- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Kemal Sayar
(Doomscrolling)” Nedir? Nasıl Durdurabiliriz?
02.08.2021
Doomscrolling terimi henüz resmi olarak Türkçemize çevrilmemiş olmasına rağmen, dilimizde kötü haber bağımlılığı, uzun saatler negatif haber okuma eğilimi ve felaket kaydırması gibi kullanımları mevcuttur. Bu yazıda ise anlamının uygunluğu gereği “Felaket Kaydırması” kalıbını tercih ettiğimizi göreceksiniz.“Felaket Kaydırması (Doomscrolling)”, Twitter ya da benzeri sosyal medya mecralarında dikkat çekici başlıkları ararken ekranı kaydırma eğilimimizi tanımlamak için kullanılan bir terim. Eğer kendinizi sıklıkla sizi sinirlendiren hikayeleri ararken buluyorsanız, siz de felaket kaydırması yapıyorsunuz demektir.
Daha önce “Felaket Kaydırması” terimini duymamış olsanız dahi, bu davranışta bulunduğunuza eminiz. Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, her gün bitmek bilmeyen sosyal, siyasal ve ekonomik krizlerle karşılaşıyoruz. Bütün bunların ruh sağlığımızı iyi yönde etkilemediği gerçeği ise şaşırtıcı değil.
Sizde olumsuz duygular uyandıran ya da sizin herhangi bir duruma dair bakış açınızın doğruluğunu kanıtlayan başlıklar ya da tweetler görmek, kaşınan bir yarayı kazımak gibidir. Birisi sizin inanç ya da görüşlerinize katıldığında, beyniniz bu durumu “kazanmak” olarak kayda geçirir ve içsel düşüncelerinizin dışsal bir şekilde onaylanmasıyla büyük oranda dopamin salınımına maruz kalabilirsiniz.
Amerika’daki üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmanın sonuçları gösteriyor ki, Covid-19 ile ilgili haberlerin artmasıyla birlikte gençlerin telefon kullanımı ve beraberinde kaygı seviyelerinde de artış olmuş. Pandemi henüz başlamadan önce Lübnanlı katılımcılarla yapılan araştırma gösteriyor ki, problemli sosyal medya kullanımı olan kişiler daha fazla depresyon, anksiyete ve uykusuzluk yaşıyor.
Felaket kaydırmasının bizim için iyi bir şey olmadığını öğrenmek şaşırtıcı olmayacaktır. Peki kendimizi niçin durduramıyoruz?
Bize kontrol duygusu hissettiriyor
Belirsizliğin ve kontrol edilemezliğin hâkim olduğu dönemlerde, kontrol duygusuna büyük bir ihtiyaç duyarız. Bitmek tükenmek bilmeden haberleri kaydırdığımızda ise, bu bize bilgi edindiğimiz ya da bir plan yaptığımız hissini verir. Bu durum başlarda gördüğümüz birkaç başlık için doğru olabilir. Fakat aynı konu üzerinde yazılmış 17. Makaleyi okumak bize ne kazandırır?Bu yönüyle, felaket kaydırması kaygılanmaya benzer. Dürtülerimizin etkisiyle sürekli bu davranışta bulunmamızın sebebi bize yanlış bir kontrol hissi vermesidir.
Bağlantının çok fazla olmadığı bir dünyada bağlantı kurmak için can atıyoruz.
Sosyal medya kelimesindeki “sosyal” tıpkı bir ateşteki benzine benzer. Pek çok zamandır hepimiz kendimizi dış dünyadan yalıtılmış hissediyoruz. Bu sebeple, dostlarımızın ya da pek çok başka kişilerin paylaştığı gönderileri görünce, - bu gönderiler kışkırtıcı ya da kontrolümüz şeyler dışında olan olaylarla ilgili olsa dahi- daha fazlasına ulaşmak için ekranı kaydırmaya devam ediyoruz.Olumsuz haberlerin bağımlılık yaratıcı bir niteliği olabilir.
Haberler ne kadar çarpıcı olursa, kendimizi onların içerisinde kaybetme eğilimimiz bir o kadar artar. Medya şirketleri de bunun farkındadır. Kazançlarının çoğunu okuyucularının sayılarından elde ettikleri sıralamalar ve aldıkları reklamlar üzerinden yaparlar. Ne kadar okuyucu, o kadar kazanç demektir.Yaşadığımız düzen ise bir algoritma düzeni. Algoritma sistemleri ne okuduğunuzu tespit eder ve okuduğunuz habere yönelik pek çok haberi size yollar. Bir süre sonra size sürekli aynı tür haber ve bakış açılarını sunan bir haber baloncuğuna sıkışır kalırsınız.
Tehlikeyi tespit etmek beynimizin ve sinir sistemimizin temel işlevidir. Eski dönemlerde bu sistem insanları hayvanların ya da başka insanların saldırılarından korumak gibi işlevlere hizmet ederdi. Artık modern dünyada yaşıyor olsak dahi, sistemimiz aynı şekilde çalışmaya devam ediyor. Sistemimiz gerçek tehditler ve okumakta olduğumuz olumsuz haberler arasında bir ayrım yapmaz. Bedenimiz sürekli tetikte ve tepki vermeye hazırdır. Bize rahatsızlık veren bir içerik okuduğumuzda korku tepkimiz tetiklenir ve beynimiz adrenalin hormonu salgılamaya başlar.
Çok fazla felaket kaydırmacılığı ise sistemimizi yorar. Stres, anksiyete ya da depresyondan şikâyet etmeye başlarız. Bedenimiz yüksek seviyelerde kortizol üretir. Bu durum bedenimize çok büyük zarar verebilir. Sindirim problemleri, baş ağrıları, uyku problemleri, konsantrasyon zorlukları ve kalp rahatsızlıkları gibi olumsuz deneyimlerle karşılaşabiliriz. Kortizol ve kronik stres ise kilo alımına katkıda bulunabilir.