Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

BeyAz_İnci

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ağu 2008
Mesajlar
76
Aldığı Beğeniler
0
Konum
SEVGİNİN DOĞDUĞU YER
Takım
Galatasaray
"FIKIH" Arapça "fe-ku-he" maddesinden gelir. Sözlük anlamı ile "bir şeyi iyi kavramak, anlayışlı olmak, bilmek" demektir. Bu açıdan "ilim"den biraz farklıdır. "Ilim" nasıl olursa olsun bilmek, "fıkıh" ise, işin esprisini kavramak, inceden inceye bilmek, demektir. "Fıkıh" sonradan şeriat ilimlerini (Kitap ve Sünneti) bilmeye ad olmuştur. Daha sonra da hüküm isteyen furû meselelerine ve onları bilmeye denmiştir. Rasûlullah (sav) döneminde "fıkıh", bugünkü tahsîsî (spesifik) anlamında değildi. Meselâ o: "Allah kime hâyir dilerse onu dinde fakîh kılar", "Insanlar madenler gibidirler. Cahiliyette seçkin olanları, fıkhettikleri takdirde Islâmda da seçkin olanlardır." Ibn Abbas için: "Allahım, onu dinde "fakîh" kıl ve ona Kurânın tevilini öğret" buyururlarken "fıkhı", hep bu genel anlamda, yani iyice anlama ve kavrama anlamında kullanmıştır. Fıkıh, tabiin dönemine kadar bu anlamda kullanılmış olacak ki, Imam-i Azam onu: "Kişinin lehine ve aleyhine olan şeyleri bilmesidir" diye tarif etmiş ve itikad esaslarından bahseden eserine "el-Fıkhul-Ekber" yanî, iyi anlaşılması gereken en önemli meseleler adını vermiştir. Daha sonra, ilimlerin çok detaylı ihtisas dallarına ayrılmasıyla da fıkıh, "şerî ve amelî meseleleri bilmektir" diye tanımlanmıştır.

Her ne olursa olsun, fıkıhla ilgisi olmayan bir müslüman düşünülemez. İşte bu mulahaza ile bizler "fıkıh" penceresini biraz aralayacak ve onun genellikle tahsîsî anlamıyla, günübirlik meselelerimize çare arayacağız. Şimdilik yapacağımız sadece nakil anlamında fıkıhtır. Yani bizler şu anda, fıkıhla meşgul olduğumuz için mecazî manâda fakihiz. Halimize, şu ana kadar aldığımız yola, yapılması gerekenlere göre yaptıklarımıza baktığımızda hakiki anlamda fakîh, yani müctehid olamayacağımızdan korkuyoruz. Ama Allahın lütfûnu, bize: "Ya Rab, bizi muttakilere imam kıl" diye dua öğretmesini ve O un sonsuz hazinesini düşündükçe yani olana değil, oldurana baktıkça da bunun zor olmadığını görüyoruz ve istiyoruz.

Işin diğer yönüne gelince:

"Fetvaya en cüretkâr olanınız ateşe de en cüretkâr olanınızdır" hadîs-i şerifini biliyoruz. Bu cüretkârlığı göze alamayız. Onun için yazacaklarımız terim anlamıyla "fetva" olmayacaktır. Çünkü gerçek anlamı ile "fetva" "müftî"nin işidir. Müftî ise müctehid olmalıdır. Biz şimdilik müctehid olmadığımıza göre yapacağımız işe de "fetva" vermek değil, fıkıhtan verilmiş fetvalardan aktarmalarla güncel meselelerimize çareler teklif etmek olacaktır. Şimdilik müctehid değiliz, dememiz iddiali olarak karşılanmamalıdır. Çünkü biz bunu söylerken kendimizi değil, işaret ettiğimiz gibi verecek olanı düşünerek söylüyoruz. O un vergisine sınır getirme hakkına sahip değiliz.


--------------------------------------------------------------------------------

Alim programı yaklaşık üzerinde iki yıl çalışılarak elde edilmiş bir programdır. İnsanların kavram kargaşası içerisinde boğulduğu günümüzde böyle kapsamlı İslam Fıkhı Ansiklopedisi niteliğindeki bu programa gerçekten büyük ihtiyaç vardı.Elhamdülillah bunu geçekleştirdik.

İnsanlar artık Fıkıh la alakalı sorularını en kısa kestirme yoldan Alim Programından öğrenebileceklerdir. Bunun yanında çok değerli hocalarımıza halktan gelen bazı önemli sorular da programa alınmış ve misal teşkil edilsin diye bazı Fıkhi terimler soru sorularak öğretilmeye çalışılmıştır. Ayrıca bazı güncel meselelerede (önceden fetvası verilmeyip sonradan çıkan ) ve müslümanların bocaladığı, Helal midir ? Haram mıdır ? şüphesini taşıdığı terimlerde bu programda etraflıca ehil hocaefendilerden öğrenilerek aktarılmıştır.

Kısacası hem dünya hem Ahiret için gönderilen dinimizin Ameli, İtikadi, Ahlaki ve Siyasi yönündeki görüşlerini Ehli Sünnet Ve Cemeat çerçevesinde bu programda bulabileceksiniz. Çalışma bizden Tevfik Allah (C.C)tandır.
 
Üst Alt