"En Sevgili" yaşarken uyarmıştır...Benim ümmetimden başına bir felaket gelmiş kişi,benim vefatımı düşünsün de o felakete karşı teselli bulsun,çünkü kıyamete kadar yaşanacak felaketler içinde en ağırı Benim vefatımdır."
Evet o kadar ağırki, kalbi diri olanlar hala hisseder gözyaşı dökerler...
O Gün Medineye bomba düşmüş gibidir...Hz. Ömer(ra) kılıcını çekmiş
Ve kendinden geçmiş bir halde:
Kim "O' vefat etti derse,başını vururum." demektedir.
Büyük bir şoktur bu...Hz.Ebubekır (ra)ruhun henüz terkettiği O Güzel Başı kucaklar,Öper, Koklar....
"Hayattayken en Güzeldin, vefatında da en Güzelsin der...
Sonra sorumluluğunu hatırlar,Mescide döner,Ömer'i sakinleştirir:
"Rabbiniz Olan Allah ölümsüzdür."Hatırlatmasını yapar...
Haşarı çocuk, küçük hizmetçisi Enes:
"Allah Elçisinin Medineye geldiği günden daha aydınlık bir Gün, ve
Vefat ettiği günden daha karanlık bir gün yaşamadım" diye anlatır O
Günü.
Mü'minlerin Annesi Ümmü Seleme (ra) ise O Günü gecesini ve sonrasını
şöyle anlatır:
O vefat ettiği gün biz biraraya toplandık, hep ağlıyorduk Ogece sabaha kadar uyumadan ağladık.Cenazesini aramızda görmekle biraz teselli bulduk.
Seher vaktiydi,ansızın kazma kürek seslerini işittik.ağlamamız şiddetlendi.
Mescidde toplanmış olan Arkadaşlarıda ağlıyordu.
Adeta bütün Medine tek Hıçkırık olmuş, sarsılıyordu Derken, Bilal (ra)Sabah Ezanını okudu .
"Muhammed" dediğinde ızdırap, artık dayanılmaz noktadaydı.
Cenazesini Defneden Arkadaşlarının önü, Kızı Hz.Fatıma tarafından kesilir..
Fatıma (ra) Malik Oğlu Enes in şahsında hepsine hesap sormaktadır...
"Ey Enes," der "O'nun O Gül Bedenine toprak atmaya nasıl kıydınız,
" O 'nu toprağın içinde bırakıp evinize nasıl döndünüz?"
Başlar öne doğru biraz daha düşer... Göz pınarları biraz daha coşar...
Cevap veremez,Enes Savrulur...Ömer Savrulur...Ebubekir Savrulur...
Osman Savrulur...Ali Savrulur...
Baştan aşağı Medine,sadece Ağlamaktadır.
Hıçkıra Hıçkıra, Katıla Katıla, sarsıla sarsıla, sadece Ağlamaktadır...