FETVA TAKVA MİSALLERİ
Günlerdir zihnini kurcalayan bir konuyu öğrenmek istiyordu. Bunun için gidip Hocaefendinin kapısını çaldı:
—Ben, dedi. Fetva ile takvayı öğrenmek istiyo¬rum. Bu nasıl mümkün olur?
Hocaefendi önce biraz düşündü, muhatabının kültür seviyesini hesap etti, anlayış derecesini hatırladı, sonra da elinden tutup, gel benimle, diyerek gittiler. Doğruca bir kasap dükkanına girdiler.
Hocaefendi:
—Bir okka et istiyorum! dedi.
Kasap hemen nasıl et istediğini sordu, tarifine en uy¬gun yerden kesip paketini uzattı. Hocaefendi dudaklarını bükerek baktı:
—Bu istediğim gibi olmamış, ben daha yağsızını istiyorum, dedi. Kasap hiç itiraz etmeden, derhal, dedi ve hemen yeniden bir paket daha takdim etti. Hocaefendi yine dudaklarını büktü, bu da olmamış, ben daha deği¬şiğini istiyorum,[/COLOR] dedi. Böylece koskoca bir koyunu par¬çalayan kasap, en sonunda Hocaefendiden şu sözü duy¬du:
—Bunların hiçbirini beğenmedim, artık et almaktan da vaz geçtim.
Parçalanmış koyun önünde kalan kasap:
—Kusura bakmayın, size layık bir et hazırlaya¬madım, hakkınızı helal edin, dedi. Hiç de yüzünü ek¬şitmedi. Dışarıya çıkan Hocaefendi:
—Gel, dedi, seninle bu sefer de kumaşçıya gide¬lim.
Rafları kumaş dolu bir mağazadan içeri girdiler. Hocaefendi malum teklifini burada da tekrarladı:
—Ben, dedi, kumaş istiyorum, şuradan beş arşın kumaş kes de ver.
Adam şöyle bir durakladı, sonra gayet açık şekilde konuştu:
—Hangi kumaşı beğeniyorsanız önce onu seçin, sonra ben de kesip takdim edeyim. Burası kasap dükka¬nı değil ki kestirip kestirip de bırakıp gidesinız. Bir şeyi kestirdiniz mi almaya mecbursunuz. Ben kestiğim kuma¬şın parasını zorla da olsa alırım, zira siz beğeniyor, kesti¬riyorsunuz.
Hocaefendi arkadaşına işaret etti, dışarı çıktılar.
Dedi ki:
— Evvelki adam kestirdiğimiz bunca ete rağmen niye kestirdiniz, demiyor. Hatta hakkınızı helal edin, diye de bizden özür diliyor. İşte takva budur.
Bu da:
— Fetva ehlidir. Fetva ile amel ediyor. Beğenip de kestirirsek mutlaka aldıracak; almazsak, kestirdiği¬miz kumaşın parasını bize ödetecek. İşte bu da fetva gereğidir.
Adam sordu:
— Sence hangisi daha yüce makamdadır? Kasap değil mi?
— Belki ama, bu hale çok dayanılmaz. Zira bizim gibileri çoğalırsa onun takvasını bozarlar.
İlave etti:
— Gel gidelim kasaptan etimizi alalım, takvasını bozmayalım.
Ahmed Şahin “Olaylar Konuşuyor” s:170
Günlerdir zihnini kurcalayan bir konuyu öğrenmek istiyordu. Bunun için gidip Hocaefendinin kapısını çaldı:
—Ben, dedi. Fetva ile takvayı öğrenmek istiyo¬rum. Bu nasıl mümkün olur?
Hocaefendi önce biraz düşündü, muhatabının kültür seviyesini hesap etti, anlayış derecesini hatırladı, sonra da elinden tutup, gel benimle, diyerek gittiler. Doğruca bir kasap dükkanına girdiler.
Hocaefendi:
—Bir okka et istiyorum! dedi.
Kasap hemen nasıl et istediğini sordu, tarifine en uy¬gun yerden kesip paketini uzattı. Hocaefendi dudaklarını bükerek baktı:
—Bu istediğim gibi olmamış, ben daha yağsızını istiyorum, dedi. Kasap hiç itiraz etmeden, derhal, dedi ve hemen yeniden bir paket daha takdim etti. Hocaefendi yine dudaklarını büktü, bu da olmamış, ben daha deği¬şiğini istiyorum,[/COLOR] dedi. Böylece koskoca bir koyunu par¬çalayan kasap, en sonunda Hocaefendiden şu sözü duy¬du:
—Bunların hiçbirini beğenmedim, artık et almaktan da vaz geçtim.
Parçalanmış koyun önünde kalan kasap:
—Kusura bakmayın, size layık bir et hazırlaya¬madım, hakkınızı helal edin, dedi. Hiç de yüzünü ek¬şitmedi. Dışarıya çıkan Hocaefendi:
—Gel, dedi, seninle bu sefer de kumaşçıya gide¬lim.
Rafları kumaş dolu bir mağazadan içeri girdiler. Hocaefendi malum teklifini burada da tekrarladı:
—Ben, dedi, kumaş istiyorum, şuradan beş arşın kumaş kes de ver.
Adam şöyle bir durakladı, sonra gayet açık şekilde konuştu:
—Hangi kumaşı beğeniyorsanız önce onu seçin, sonra ben de kesip takdim edeyim. Burası kasap dükka¬nı değil ki kestirip kestirip de bırakıp gidesinız. Bir şeyi kestirdiniz mi almaya mecbursunuz. Ben kestiğim kuma¬şın parasını zorla da olsa alırım, zira siz beğeniyor, kesti¬riyorsunuz.
Hocaefendi arkadaşına işaret etti, dışarı çıktılar.
Dedi ki:
— Evvelki adam kestirdiğimiz bunca ete rağmen niye kestirdiniz, demiyor. Hatta hakkınızı helal edin, diye de bizden özür diliyor. İşte takva budur.
Bu da:
— Fetva ehlidir. Fetva ile amel ediyor. Beğenip de kestirirsek mutlaka aldıracak; almazsak, kestirdiği¬miz kumaşın parasını bize ödetecek. İşte bu da fetva gereğidir.
Adam sordu:
— Sence hangisi daha yüce makamdadır? Kasap değil mi?
— Belki ama, bu hale çok dayanılmaz. Zira bizim gibileri çoğalırsa onun takvasını bozarlar.
İlave etti:
— Gel gidelim kasaptan etimizi alalım, takvasını bozmayalım.
Ahmed Şahin “Olaylar Konuşuyor” s:170