- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
"Darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve başındaki sıkıntıyı gideren..."
- Neml, 27/62
Malik Bedri
Batılı değerlere göre eğitim alan Müslüman psikologlar öğrendikleri bilgileri kendi toplumlarına uyguladıkları zaman, ortaya ciddi sorunlar çıkmaktaydı; ya öğrendikleri yanlıştı ya da Müslümanların büyük çoğunluğu."
Malik Bedri ile 1995'te tanışan ve eski bir öğrencisi olan Ömer Awass, 2002 yılında hocasına ulaşıyor ve internet üzerinden özellikle Müslümanların ruh sağlığına dair sorularını cevaplandırması konusunda ondan yardım istiyor. Çünkü en doğru ismin hocası olduğuna inanıyor. Dolayısıyla Psikososyal Çözümlemeler'de 'çağın hastalığı' denen ne varsa hepsine dair sorular ve cevaplar bulunuyor. Bazı konu başlıkları: Özgüvensizlik, zihin-beden ilişkisi, İslam ve psikoloji, anksiyete, batılı çocuk psikolojisi, ibadet konusunda isteksizlik, inancın insan hayatındaki etkisi, dini konularda obsesyon, mizaç, bağımlılık, parapsikolojik olaylar, cinler ve musallat, farklı kültürlerden gelen insanların evlilikleri, gelin-kayınvalide anlaşmazlıkları, eşcinsel eğilimler, suçluluk duyguları, rehber eksikliği...
Malik Bedri; hadislerin, tasavvufun ve zamanımızdan çok daha önce ilimleriyle bazı ilkleri insanlığa sunmuş kimselerin önemini vurguluyor daima. Ebû Zeyd el-Belhî'nin (ö. 322/934) beden ve ruh sağlığının korunması içeren yazılarından oluşan Mesalihu’l-Ebdan ve’l-Enfüs adlı kitabı, Gazzâlî'nin (ö. 505/1111) İḥyâ'sına sık sık dikkatleri çekiyor. Zekeriyyâ er-Râzî (ö. 313/925), İbn Sînâ (ö. 428/1037) ve İbn Kayyim el-Cevziyye (ö. 751/1350) gibi âlimlerin, bilginlerin, sufilerin şimdi yeni keşfedilmiş gibi sunulan çözümleri asırlar önce bulduklarını hatırlatıyor: "İbn Kayyim el-Cevziyye ve Belhî gibi erken dönem Müslüman âlim ve hekimler, insanın ruhuyla girdiği bu içsel diyalogların şahsiyeti şekillendiren asli unsur olduğunu burgularlar. Üstelik bu olumsuz düşüncelerin bazılarının, fark edilemeyecek şekilde hızlı ve sinsi bir şekilde bilince nüfuz eden vesveseler tarafından tetiklendiğini keşfetmişlerdir. Ancak kişi bunların ürettiği olumsuz hissiyatı tecrübe eder. Bu duyguların sürekli tekrar etmesi sebebiyle, en sonunda bunları kendi kişiliği hakkında bir kanaate dönüştürür. Erken dönem Müslüman âlimlerimiz, bu şekilde modern literatürde 'otomatik düşünceler' diye adlandıran bilişsel kavramı ortaya çıkarmışlardı. Daha sonra bu bulgu yanlış bir şekilde Aaron Beck'e atfedildi."
İnsan, işin içinden çıkamadığı zamanlarda kendini sarsan sıradan bir fikre bile teslim olabilir. Bir Müslümanın bu tip durumlarda önce Allah'la olan ilişkisinin ne durumda olduğuna bakması gerektiğini, karşısındakini hiç de yargılamadan, sadece bir tavsiye olarak sunuyor Bedri. Birkaç yıldır Allah, peygamber ve İslâm hakkında şüpheli düşüncelere (vesveselere) kapıldığını düşünen Azhar, çok sayıda psikiyatriste danışmasına ve ilaç kullanmasına rağmen bu sıkıntısını çözememiş. Birkaç âlimin, kendisine şeytanın musallat olduğunu söylemesiyle dinden çıktığını bile hissetmiş. "Bana çare olabilecek bir tavsiyeniz var mı?" diye soruyor Malik Bedri'ye. Cevabın çok küçük bir kısmı şöyle: "Senden bu obsesif bozukluğu Allah'ın verdiği bir imtihan olarak görmeni istiyorum. Bazı insanlar fiziksel hastalıklarla, bazıları fakirlikle, bazıları yakınlarının ölümüyle, senin gibi bazılarıysa psikolojik rahatsızlıklarla imtihan olur. Bilmeni istediğim en önemli şey, hissettiğin bu endişe ve suçluluk duyguları senin kuvvetli bir imanının olduğuna dair açık bir göstergedir. Allah ile olan ilişkine değer vermemiş olsaydın, bu düşünceler sebebiyle psikolojik sancılar çekmeyecektin. Hâlbuki Allah'a imanını kaybeden bir insan günahlarla dolu bir yaşamı suçluluk ve utanç hissetmeden sürdürmekten keyif duyacaktır."
