Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Hira

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
301
Aldığı Beğeniler
0
Gönlünün derinliklerinden bir haykırış, yırtarak boğazını da, düğümleniverirse dilinin ucunda, bîçare ağlarsın değil mi?

Ve ey dost...

Soruların cevaplara, insanınsa ölene kadar yaşamaya mahkum olduğu bu fânî mekanda, her çırpınışta biraz daha batağa saplandığını farkettikçe, çağlar gözlerin şelale misali, akar ötelere doğru değil mi?

Hayatı bir matematik problemi bilip, çözme gayretindeki kifayetsizliğin verdiği ızdırabla, sînen paramparça bir halde kapanıp seccadenin şefkatli yumuşaklığına
" Medet.. Himmet.. İmdat " der ve içli içli haykırırsın o nurlu huzura doğru değil mi?

Ey benim dertli kardeşim, bîçare dostum..

Bil ki, seni yaratan, seni, senden bile bilemeyeceğin kadar iyi bilir ve Hazreti Kur'an'da da sana seni bildirir.

" Dost arar isen, Hazreti Allah yeter." lafzının ince ve derin idrakında, terket dünyevî telaşlarını, buhranlarını, arzularını.. O'nu tanı.. O'nunla ol... O'nun bildirdiğini yaşa; O sana kâfîdir.

O Ehad ki, mekanı yoktur, lâkin mü'min kulunun kalbinde ulvî ve muazzam sırlı bir tecelligah kurmuştur Kendi'ne...

Fikir, sözle nasıl arkadaş ise, sen de kalbine arkadaş et dimağını... Melûl ve zelîl duygularından tiksinti ile yüz çevirip, o tecelligâhın ahenkli ve tatlı sesine kulak ver... İçinle dinle, içlice dinle... can kuşunu dinle... Aldanmazsın, anlarsın... Bil ki, en kadîm dostun, seni, gerçek sana sağırandır senin....

Ey avlanmaya tâlib, keklik misali, Hakk yolunun hakkan aşığı...
Haysiyet ve şerefin mikyasının sahte mihenklerle değiştirilmeye çalışıldığı şu anımızda bize, bizden daha yakının şiddet ve şefkatle, tavsiye ve hatta emr buyurduğu muazzez ve muazzam bir ölçü anlayışına kucak aç... Şeref bul, safâ bul...

Bil ki, bu yüce mananın kalplere hakimiyetinin yegane yolu " tüm huzuru engelleyen beşerî sıfat ve gayretlerden sıyrılmaktan " geçer....

Bu iş tek başına, yapayalnız zordur, olmaz. Ara bul erbabını... Gönül tabibini... Aşk otağının mihmandârını... ruh kafesinin anahtarını kaybeden sen, çilingire muhtaçsın.

En ednâ bir bilgisayarı dahi alırken seksen kişiye danışmadan almazken, ukbânın sırlarına talib olduğunu söylerken, nasıl olurda bu yolun yolcularının refikliğinden kendini müstağnî kılarsın....

İki kıyıyı birbirine bağlayan köprüye rağmen, suya atlayanlar ya boğulurlar ya da sırılsıklam bir halde kıyıya vardıklarında, yorgunluktan bîtab düşerek ötelere varmaya mecal bulamazlar...

Gel köprüye, bin dalgaların ancak kavî ayaklarına ulaştığı, hiç bir zarar veremediği kurtuluş bineğine, havalan zeminden ötelere, taa ötelere, daha ötelere...

Buraların kokusu senin burnunu yakmış, ötenin kokusunu hissetmez olmuşsun, ciğerini sarmış, dimağını halkalamış, görmüyorsun görmemeni, bilmiyorsun bilmediğini...

Üstün şuur ve ihlas sahiblerinin tasarrufâtında, onların bildirdiklerince amel et ve aman ha, sabit kal orada... zira istikametin samimiyetincedir ; bu sünnetullahtır bu alemde.... Samimiyetinse muhabbetinin eseridir....
 

Hira

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
301
Aldığı Beğeniler
0
Ey hayâlî gözümün nûru kardeşim, merhabâ sana...

" Dert ne keder bana, bilmem daha nimet." deyicilerin sırlarına taliblik iddiasındaki sen, bil ki yol başlangıcı zahmetlidir, narîn ve cılız bünyen o taşlı patikada yıpranır, harab olduğunu zannedersin kendince... ama ayağına batan her bir diken bir günahına kefarettir itikadıyla yılma, daima istikamet üzere rehberinin nezaretinde, ondan güç alarak ve hatta yolun dar ve karanlıklarında, onun kucağında, istikamet üzere takip et yolu ve ötelerin ötesini şiddetli bir arzuyla temenni et..

Sebatın ve sabrın, sabahının doğmasına vesile olacaktır inşaAllah...

Kederin neş'en olsun, ferahlatsın içini, artırsın sevgini... Zira bil ki; Mü'mine uğrayan her belâ onu ancak olgunlaştırır ve imanını kavî kılar; haricinde bir şey değildir ki belâ ondan sitem edesin...

"Kadere inanan kederden emin olur." Kaderin dert pervanesinden çıkan yakıcı elem, içindeki alevle akl-ı selîm bir halde birleşirse sana âb olur, ferahlık verir, serinlersin; aksi halde birleşme olmazsa için de dışında yanar, harab olursun....

