- Üyelik Tarihi
- 7 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,242
- Aldığı Beğeniler
- 9
- Takım
- Galatasaray
Fakir sahabilerin üzüntüsü
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Fakir Müslümanlar, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin yanına giderek,
- Varlıklı Müslümanlar, cennetin en yüksek derecelerini ve ebedi nimetleri alıp götürdüler diye dert yandılar. Hz. Peygamber:
- Nasıl olmuş o? diye sorunca da,
-Bizim kıldı ımız namazları onlar da kılıyorlar. Tuttu umuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazla malları oldu u için hac ve umre yapıyorlar, cihad edip sadaka veriyorlar ve köle azat ediyorlar; biz ise imkanımız olmadı ı için bunları yapamıyoruz dediler.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem onlara,
- Sizden önde gidenlere yetişebilece iniz, sizden sonra gelenleri geçebilece iniz, sizin yaptı ınızı yapanlar dışında herkesten üstün olaca ınız bir şeyi ö reteyim mi? diye sordu.
- Evet, ö ret ey Allahın Elçisi! dediler. Resul-i Ekrem şöyle buyurdu:
- Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhanallah diyerek Allahı tesbih eder, Elhamdülillah diyerek Ona hamdeder ve Allahü ekber diyerek tekbir getirirsiniz.
Peygamber Efendimizin yanından ayrıldıktan sonra bu zikirleri kaçar defa söyleyece imiz konusunda anlaşmazlı a düştük. İçimizden biri, otuz üç defa Sübhanallah, otuz üç defa Elhamdülillah, otuz dört defa Allahü ekber diyece imizi söyledi. Bunun üzerine ben Hz. Peygamberin huzuruna çıkarak konuyu arz ettim. Şöyle buyurdu:
- Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahü Ekber; bu zikirlerin her birini otuz üçer defa söyleyeceksiniz.
Birkaç gün sonra fakir Müslümanlar Resul-i Ekreme tekrar gelerek,
- Zengin kardeşlerimiz bizim yaptı ımız zikirleri duymuş; aynını onlar da yapıyorlar dediler. Bunun üzerine Allahın Elçisi şöyle buyurdu:
- Ne yapalım! Artık bu Allahın bir lütfudur, Allah lütfunu diledi ine verir.
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Fakir Müslümanlar, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin yanına giderek,
- Varlıklı Müslümanlar, cennetin en yüksek derecelerini ve ebedi nimetleri alıp götürdüler diye dert yandılar. Hz. Peygamber:
- Nasıl olmuş o? diye sorunca da,
-Bizim kıldı ımız namazları onlar da kılıyorlar. Tuttu umuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazla malları oldu u için hac ve umre yapıyorlar, cihad edip sadaka veriyorlar ve köle azat ediyorlar; biz ise imkanımız olmadı ı için bunları yapamıyoruz dediler.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem onlara,
- Sizden önde gidenlere yetişebilece iniz, sizden sonra gelenleri geçebilece iniz, sizin yaptı ınızı yapanlar dışında herkesten üstün olaca ınız bir şeyi ö reteyim mi? diye sordu.
- Evet, ö ret ey Allahın Elçisi! dediler. Resul-i Ekrem şöyle buyurdu:
- Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhanallah diyerek Allahı tesbih eder, Elhamdülillah diyerek Ona hamdeder ve Allahü ekber diyerek tekbir getirirsiniz.
Peygamber Efendimizin yanından ayrıldıktan sonra bu zikirleri kaçar defa söyleyece imiz konusunda anlaşmazlı a düştük. İçimizden biri, otuz üç defa Sübhanallah, otuz üç defa Elhamdülillah, otuz dört defa Allahü ekber diyece imizi söyledi. Bunun üzerine ben Hz. Peygamberin huzuruna çıkarak konuyu arz ettim. Şöyle buyurdu:
- Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahü Ekber; bu zikirlerin her birini otuz üçer defa söyleyeceksiniz.
Birkaç gün sonra fakir Müslümanlar Resul-i Ekreme tekrar gelerek,
- Zengin kardeşlerimiz bizim yaptı ımız zikirleri duymuş; aynını onlar da yapıyorlar dediler. Bunun üzerine Allahın Elçisi şöyle buyurdu:
- Ne yapalım! Artık bu Allahın bir lütfudur, Allah lütfunu diledi ine verir.