimi zaman kelebekler çiçekleri şöyle bir kolaçan ederdi. Kimi zaman bakardınız ben yürürdüm gözlerinize, düşman taarruzunun ortasından kalmış bir neferin siperine sığınışı gibi sığınırdım bakışlarınıza. Belki de bir bebeğin annesinin kokusuna sarınması gibi...
Farkında mısınız? Sizden sonra gecelerin tadı kalmadı. Sizi bir yıldıza benzetsem ayın hatrı kalıyor. Gökkuşağı desem size, çiçeklerin hatrı kalıyor. Ama en çok mavi hakediyor sizi. Çünkü mavi mavi gülüyorsunuzdur siz mutlaka.
Gitgide mavi oluyor kelimeler. Bakın ben bile mavi oluyorum. Gökyüzü mavi, siz mavi, İstanbul mavi, kim bilir bu gece yıldızlarda mavi. Sahi maviyi çıkartsak hayattan ne kalır geriye? Bir kötü adamlar, bir de ayrılık değil mi?
Şimdi ben yıldızların kıyıbaşında oturmuşum. Tüm hasretlikleri toplayıp kucağıma gidiyorum. Gidip onların hepsini kör kuyulara koyup geleceğim. Gelip dizlerinize koyup başımı ağlayacağım. Emin olun mutluluktan birde saçlarımı okşayan ellerinizin serinliğinden...
Ben sizi çok bekledim. Yıldızlar tükendi, geceler ışıdı, güneşler eridi ben buradayım. Kuşlar göçüp gitti, denizler çekildi, ağaçlar kurudu ben bitmedim.
Hala beklerim sizi efendimm..
Sahi söylemiş miydim, sizi çok bekledim.
Alintidir.
......