Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Fetva verme sorumluluğu

Ulemamız, fetva verme işini üstlenmenin, Efendimiz s.a.v.e veraset (vâris olma) anlamına geldiğini söylemiştir. Zira fetva vermek, hakkında fetva verilen meselede Allah Tealânın ve Efendimiz s.a.v.in razı olduğu hükmü açıklamak demektir.
Efendimiz s.a.v., fetva vermenin sorumluluk üstlenmek olduğunu belirterek ümmetini bu hususta titizlikle uyarmış ve şöyle buyurmuştur:
Kime sağlam bir bilgiye dayanmadan fetva verilir (ve o da o yanlış fetvayla amel eder)se, günahı fetvayı verenin boynunadır. (Ahmed b. Hanbel, İbn Mâce, Dârimî, Hâkim)
Bu husustaki bir diğer Nebevî tesbit de şöyledir:
Allah ilmi insanlardan zorla sökerek almaz. Ancak alimleri kabzetmek suretiyle alır. Böylelikle hiç alim kalmayınca insanlar cahilleri rehber edinir; cahillere fetva sorulur. Onlar da (ilimsiz olarak) fetva verirler; böylece hem kendileri sapar, hem de insanları saptırırlar. (Buharî, Tirmizî, İbn Mâce)
Fetva vermenin, sorumluluğu büyük bir iş olması dolayısıyla Selef-i Salihîn, fetva konusunda alabildiğine titiz davranırdı. Abdullah b. Ömer r.a., kendisine fetva sormaya gelenlere, (dönemin Emevî idarecisini kastederek), İnsanların sorumluluğunu üstlenmiş olan şu emire git ve fetva verme sorumluluğunu onun boynuna at. der ve şöyle devam ederdi: (Fetva sormaya gelenler) bizi köprü yaparak üzerimizden geçip cehenneme gitmek istiyorlar. (Dârimî)



Semerkand Dergisi
 

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Maksat kılıf bulmak mı?

Sahabe döneminde Medine kadılığı görevini deruhte eden İbn Halde, İmam Mâlikin hocası olan büyük fakih Rebîa b. Ebî Abdirrahmana şu tavsiyede bulunuyor: Ey Rebîa! İnsanların sana fetva sormak için etrafını sardığını görüyorum. Sana birisi fetva sormaya geldiğinde, himmetini adamı içine düştüğü durumdan kurtarmaya sarf etme; bütün derdin, onun sana sorduğu meselenin manevi sorumluluğundan kurtulmaya bakmak olsun. (el-Hatîbul-Bağdâdî, el-Fakîh vel-Mütefakkih, 2/169)

Kaynaklar, Tabiûnun büyüklerinden Said b. el-Müseyyebin hemen hiç fetva vermediğini nakleder. Kendisine fetva sormak için birisi geldiğinde şöyle derdi: Allahım! Beni (bu işin vebalinden), bu adamı da benden kurtar! (Beyhakî, el-Medhal, 439-440)

Yine Tabiûndan Ubeyd b. Cüreyc şöyle diyor: Mekkedeyken (ilim öğrenmek için) bir gün Abdullah b. Ömer r.a.e, bir gün de Abdullah b. Abbas r.a.a gidiyordum. Abdullah b. Ömer r.a., kendisine sorulan soruların az bir kısmına fetva verir, çoğuna karşılık ise Bilmiyorum derdi. (Dârimî; ayrıca İbn Asakir, Târîhu Dimaşk, 31/167)


Semerkand Dergisi
 
Üst Alt