- Üyelik Tarihi
- 3 Eyl 2005
- Mesajlar
- 910
- Aldığı Beğeniler
- 1
- Takım
- Galatasaray
Ileri derecede hasta iki adam ayni hastane odasındaydılar.
Adamlardan birinin her ö leden sonra 1 saatli ine
oturmasına izin veriliyordu, cigerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu
hastanin yatagi odadaki tek pencerenin tam yanindaydi. Diger hasta ise
hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle
konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini, işlerini, askerlik anılarını,
tatilde gittikleri yerleri anlatirlardi birbirlerine. Pencerenin
yanindaki hasta, her ö leden sonra oturmasina izin verdikleri saati diger
hastaya pencereden gorebildiklerini anlatarak geciriyordu. diger hasta
hep bir sonraki gunu iple cekmeye basladi, dışarıdaki renkli ve hareketli
dünyayı dinlemek için.
Pencere, icinde cok güzel bir göl olan parka bakıyordu.
Ördekler ve ku ular gölde yuzerken cocuklar model
bot'larini suda yuzduruyorlardi. Genc asiklar, gokkusaginin tum
renklerindeki ciceklerin arasinda kol kola dolasiyorlardi. Ulu agaclar
etrafi susluyor, uzaktan sehrin silueti gorunebiliyordu.
Pencere kenarindaki adam bunlari muhtesem bir detayla
anlatirken, odanin diger ucunda yatan adam gozlerini kapar ve bu muhtesem
manzarayi hayalinde canlandirirdi. Sicak bir ogleden sonra, pencerenin
yanindaki adam gecmekte olan bir senlik alayini tarif etti. Diger adam
bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandirabiliyordu, pencere
kenarindaki adamin tasviriyle. Gunler ve haftalar gecti. Bir sabah banyo
yaptirmak icin su getiren gunduzcu hemsire pencere kenarinda yatan
hastanin cansiz bedeniniyle karsilasti: uykusunda, huzur icinde ölmüştü.
Hüzünlendi, hastane gorevlilerini cesedi disari tasimalari icin çagirdi.
Uygun zaman gectigine kanaat getirir getirmez, diger hasta pencerenin
kenarindaki yataga tasinmasinin mumkun olup olamayacagini sordu. Hemsire
memnuniyetle istegini yerine getirdi, hastanin rahat oldugundan emin
olduktan sonra onu yalniz birakti. Yavasca, duydugu aciya
aldirmadan, bir dirse ine yaslanarak disaridaki dunyaya bakmak uzere
yatagindan dogruldu adam. Sonunda, disariyi kendi gozleriyle gorme
zevkini yasayabilecekti. Pencereden disari bakabilmek icin yavasca
donmeye zorladi kendisini. Pencere, boş bir duvara bakiyordu. Adam
hemsireye, vefat eden oda arkadasinin pencerenin disinda gorunen harika
seylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabilecegini sordu.
Hemsirenin cevabı, ölen adamin kör oldugu ve pencerenin onundeki duvarı
görmedi iydi.
"Sanirim seni cesaretlendirmek istedi" dedi.
Epilog: Diger insanlari mutlu etmek cok buyuk mutluluk
getirir, kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylasilan dertler yarisi kadar
üzüntü verir, paylaşılan multuluklar ise iki katı artar. Kendinizi
zengin hissetmek istiyorsanız, sahip oldu unuz ve paranın satın
alamayaca ı her şeyi paylaşın.
Bu gün bize bir hediyedir.
Adamlardan birinin her ö leden sonra 1 saatli ine
oturmasına izin veriliyordu, cigerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu
hastanin yatagi odadaki tek pencerenin tam yanindaydi. Diger hasta ise
hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle
konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini, işlerini, askerlik anılarını,
tatilde gittikleri yerleri anlatirlardi birbirlerine. Pencerenin
yanindaki hasta, her ö leden sonra oturmasina izin verdikleri saati diger
hastaya pencereden gorebildiklerini anlatarak geciriyordu. diger hasta
hep bir sonraki gunu iple cekmeye basladi, dışarıdaki renkli ve hareketli
dünyayı dinlemek için.
Pencere, icinde cok güzel bir göl olan parka bakıyordu.
Ördekler ve ku ular gölde yuzerken cocuklar model
bot'larini suda yuzduruyorlardi. Genc asiklar, gokkusaginin tum
renklerindeki ciceklerin arasinda kol kola dolasiyorlardi. Ulu agaclar
etrafi susluyor, uzaktan sehrin silueti gorunebiliyordu.
Pencere kenarindaki adam bunlari muhtesem bir detayla
anlatirken, odanin diger ucunda yatan adam gozlerini kapar ve bu muhtesem
manzarayi hayalinde canlandirirdi. Sicak bir ogleden sonra, pencerenin
yanindaki adam gecmekte olan bir senlik alayini tarif etti. Diger adam
bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandirabiliyordu, pencere
kenarindaki adamin tasviriyle. Gunler ve haftalar gecti. Bir sabah banyo
yaptirmak icin su getiren gunduzcu hemsire pencere kenarinda yatan
hastanin cansiz bedeniniyle karsilasti: uykusunda, huzur icinde ölmüştü.
Hüzünlendi, hastane gorevlilerini cesedi disari tasimalari icin çagirdi.
Uygun zaman gectigine kanaat getirir getirmez, diger hasta pencerenin
kenarindaki yataga tasinmasinin mumkun olup olamayacagini sordu. Hemsire
memnuniyetle istegini yerine getirdi, hastanin rahat oldugundan emin
olduktan sonra onu yalniz birakti. Yavasca, duydugu aciya
aldirmadan, bir dirse ine yaslanarak disaridaki dunyaya bakmak uzere
yatagindan dogruldu adam. Sonunda, disariyi kendi gozleriyle gorme
zevkini yasayabilecekti. Pencereden disari bakabilmek icin yavasca
donmeye zorladi kendisini. Pencere, boş bir duvara bakiyordu. Adam
hemsireye, vefat eden oda arkadasinin pencerenin disinda gorunen harika
seylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabilecegini sordu.
Hemsirenin cevabı, ölen adamin kör oldugu ve pencerenin onundeki duvarı
görmedi iydi.
"Sanirim seni cesaretlendirmek istedi" dedi.
Epilog: Diger insanlari mutlu etmek cok buyuk mutluluk
getirir, kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylasilan dertler yarisi kadar
üzüntü verir, paylaşılan multuluklar ise iki katı artar. Kendinizi
zengin hissetmek istiyorsanız, sahip oldu unuz ve paranın satın
alamayaca ı her şeyi paylaşın.
Bu gün bize bir hediyedir.