- Üyelik Tarihi
- 14 Eki 2010
- Mesajlar
- 61
- Aldığı Beğeniler
- 0
- Takım
- Diğer
selamünaleyküm
canlar daha yeniyim sitenizde bir başka siye yazmıştım bunu ilk yazı olara bunu yazmak istesim inşaşlah yadırgamassınız
şimdiden allaha emanet olu
kadınlar müftüler fetva yazarsa
işte kement işte boynum asarsa
işte işte kılıç işte kellem keserse
dönen dönsün ben dönmem yolumdan
diye başlıyalım konuya
Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır. "Ya hayır söyle ya sus" O zaman bu hadis ışığı altında çok konuşmak haram oluyur, değil mi
Dilin afetleriyle alakalı olarak Peygamber (s.a.v)'den bir çok rivayetler mevcuttur. Bunlardan bir iki tanesi de şunlardır.
"Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır konuşsun
ya da sussun" (Buharı ve Müslim Ebu Hureyre ve Ebu Şerih'den rivayet etmişlerdir.)
"Allah hayır söyleyip de zengin olanla susup da selamet bulana rahmet etsin" (İbn Mübarek 'Züht' adlı kitabında rivayet etmiş ve daha bir kaç yoldan rivayet edilmiştir.) Çok konuşmak bazan insanı, içinden çıkılmaz durumlara sürükler. Dilin afetleri vardır. İmam Gazali dilin tam yirmi afetini sayar; yalancılık, gıybet, kovuculuk, yalancı şahitlik, yalan yere yemin, insanların namusları hakkında konuşmak, malayani şeylerden konuşmak, başkalarını alaya almak ve aşağılamak.
Hatta Şeyh Abdulgani Nablusi dilin afetlerini yetmiş ikiye ka-"ar çıkartmıştır. Bu konunun açıklamaları oldukça uzun.
Bir kişi çok konuştuğu zaman hataya düşmesi, dilini onun bunun namusuna uzatmaya gıybetle insanların etini yemeye yakalanması kaçınılmaz olur. Bundan dolayı susmak selamet vesiledir. Bu demek değildir ki kişi duyduklarını hiç konuşmadan tutacak ve hiç kımıldamadan duracaktır. Hayır, sadece konuşunca hayır konuyacak yani Allah'ın razı olacağı şeyleri konuşacaktır.
Bilindiği gibi eskilerden beri insanların dilinde hep şu söz dolaşır; "Söz gümüş ise, sükut altındır."
Şair şöyle der; Dilini koru ey insan!
O yılandır sokmasın. Niceleri var mezarda, Onlar dilinin kurbanıdır. Nice kahramanlar, Dilden sakınırlardı.
Sadece ahirette değil dünyada da insan dilinin hatasından dolayı ortaya çıkacak neticeleri görebiliyor. Çok konuşması sebebiyle zararlara, musibetlere duçar kalıyor. O halde dilin hatalarından sakınmak gerekir. İşte bu sebeple şöyle söylemiş şair;
Genç dilinin sürçmesiyle ölür.
Yoksa ayak sürçmesinden değil.
Dil sürçmesi kelle alır,
Ayak sürçmesiyle yaralanan
Bir müddet sonra iyileşir.
Bu konu hakkında yine şöyle bir söz vardır. "Sen sözünün sa^ hibisin. Ama onu ağzından çıkardıktan sonra o senin sahibin olur" Öyleyse insanın gevezelik etmemesi gerekir.
Çok konuşan insanlar genelde hata yapar, onun bunun diline düşerler. Bu nedenle Allah'ın murakabesi üzerinde olan ve O'dan korkan bir mü'mine gereken, sözünü bilerek konuşması, konuştuğunun lehine mi aleyhine mi olacağının hesabım yapmasıdır. Çünkü ilahi kalem insanın ağzından çıkan her sözü kayda alır ve onu bir kitaba işler.
"And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biz biliriz; Biz ona şah damarından daha yakınız. Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.
Konuştuğu sözlerin amelleri gibi yazıldığını, onlardan hesaba çekileceğini bilen bir insan az konuşur. Yalnızca kendisini ilgilendiren şeylerden bahseder. İşte bu da selamettir.
Öyleyse ya hayır söyle ki, kazanasın ya da sus ki, selamet bulasın
Sıkıca takip ettiğim kaideler şunlardır: İnsanlara faydası dokunmayacak şeylerle kendimi meşgul etmemek. Ancak onların faydasma olacak ve yaşadıkları hayatla bağlantısı olan konular üzerinde durmak.
