Bilindiği gibi insan, varlıklar içinde en şerefli ve en üstün bir biçimde yaratılmıştır. Yüce Allah, insana; akıl, düşünce, hayal, konuşma, hafıza gibi eşsiz nimetler vermiş, buna karşılık Ona kulluk sorumluluğunu yüklemiştir.
Kulluk; Yaratıcımızın emir ve yasaklarına uymak, Müslümana yakışan bir biçimde yaşamaktır. Bizlere verilen nimetleri en güzel bir biçimde kullanmaktır.
Allahın bizlere emanet olarak verdiği değerleri neye göre, nasıl kullanacağız? Bu emanetlere nasıl ihanet etmeyeceğiz?
Kutsal kitabımız, insanın nasıl yaşaması gerektiğini, emir, yasak ve öğütleriyle anlatan bir kılavuz, bir yol göstericidir. Onun bu kılavuzluğunu, Sevgili Peygamberimizin kutlu sözlerinden de öğreniyoruz.
Sevgili Peygamberimiz, yolumuzu aydınlatan güzel sözleriyle bizlere ebedî mutluluğun işaret taşlarını da göstermiştir.
İnsan, hayatını İslâmın ışıklarıyla aydınlatmalı, hayatını anlamlandırmalı, böylece ebedî mutluluğu tatmalıdır.
Sevgili Peygamberimizin, Allah güzeldir, güzel işleri sever sözü de, insanın mutluluğu yakalaması şartlarını oluşturan işaret taşlarından biridir.
İnsan, işini en güzel bir biçimde yapmalı ve tamamlamalıdır. İnsana yakışan budur. Çünkü insan, yaratılmışların en değerlisidir.
Çevremizde şahit olduğumuz işlere bu açıdan bir bakalım. İşleri en güzel bir biçimde gerçekleştirdiğimizi söyleyebilir miyiz?
Üzülerek söylemek gerekirse, pek çok iş, baştan savma, alelacele ortaya konulmakta. Bu yarım yamalaklık ise pek çok problemi de birlikte getirebilmektedir.
Bize verilen işi yaparken nasıl bir davranış sergiliyoruz? İşe sarılıyor muyuz? Onu en güzel, en mükemmel bir biçimde tamamlama konusunda hangi noktadayız? Gerçekten işin hakkını mı veriyoruz, yoksa yasak savma kabilinden işi iğreti mi tutuyoruz?
Bilinen bir gerçektir ki; bugün hayranlık duyulan her iş, her sanat eseri, en güzeli, en mükemmeli bulmayı ilke edinen bir tavrın sonucu ortaya çıkmıştır.
Sinanın Selimiyesi, Yunusun yedi yüzyıldır söylenilen ilâhileri, hat, tezhip sanatımızın eşsiz örnekleri, en güzeli yakalayabilmenin, estetiğe ulaşabilmek anlayışının alın teri ve göz nurunu yansıtmaktadır.
En güzel bir biçimde yaratılan insanın, sözleri, davranışları, işleri en güzel olmalı değil mi?
Rıfkı Kaymaz
Kulluk; Yaratıcımızın emir ve yasaklarına uymak, Müslümana yakışan bir biçimde yaşamaktır. Bizlere verilen nimetleri en güzel bir biçimde kullanmaktır.
Allahın bizlere emanet olarak verdiği değerleri neye göre, nasıl kullanacağız? Bu emanetlere nasıl ihanet etmeyeceğiz?
Kutsal kitabımız, insanın nasıl yaşaması gerektiğini, emir, yasak ve öğütleriyle anlatan bir kılavuz, bir yol göstericidir. Onun bu kılavuzluğunu, Sevgili Peygamberimizin kutlu sözlerinden de öğreniyoruz.
Sevgili Peygamberimiz, yolumuzu aydınlatan güzel sözleriyle bizlere ebedî mutluluğun işaret taşlarını da göstermiştir.
İnsan, hayatını İslâmın ışıklarıyla aydınlatmalı, hayatını anlamlandırmalı, böylece ebedî mutluluğu tatmalıdır.
Sevgili Peygamberimizin, Allah güzeldir, güzel işleri sever sözü de, insanın mutluluğu yakalaması şartlarını oluşturan işaret taşlarından biridir.
İnsan, işini en güzel bir biçimde yapmalı ve tamamlamalıdır. İnsana yakışan budur. Çünkü insan, yaratılmışların en değerlisidir.
Çevremizde şahit olduğumuz işlere bu açıdan bir bakalım. İşleri en güzel bir biçimde gerçekleştirdiğimizi söyleyebilir miyiz?
Üzülerek söylemek gerekirse, pek çok iş, baştan savma, alelacele ortaya konulmakta. Bu yarım yamalaklık ise pek çok problemi de birlikte getirebilmektedir.
Bize verilen işi yaparken nasıl bir davranış sergiliyoruz? İşe sarılıyor muyuz? Onu en güzel, en mükemmel bir biçimde tamamlama konusunda hangi noktadayız? Gerçekten işin hakkını mı veriyoruz, yoksa yasak savma kabilinden işi iğreti mi tutuyoruz?
Bilinen bir gerçektir ki; bugün hayranlık duyulan her iş, her sanat eseri, en güzeli, en mükemmeli bulmayı ilke edinen bir tavrın sonucu ortaya çıkmıştır.
Sinanın Selimiyesi, Yunusun yedi yüzyıldır söylenilen ilâhileri, hat, tezhip sanatımızın eşsiz örnekleri, en güzeli yakalayabilmenin, estetiğe ulaşabilmek anlayışının alın teri ve göz nurunu yansıtmaktadır.
En güzel bir biçimde yaratılan insanın, sözleri, davranışları, işleri en güzel olmalı değil mi?
Rıfkı Kaymaz