H
hayrunisa
Guest
Ashab-ı Kiram'dan Huraym İbn Fâtik, bir gün Hz. Ömer r.a.'a, Ey müminlerin emiri! Benim müslümanlı ımın başlangıcı nasıl oldu sana anlatayım mı? der. Ardından anlatmaya başlar:
Develerimi aradı ım sırada, bir yerde akşam karanlı ı bastırmıştı. Ben yüksek sesle:
- Bu vadinin kötülerinin şerrinden, bu vadinin büyü üne sı ınırım, diye seslendim. Bir ses geldi:
- Yazık sana! Celâl, büyüklük, nimet ve iyilik sahibi olan Allah'a sı ın! Enfal Suresi'nin ayetlerini oku. Allah'ı bir bil de, gerisine aldırma!
Bunu duyunca şiddetli bir korkuya kapıldım. Kendime gelince dedim ki:
- Ey gaipten gelen ses! Neler söylüyorsun? Sende hidayet mi var delâlet mi? Ne yapayım, bana açıkla!
- İyilikler sahibi Allah Rasulü Medine'de insanları kurtuluşa ça ırıyor, oruç ve namazı emrediyor, insanları kötülüklerden nehyediyor .
Ben develerimi aramaya devam ederek dedim ki:
- Allah sana hidayet versin. Bana do ru yolu göster.
- Allah yoldaşın olsun, seni belalardan koruyarak ehline kavuştursun.
- Allah sana rahmet etsin. Sen kimsin?
- Ben Amr b. Üsal'im . Necid'in müslüman olan cinlerinin valisiyim. Sen ailene dönünceye kadar ben develerinle ilgilenirim.
Bundan sonra Medine'ye geldim. O gün cuma idi. Hz. Ebu Bekir (Allah ondan razı olsun) benimle mescidde karşılaştı. Dedi ki:
- Allah sana rahmet etsin, buyur içeriye; müslüman oldu unu duyduk.
- Abdest almasını iyi bilmiyorum, dedim.
Bana abdesti ö retti. Sonra mescide girdim. Rasulullah Aleyhisselam'ı minber üzerinde hutbe okurken gördüm. Yüzü dolunay gibi parlıyordu. Şöyle dedi ini duydum:
Güzel bir surette abdest alıp da, usül ve adabını gözetip, anlayarak namaz kılan kimse elbette cennete girer.
İbn Fâtik'in anlattıklarını dinleyen Hz. Ömer:
- Ya bu hadis için şahit getirirsin yahut seni cezalandırırım, der.
Bunun üzerine Osman b. Affan, Huraym b. Fâtik'e şahitlik yapar, Hz. Ömer de kabul eder.
Taberânî , el-Mu'cemü'l-Kebir, 4/ 210-11; Tarîhu Medîneti Dımaşk, 16/347-49.
Develerimi aradı ım sırada, bir yerde akşam karanlı ı bastırmıştı. Ben yüksek sesle:
- Bu vadinin kötülerinin şerrinden, bu vadinin büyü üne sı ınırım, diye seslendim. Bir ses geldi:
- Yazık sana! Celâl, büyüklük, nimet ve iyilik sahibi olan Allah'a sı ın! Enfal Suresi'nin ayetlerini oku. Allah'ı bir bil de, gerisine aldırma!
Bunu duyunca şiddetli bir korkuya kapıldım. Kendime gelince dedim ki:
- Ey gaipten gelen ses! Neler söylüyorsun? Sende hidayet mi var delâlet mi? Ne yapayım, bana açıkla!
- İyilikler sahibi Allah Rasulü Medine'de insanları kurtuluşa ça ırıyor, oruç ve namazı emrediyor, insanları kötülüklerden nehyediyor .
Ben develerimi aramaya devam ederek dedim ki:
- Allah sana hidayet versin. Bana do ru yolu göster.
- Allah yoldaşın olsun, seni belalardan koruyarak ehline kavuştursun.
- Allah sana rahmet etsin. Sen kimsin?
- Ben Amr b. Üsal'im . Necid'in müslüman olan cinlerinin valisiyim. Sen ailene dönünceye kadar ben develerinle ilgilenirim.
Bundan sonra Medine'ye geldim. O gün cuma idi. Hz. Ebu Bekir (Allah ondan razı olsun) benimle mescidde karşılaştı. Dedi ki:
- Allah sana rahmet etsin, buyur içeriye; müslüman oldu unu duyduk.
- Abdest almasını iyi bilmiyorum, dedim.
Bana abdesti ö retti. Sonra mescide girdim. Rasulullah Aleyhisselam'ı minber üzerinde hutbe okurken gördüm. Yüzü dolunay gibi parlıyordu. Şöyle dedi ini duydum:
Güzel bir surette abdest alıp da, usül ve adabını gözetip, anlayarak namaz kılan kimse elbette cennete girer.
İbn Fâtik'in anlattıklarını dinleyen Hz. Ömer:
- Ya bu hadis için şahit getirirsin yahut seni cezalandırırım, der.
Bunun üzerine Osman b. Affan, Huraym b. Fâtik'e şahitlik yapar, Hz. Ömer de kabul eder.
Taberânî , el-Mu'cemü'l-Kebir, 4/ 210-11; Tarîhu Medîneti Dımaşk, 16/347-49.