Başka bir danışan, bunalımda olduğuyla başlıyor sorusuna. Günahkar bir kul olduğunu, kendisini kötü şeylerin beklediğini hissediyor. Allah'ın kendisini ve ailesini terk ettiğini düşünüyor. Bazen intihar düşüncesine kapılıyor. "Bana umut verecek cümleler paylaşın" diyerek bitiriyor sorusunu. Malik Bedri, önce ondan, alçakgönüllü bir biçimde Allah'tan af dilemesini, samimi ve tövbekâr olmasını istiyor. Ne olursa olsun, iradî olarak zayıflı gösterip de aynı hataları işlediğinde bile Allah'ın rahmet ve merhametinin sonsuz olduğunu düşünmesi gerektiğini söylüyor ve hemen bir hadisi hatırlatıyor: "Rivayetlere göre Hz. Peygamber bir defasında ashabıyla sohbet ederken, telaş içinde kaybolmuş bebeğini arayan bir kadın gördü. Sonunda bebeğini bulan anne onu şefkatle bağrına bastı ve sevinç içinde ağlamaya başladı. Bu görüntü karşısında ashap da çok duygulandı. Yüzlerindeki ifadeyi gören Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Bu annenin çocuğuna olan sevgisinden etkilendiniz mi? Size yemin olsun ki Allah, kullarına karşı bu annenin bebeğine beslediğinden daha fazla sevgi ve merhamet besler."
Müslümanların, dünyanın farklı yerlerinden yardım talep ettiği sorulara ilminin ve inancının kuvvetiyle yaklaşan bir psikolog Malik Bedri. O aynı zamanda feraset sahibi bir Kâdirî dervişi. Verdiği her cevapta "zorluktaki kolaylığı" hatırlatması bundan.
Yağız Gönüler
- Neml, 27/62
Malik Bedri
Batılı değerlere göre eğitim alan Müslüman psikologlar öğrendikleri bilgileri kendi toplumlarına uyguladıkları zaman, ortaya ciddi sorunlar çıkmaktaydı; ya öğrendikleri yanlıştı ya da Müslümanların büyük çoğunluğu."
Malik Bedri ile 1995'te tanışan ve eski bir öğrencisi olan Ömer Awass, 2002 yılında hocasına ulaşıyor ve internet üzerinden özellikle Müslümanların ruh sağlığına dair sorularını cevaplandırması konusunda ondan yardım istiyor. Çünkü en doğru ismin hocası olduğuna inanıyor. Dolayısıyla Psikososyal Çözümlemeler'de 'çağın hastalığı' denen ne varsa hepsine dair sorular ve cevaplar bulunuyor. Bazı konu başlıkları: Özgüvensizlik, zihin-beden ilişkisi, İslam ve psikoloji, anksiyete, batılı çocuk psikolojisi, ibadet konusunda isteksizlik, inancın insan hayatındaki etkisi, dini konularda obsesyon, mizaç, bağımlılık, parapsikolojik olaylar, cinler ve musallat, farklı kültürlerden gelen insanların evlilikleri, gelin-kayınvalide anlaşmazlıkları, eşcinsel eğilimler, suçluluk duyguları, rehber eksikliği...