Ey sabır ve metanet ehli olmaya azimli, ferâset iştiyaklı kardeşim...
Bırak bırak ki, menfaatperestlerin dünyasını, Hakkperest aşıkların tevhid eğlencesine ortak olasın. Yık ki tabularını, tabutundan çıkasın ve seyreylesin arz-ı endamıyla o koskoca kainatı...

İşte o zaman görürsün bir üçüncü gözle O'nu, O'ndan bir hediye ile sırrın sırrında ve hatta fevkinde fenâdan da fenâ ve daha fenâ bir hal ile...

Bunca sözün hülasası...

Ey Mevlana'ca ağlayan, Yunus'ça söyleyen, Gazâlî'ce arayan, Rabbanî'ce zikreden, Akşemseddîn'ce gören, Yavuz'ca kükreyen, Bedîuzzaman'ca çırpınan, Necib Fâzıl'ca düşünen neslin perişan gönüllü dertli evladı...

Bil ki, en büyük saadet bilfiil namazıyla, orucuyla, zekatıyla, haccıyla ve hepsini sarıveren İ'lâu Kelimetillahi Hiyel'ulyâ davası ile bu dîn-i mübîni fiilen yaşamaktır
.

Sana müjdemiz olsun, büyüklerimizin ağzından: " Kim bu devirde beş vakit namazını tadîl-i erkana riayet etmek suretiyle kılar ve haramlardan sakınırsa, işte o kimse Veliyyullah'tır. "
Gel dostun bahçesine, gönül hoşluğu ile, can ızdırabının nihayeti için, nebâtat ve hayvânatın yaptığını sen sana hediye idrakınla şuurla, yürekle, azimle, candan yap...

Zikret... O zikirde de fikret...

İnşaAllah bu varacağın hal üzere seni sen yapmağa ve hatta seni aşmağa yetecek bir sırr-ı latîf'e kavuşacaksın.

Amma Teslimiyet, Muhabbet ve İhlas şartı ile...

Safâ istiyoruz ey Gönül Avcısı, Safâna talibiz Gönül Işığı, Safâna geldik Efendimiz....


Sizi umdum, açtım kalbimi derinliğinize,
Size geldim, daldım alevden serinliğinize,
Muhîb oldum, cânım bildim, içten gördüm efendim;
Sevedurdum, safâ buldum, aşkı ördüm, ser verdim...
 

huzurumsun

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 Ağu 2005
Mesajlar
481
Aldığı Beğeniler
1
Sizi umdum, açtım kalbimi derinliğinize,
Size geldim, daldım alevden serinliğinize,
Muhîb oldum, cânım bildim, içten gördüm efendim;
Sevedurdum, safâ buldum, aşkı ördüm, ser verdim...

Allah razı olsun Hiram
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ellerine sağlık hiracım

çağırırım

ey dost seni

Bülbül gibi düştüm zâre,
Çağırırım, ey dost seni.
Gitti elden bütün çâre,
Çağırırım, ey dost seni!

Sensin İlâh, bir sensin Rab,
Verme acı ve ızdırap,
Çöller ıssız, dünya harap,
Çağırırım, ey dost seni!..

Seherlerde kuş olurum,
Kâh düz, kâh yokuş olurum,
Sana yüz tutmuş olurum,
Çağırırım, ey dost seni!..

Her şey Senin aşkına râm,
Tüter yürek buram buram,
Merhem beklemede yaram,
Çağırırım, ey dost seni!..

Sensin Azîz ve sensin tek,
Beni güzel rızana çek,
Dal üstünde çiçek çiçek,
Çağırırım, ey dost seni!..

Aydan, güneşten cüdâyım,
Yusuf gibi kuyudayım,
Ben bir âşıkı Hüdâ'yım,
Çağırırım, ey dost seni!..

Mûsa ile Tûr dağında,
Bilâl ile Nur Çağı'nda,
Her gün bu âlem bağında,
Çağırırım, ey dost seni!..

Hep zikrinde melek ve cin,
Benim gönlüm bir güvercin,
Mübârek cemalin için,
Çağırırım, ey dost seni!..

Dermana hasrettir bende dert,
Sensin Kerîm, sensin cömert,
Yanık, yanık, gurbet, gurbet,
Çağırırım, ey dost seni!..


Dünya bir büyülü ada,
Kimse eremez murâda,
Bedir, Uhud ve Hira'da,
Çağırırım, ey dost seni!.

Ne Mecnun, ne Leylâ'yım,
Ne Züleyha'dan âlâyım,
Yalnız âşıkı Mevlâ'yım,
Çağırırım, ey dost seni!..

Zaman boyu her nefeste,
Gönül güller eder deste,
Bir kuş olur da kafeste,
Çağırırım, ey dost seni!..

Sensin Kadîr, sensin Metîn,
Erişir her an nimetin,
Mihrabında bu ümmetin,
Çağırırım, ey dost seni!...alıntı
 

TebessüM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,558
Aldığı Beğeniler
9
Dursun gece, ey dost
Onu durdur ne olursun
Vur uykumu zincirlere vur,
Geçmesin anlar...
Varmaz gecenin farkına
Varmaz uyuyanlar
 
Üst Alt