Ey nefsim!
Dinle beni!
Sana yan diyorum…
Ateşlerin içinde yanan gibi, yan…
O’na can diyorum, anla beni.
Canımın da içinde canan gibi can…
Yaprak düşerse dalından isyana
Öğütülürse yaz akşamları,
Sevda sözcüklerinde,
Temmuz ağustos uzaklaşırsa
Yani bir sonbaharsa iklim
Ağlama!!!
El yapımı zanlar hükmederse
Uzun gün dostluklarına,
Gece başucundan uykusuzluk ekerse
Göz bebeklerinin vadisine,
Yüreğinin yıldızları kulağına fısıldayıp
‘’İşte ağlama vakti’’ derse,
Sen yine de
Ağlama!!!
Çünkü bize ağlamak düşmez.
Ağlama!!!
Bize yürümek düşer,
Sevgilinin ardından.
Sadece ağlamak yetmez…
Güzeldir hayranı olmak Nebi’nin,
Ama sadece hayranlık yetmez…
O’nun gibi olmadıktan sonra,
Bu yol ilelebet bitmez…
Ağaç gölgesinde gölgelenip
Yoluna devam eden,
Yolcu gibi olmak vardı.
O’nun gibi olmak…
Ey nefsim!
Beni dinle!
Yan diyorum sana.
Ateşlerin içinde yanan gibi yan.
Can diyorum O’na anla beni
Canımın da içinde canan gibi can
Alev sarar da gözlerimi,
Bir rüzgar soğutmaya çalışır..
Zamanla alevlere o rüzgar da alışır.
Bilemez ki bu, dünyanın bir oyunu…
Bilemez… Ateşin içimde olduğunu…
Hala yanmaktadır göz bebeklerim.
Ve ben ateşten bir mektup oldum da
Özgürlüğümü yaktım dünya adına
O’nun adına adımı yaktım,
Ve artık adına ortaktım.
Rüzgarsa dilbeste olmuştu nara
Söndürme gözyaşlarınla.
Ağlama!!!
Çünkü bize ağlamak düşmez.
Ağlama!!!
Bize yürümek düşer,
Sevgilinin ardından.
Sadece ağlamak yetmez…
Güzeldir hayranı olmak Nebi’nin.
Ama sadece hayranlık yetmez…
O’nun gibi olmadıktan sonra,
Bu yol ilelebet bitmez…
Ağaç gölgesinde gölgelenip
Yoluna devam eden,
Yolcu gibi olmak vardı.
O’nun gibi olmak…
Şu geçen ömründe nelere kandın
Sen ki dünyanın süsüne aldandın
Yandın ağladın
Yine de uslanmadın
Nereye bu gidiş nereye yolcu
Nereye nereye nereye
Bu gitmeler…
Ey yolcu!
Ey yolcu!
Ey yolcu!
Ey yolcu!
NEREYE?