- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,072
- Aldığı Beğeniler
- 2
Anlataca ım, senaryo tanıdık bir senaryo:
-Yer Avrupa'da bir ülke. Erkek Müslüman, kadın Hristiyan veya başka bir e ilimde. Birbirlerine aşık oluyorlar. Evlenmeye karar veriyorlar. Erkek ve ailesi, kadının müslüman olmasını şart koşuyor. Kadın da, mevcut inancına zaten çok ba lı olmadı ı için, din de iştirmekte bir beis görmüyor. Müftülü e gidiyorlar, bir din de iştirme merasimi yapılıyor. Sonra evlilik.
Olacak ya, kadın İslam'a girmeyi ciddiye alıyor. Belki de aşk saikiyle olacak, kocasının dinini daha iyi ö renip, daha iyi bir Müslüman oldu unda yuvalarının daha büyük bir sevgiyle donanaca ını düşünüyor.
İslam'a dair kitaplar istiyor, kitaplar alıyor...
Okuyor, okuyor, okuyor.
Dindar arkadaşlar ediniyor, onlardan da Kur'an okumayı ö reniyor.
Kocası önce olan bitenin farkında olmuyor, eşinin İslam'la ilgili soruları artınca bir biçimde onlardan kurtulmaya çalışıyor, sonra dur bakalım nereye varacak diyor. Sonra...
Sonra kadının hayatında bazı de işmeler başlıyor. Önce namaz giriyor devreye... Onunla birlikte namazlarda başörtüsü... Sonra devamlı başörtüsü takmaya başlıyor. Kur'an okuyor. Sosyal ilişkilerde kimi ölçüler gözetmeye başlıyor. Nihayet bir umre mevsiminde "Umreye gitsek birlikte" diyor.
Umre, acaba ne ki?
Beyi şaşırıyor. Umre acaba ne ki?
Aslında eşinin daha önce dikkatini çekiyor, beyinin İslam konusundaki ilgisizli i... Namazsızlık mesela... İslam adına ö rendi i şeylerden hiçbirinin Beyinde olmamasına şaşırıyor.
Kendisinden "Müslüman olması"nı isteyen Beyi, acaba nasıl bir şey istemişti gerçekte, bunun cevabını kolay bulamıyor. Zaman içinde, yeni Müslüman olmuş, adını diyelim Helga iken Fatıma yaptırmış olan "Gelin"le, çook çook zamanlardan beri Müslüman olarak gelen "Damat"ın Müslümanlık frekansları tutmamaya, "Eski Müslüman", "Yeni Müslüman"ın Müslümanlı ını fazla bulmaya başlıyor...
Sonuç, ço u zaman, "Müslümanlık farkı" sebebiyle ayrılı a varıp dayanıyor.
* * *
-Yer Avrupa'da bir ülke. Erkek Müslüman, kadın Hristiyan veya başka bir e ilimde. Birbirlerine aşık oluyorlar. Evlenmeye karar veriyorlar. Erkek ve ailesi, kadının müslüman olmasını şart koşuyor. Kadın da, mevcut inancına zaten çok ba lı olmadı ı için, din de iştirmekte bir beis görmüyor. Müftülü e gidiyorlar, bir din de iştirme merasimi yapılıyor. Sonra evlilik.
Olacak ya, kadın İslam'a girmeyi ciddiye alıyor. Belki de aşk saikiyle olacak, kocasının dinini daha iyi ö renip, daha iyi bir Müslüman oldu unda yuvalarının daha büyük bir sevgiyle donanaca ını düşünüyor.
İslam'a dair kitaplar istiyor, kitaplar alıyor...
Okuyor, okuyor, okuyor.
Dindar arkadaşlar ediniyor, onlardan da Kur'an okumayı ö reniyor.
Kocası önce olan bitenin farkında olmuyor, eşinin İslam'la ilgili soruları artınca bir biçimde onlardan kurtulmaya çalışıyor, sonra dur bakalım nereye varacak diyor. Sonra...
Sonra kadının hayatında bazı de işmeler başlıyor. Önce namaz giriyor devreye... Onunla birlikte namazlarda başörtüsü... Sonra devamlı başörtüsü takmaya başlıyor. Kur'an okuyor. Sosyal ilişkilerde kimi ölçüler gözetmeye başlıyor. Nihayet bir umre mevsiminde "Umreye gitsek birlikte" diyor.
Umre, acaba ne ki?
Beyi şaşırıyor. Umre acaba ne ki?
Aslında eşinin daha önce dikkatini çekiyor, beyinin İslam konusundaki ilgisizli i... Namazsızlık mesela... İslam adına ö rendi i şeylerden hiçbirinin Beyinde olmamasına şaşırıyor.
Kendisinden "Müslüman olması"nı isteyen Beyi, acaba nasıl bir şey istemişti gerçekte, bunun cevabını kolay bulamıyor. Zaman içinde, yeni Müslüman olmuş, adını diyelim Helga iken Fatıma yaptırmış olan "Gelin"le, çook çook zamanlardan beri Müslüman olarak gelen "Damat"ın Müslümanlık frekansları tutmamaya, "Eski Müslüman", "Yeni Müslüman"ın Müslümanlı ını fazla bulmaya başlıyor...
Sonuç, ço u zaman, "Müslümanlık farkı" sebebiyle ayrılı a varıp dayanıyor.
* * *