Malik Bedri; hadislerin, tasavvufun ve zamanımızdan çok daha önce ilimleriyle bazı ilkleri insanlığa sunmuş kimselerin önemini vurguluyor daima. Ebû Zeyd el-Belhî'nin (ö. 322/934) beden ve ruh sağlığının korunması içeren yazılarından oluşan Mesalihu’l-Ebdan ve’l-Enfüs adlı kitabı, Gazzâlî'nin (ö. 505/1111) İḥyâ'sına sık sık dikkatleri çekiyor. Zekeriyyâ er-Râzî (ö. 313/925), İbn Sînâ (ö. 428/1037) ve İbn Kayyim el-Cevziyye (ö. 751/1350) gibi âlimlerin, bilginlerin, sufilerin şimdi yeni keşfedilmiş gibi sunulan çözümleri asırlar önce bulduklarını hatırlatıyor: "İbn Kayyim el-Cevziyye ve Belhî gibi erken dönem Müslüman âlim ve hekimler, insanın ruhuyla girdiği bu içsel diyalogların şahsiyeti şekillendiren asli unsur olduğunu burgularlar. Üstelik bu olumsuz düşüncelerin bazılarının, fark edilemeyecek şekilde hızlı ve sinsi bir şekilde bilince nüfuz eden vesveseler tarafından tetiklendiğini keşfetmişlerdir. Ancak kişi bunların ürettiği olumsuz hissiyatı tecrübe eder. Bu duyguların sürekli tekrar etmesi sebebiyle, en sonunda bunları kendi kişiliği hakkında bir kanaate dönüştürür. Erken dönem Müslüman âlimlerimiz, bu şekilde modern literatürde 'otomatik düşünceler' diye adlandıran bilişsel kavramı ortaya çıkarmışlardı. Daha sonra bu bulgu yanlış bir şekilde Aaron Beck'e atfedildi."
İnsan, işin içinden çıkamadığı zamanlarda kendini sarsan sıradan bir fikre bile teslim olabilir. Bir Müslümanın bu tip durumlarda önce Allah'la olan ilişkisinin ne durumda olduğuna bakması gerektiğini, karşısındakini hiç de yargılamadan, sadece bir tavsiye olarak sunuyor Bedri. Birkaç yıldır Allah, peygamber ve İslâm hakkında şüpheli düşüncelere (vesveselere) kapıldığını düşünen Azhar, çok sayıda psikiyatriste danışmasına ve ilaç kullanmasına rağmen bu sıkıntısını çözememiş. Birkaç âlimin, kendisine şeytanın musallat olduğunu söylemesiyle dinden çıktığını bile hissetmiş. "Bana çare olabilecek bir tavsiyeniz var mı?" diye soruyor Malik Bedri'ye. Cevabın çok küçük bir kısmı şöyle: "Senden bu obsesif bozukluğu Allah'ın verdiği bir imtihan olarak görmeni istiyorum. Bazı insanlar fiziksel hastalıklarla, bazıları fakirlikle, bazıları yakınlarının ölümüyle, senin gibi bazılarıysa psikolojik rahatsızlıklarla imtihan olur. Bilmeni istediğim en önemli şey, hissettiğin bu endişe ve suçluluk duyguları senin kuvvetli bir imanının olduğuna dair açık bir göstergedir. Allah ile olan ilişkine değer vermemiş olsaydın, bu düşünceler sebebiyle psikolojik sancılar çekmeyecektin. Hâlbuki Allah'a imanını kaybeden bir insan günahlarla dolu bir yaşamı suçluluk ve utanç hissetmeden sürdürmekten keyif duyacaktır."
Başka bir danışan, bunalımda olduğuyla başlıyor sorusuna. Günahkar bir kul olduğunu, kendisini kötü şeylerin beklediğini hissediyor. Allah'ın kendisini ve ailesini terk ettiğini düşünüyor. Bazen intihar düşüncesine kapılıyor. "Bana umut verecek cümleler paylaşın" diyerek bitiriyor sorusunu. Malik Bedri, önce ondan, alçakgönüllü bir biçimde Allah'tan af dilemesini, samimi ve tövbekâr olmasını istiyor. Ne olursa olsun, iradî olarak zayıflı gösterip de aynı hataları işlediğinde bile Allah'ın rahmet ve merhametinin sonsuz olduğunu düşünmesi gerektiğini söylüyor ve hemen bir hadisi hatırlatıyor: "Rivayetlere göre Hz. Peygamber bir defasında ashabıyla sohbet ederken, telaş içinde kaybolmuş bebeğini arayan bir kadın gördü. Sonunda bebeğini bulan anne onu şefkatle bağrına bastı ve sevinç içinde ağlamaya başladı. Bu görüntü karşısında ashap da çok duygulandı. Yüzlerindeki ifadeyi gören Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Bu annenin çocuğuna olan sevgisinden etkilendiniz mi? Size yemin olsun ki Allah, kullarına karşı bu annenin bebeğine beslediğinden daha fazla sevgi ve merhamet besler."
Müslümanların, dünyanın farklı yerlerinden yardım talep ettiği sorulara ilminin ve inancının kuvvetiyle yaklaşan bir psikolog Malik Bedri. O aynı zamanda feraset sahibi bir Kâdirî dervişi. Verdiği her cevapta "zorluktaki kolaylığı" hatırlatması bundan.
Yağız Gönüler