Tartışma ve çekişme oluşturmak, güzel konuşarak milleti etkilemek, veya karşıdaki insanı imtihana tutmak, onu toplumda aciz bırakmak amacıyla ya da kimsenin hoşlanmayacağı konulara dalmak, insanlar arasında fitne ve kin tohumları oluşturmak ve buna benzer şeyler için sorulan sorulara ilgi göstermediğim gibi dikkatimi dahi vermem. Çünkü bu tür şeyler fayda yerine zarar verir. Bir şeyi yapmak yerine yıkar. Toplamak yerine dağıtır.
hattap.........
canlar daha yeniyim sitenizde bir başka siye yazmıştım bunu ilk yazı olara bunu yazmak istesim inşaşlah yadırgamassınız
şimdiden allaha emanet olu
kadınlar müftüler fetva yazarsa
işte kement işte boynum asarsa
işte işte kılıç işte kellem keserse
dönen dönsün ben dönmem yolumdan
diye başlıyalım konuya
Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır. "Ya hayır söyle ya sus" O zaman bu hadis ışığı altında çok konuşmak haram oluyur, değil mi
Dilin afetleriyle alakalı olarak Peygamber (s.a.v)'den bir çok rivayetler mevcuttur. Bunlardan bir iki tanesi de şunlardır.
"Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır konuşsun
ya da sussun" (Buharı ve Müslim Ebu Hureyre ve Ebu Şerih'den rivayet etmişlerdir.)
"Allah hayır söyleyip de zengin olanla susup da selamet bulana rahmet etsin" (İbn Mübarek 'Züht' adlı kitabında rivayet etmiş ve daha bir kaç yoldan rivayet edilmiştir.) Çok konuşmak bazan insanı, içinden çıkılmaz durumlara sürükler. Dilin afetleri vardır. İmam Gazali dilin tam yirmi afetini sayar; yalancılık, gıybet, kovuculuk, yalancı şahitlik, yalan yere yemin, insanların namusları hakkında konuşmak, malayani şeylerden konuşmak, başkalarını alaya almak ve aşağılamak.
Hatta Şeyh Abdulgani Nablusi dilin afetlerini yetmiş ikiye ka-"ar çıkartmıştır. Bu konunun açıklamaları oldukça uzun.
Bir kişi çok konuştuğu zaman hataya düşmesi, dilini onun bunun namusuna uzatmaya gıybetle insanların etini yemeye yakalanması kaçınılmaz olur. Bundan dolayı susmak selamet vesiledir. Bu demek değildir ki kişi duyduklarını hiç konuşmadan tutacak ve hiç kımıldamadan duracaktır. Hayır, sadece konuşunca hayır konuyacak yani Allah'ın razı olacağı şeyleri konuşacaktır.
Bilindiği gibi eskilerden beri insanların dilinde hep şu söz dolaşır; "Söz gümüş ise, sükut altındır."
Şair şöyle der; Dilini koru ey insan!
O yılandır sokmasın. Niceleri var mezarda, Onlar dilinin kurbanıdır. Nice kahramanlar, Dilden sakınırlardı.
Sadece ahirette değil dünyada da insan dilinin hatasından dolayı ortaya çıkacak neticeleri görebiliyor. Çok konuşması sebebiyle zararlara, musibetlere duçar kalıyor. O halde dilin hatalarından sakınmak gerekir. İşte bu sebeple şöyle söylemiş şair;
Genç dilinin sürçmesiyle ölür.
Yoksa ayak sürçmesinden değil.
Dil sürçmesi kelle alır,
Ayak sürçmesiyle yaralanan
Bir müddet sonra iyileşir.
Bu konu hakkında yine şöyle bir söz vardır. "Sen sözünün sa^ hibisin. Ama onu ağzından çıkardıktan sonra o senin sahibin olur" Öyleyse insanın gevezelik etmemesi gerekir.
Çok konuşan insanlar genelde hata yapar, onun bunun diline düşerler. Bu nedenle Allah'ın murakabesi üzerinde olan ve O'dan korkan bir mü'mine gereken, sözünü bilerek konuşması, konuştuğunun lehine mi aleyhine mi olacağının hesabım yapmasıdır. Çünkü ilahi kalem insanın ağzından çıkan her sözü kayda alır ve onu bir kitaba işler.
"And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biz biliriz; Biz ona şah damarından daha yakınız. Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.
Konuştuğu sözlerin amelleri gibi yazıldığını, onlardan hesaba çekileceğini bilen bir insan az konuşur. Yalnızca kendisini ilgilendiren şeylerden bahseder. İşte bu da selamettir.
Öyleyse ya hayır söyle ki, kazanasın ya da sus ki, selamet bulasın
Sıkıca takip ettiğim kaideler şunlardır: İnsanlara faydası dokunmayacak şeylerle kendimi meşgul etmemek. Ancak onların faydasma olacak ve yaşadıkları hayatla bağlantısı olan konular üzerinde durmak.
Tartışma ve çekişme oluşturmak, güzel konuşarak milleti etkilemek, veya karşıdaki insanı imtihana tutmak, onu toplumda aciz bırakmak amacıyla ya da kimsenin hoşlanmayacağı konulara dalmak, insanlar arasında fitne ve kin tohumları oluşturmak ve buna benzer şeyler için sorulan sorulara ilgi göstermediğim gibi dikkatimi dahi vermem. Çünkü bu tür şeyler fayda yerine zarar verir. Bir şeyi yapmak yerine yıkar. Toplamak yerine dağıtır.
hattap.........