Malik b. Dinar -ks- önceleri bir padişahtı. Sonra bütün tacı tahtı terk etti. Kendisini öyle bir hale koydu ki, sizler onu görseydiniz selam bile vermezdiniz.
Bir gün, halk içinde, Basra sokaklarından geçerken şöyle bir manzara gördü; Padişahın dünya güzeli bir cariyesi, etrafında hizmetkarları ile merasim halinde, Basra sokaklarından geçiyorlar. Malik b. Dinar o fakir haliyle, yırtık pırtık elbiseleriyle cariyeye:
-Padişah seni satmıyor mu? Diye seslendi. Cariye onu o fakir haliyle görünce:
-Benim ücretimi padişahlar bile veremiyor, sen bu fakir halinle, nasıl olurda Padişahın beni satıp satmadığını sorarsın be hey fakir! Dedi ve hem de bu duruma çok şaşırdı. Malik b. Dinar:
-Padişah seni satmıyor mu? Diye tekrar sordu. Cariye:
-Peki senin paran var mı beni almaya? Dedi. Malik b. Dinar:
-Olabilir! Diye cevap verdi. Cariye yanındaki hizmetçilere bunu alın padişahın yanına götürün, diye emretti.
Malik b. Dinar padişahın yanına gelince padişah ona:
-Senin dileğin nedir? Diye sordu. Malik b. Dinar:
-Cariyeni bana satar mısın? Diye sordu. Hepsi ona güldüler, padişah:
-Bu cariyeyi almak için senin yeterli paran var mı? Dedi. Malik b. Dinar:
-Bende iki tane çekirdek var. Cariyenin fiyatı, kıymeti ancak o kadar eder, dedi. Ona:
-Niçin? Diye sordular.
-Siz onu çok güzel görüyorsunuz ama bana göre onun kusuru çoktur dedi.
-Kusurları nedir? Diye sorduklarında da şöyle saydı:
-Kusurlarından birisi şudur, eğer o dünyada çok kalırsa, çok yaşarsa ihtiyarlayacak ayak altına düşecek, o zaman kendisi keşke ölsem de kurtulsam diyecek, siz de keşke ölse de kurtulsak diyeceksiniz. Bir zaman gelecek taharetlenemeyecek, kendisini temizleyemeyecek, çamaşırları pis olacak, kokacak. İnsanlar ondan tiksinecek ve kaçacak. Bunun gibi birçok kusurlar saydı. Oysa benim nazarımda bu cariyeden daha kıymetli, nurdan yaratılmışlar vardır, dedi. Bununla hurileri kastetti. Padişah cariyeye:
-Bunun söyledikleri doğru mu? Diye sordu. Cariye:
-Doğrudur padişahım, ben kendimi temizleyemez bir duruma gelince kokacağım, ihtiyarlayacağım, dedi. Bunun üzerine Padişah:
-Seni Allah rızası için azat ettim ve yetmiş kişiyi de senin hizmetçin olarak verdim, dedi. O padişah da aynen Malik b. Dinar gibi bütün kölelerini azat etti ve Allah'a yöneldi.
İnsan hakikaten düşünür, tefekkür ederse, Malik b. Dinar'ın ulaştığı neticeyi bulur. Dünyadaki en kıymetli şey nedir? Altındır. Sonunda o altın ne olacak? Toprak olacak, oysa toprağa basıyoruz, toprak kıymetli değildir. Dünyadaki her şey de aynen bunun gibidir.
Ahirettekiler ise zerre kadar da olsa çok büyüktür, çok kıymetlidir. Bu yüzden insanın biraz tefekkür etmesi, düşünmesi lazımdır&
Dediğimiz gibi Allah (cc) çok merhametlidir, yeter ki Onun rahmetine koşalım.
Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile hepimizi af ve mağfiret etsin, inşallahu teala. (Amin)
Bir gün, halk içinde, Basra sokaklarından geçerken şöyle bir manzara gördü; Padişahın dünya güzeli bir cariyesi, etrafında hizmetkarları ile merasim halinde, Basra sokaklarından geçiyorlar. Malik b. Dinar o fakir haliyle, yırtık pırtık elbiseleriyle cariyeye:
-Padişah seni satmıyor mu? Diye seslendi. Cariye onu o fakir haliyle görünce:
-Benim ücretimi padişahlar bile veremiyor, sen bu fakir halinle, nasıl olurda Padişahın beni satıp satmadığını sorarsın be hey fakir! Dedi ve hem de bu duruma çok şaşırdı. Malik b. Dinar:
-Padişah seni satmıyor mu? Diye tekrar sordu. Cariye:
-Peki senin paran var mı beni almaya? Dedi. Malik b. Dinar:
-Olabilir! Diye cevap verdi. Cariye yanındaki hizmetçilere bunu alın padişahın yanına götürün, diye emretti.
Malik b. Dinar padişahın yanına gelince padişah ona:
-Senin dileğin nedir? Diye sordu. Malik b. Dinar:
-Cariyeni bana satar mısın? Diye sordu. Hepsi ona güldüler, padişah:
-Bu cariyeyi almak için senin yeterli paran var mı? Dedi. Malik b. Dinar:
-Bende iki tane çekirdek var. Cariyenin fiyatı, kıymeti ancak o kadar eder, dedi. Ona:
-Niçin? Diye sordular.
-Siz onu çok güzel görüyorsunuz ama bana göre onun kusuru çoktur dedi.
-Kusurları nedir? Diye sorduklarında da şöyle saydı:
-Kusurlarından birisi şudur, eğer o dünyada çok kalırsa, çok yaşarsa ihtiyarlayacak ayak altına düşecek, o zaman kendisi keşke ölsem de kurtulsam diyecek, siz de keşke ölse de kurtulsak diyeceksiniz. Bir zaman gelecek taharetlenemeyecek, kendisini temizleyemeyecek, çamaşırları pis olacak, kokacak. İnsanlar ondan tiksinecek ve kaçacak. Bunun gibi birçok kusurlar saydı. Oysa benim nazarımda bu cariyeden daha kıymetli, nurdan yaratılmışlar vardır, dedi. Bununla hurileri kastetti. Padişah cariyeye:
-Bunun söyledikleri doğru mu? Diye sordu. Cariye:
-Doğrudur padişahım, ben kendimi temizleyemez bir duruma gelince kokacağım, ihtiyarlayacağım, dedi. Bunun üzerine Padişah:
-Seni Allah rızası için azat ettim ve yetmiş kişiyi de senin hizmetçin olarak verdim, dedi. O padişah da aynen Malik b. Dinar gibi bütün kölelerini azat etti ve Allah'a yöneldi.
İnsan hakikaten düşünür, tefekkür ederse, Malik b. Dinar'ın ulaştığı neticeyi bulur. Dünyadaki en kıymetli şey nedir? Altındır. Sonunda o altın ne olacak? Toprak olacak, oysa toprağa basıyoruz, toprak kıymetli değildir. Dünyadaki her şey de aynen bunun gibidir.
Ahirettekiler ise zerre kadar da olsa çok büyüktür, çok kıymetlidir. Bu yüzden insanın biraz tefekkür etmesi, düşünmesi lazımdır&
Dediğimiz gibi Allah (cc) çok merhametlidir, yeter ki Onun rahmetine koşalım.
Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile hepimizi af ve mağfiret etsin, inşallahu teala. (Amin)