Filipinler'deki Nur hizmetleriyle ilgili gelişmeleri aktaran Riza Dalkılıç'ın mektubu:
Evet bizler burada, hem bu dâr-ı imtihanın açılmasına vücûdu Levlâka lavlâk, lemâ halaktul-eflâk sırrıyla vesile olan ve hem ebedî hayatta ebedî dâr-ı saadetin açılmasına vesile olan duası hürmetine Onun getirdiği Nur ile yeniden doğan, o Nur ile Nurlanan ve o Nurun vesilesiyle de inşaallah ebedî hayatının kurtulmasına vesile olacak yeni Müslüman kardeşlerimizi müşâhade ediyoruz.
Sizi de bu sürâra ve sevince ortak olabilmeniz için bazı gelişmelerden haberdar etmek istiyoruz.
Evvelâ; Maniladaki Nur dersanemizde on gün kadar kalmıştık. Bu süre zarfında müşahede ettiğimiz hizmetler cidden gözlerimizden sevinç yaşları dökülmesine vesile oldu. Dersanede her pazar icrâ edilen umumî pazar dersinde 15e yakın talebe vardı. Pazartesi ise doktorluk mesleğinde olan dört doktor ve sağlık personeli namzedi kardeşlerimizle Hastalar Risalesini okuduk. Ertesi gün eskiden tanıştığımız bazı kardeşler ve yeni Müslüman kardeşlerimizin iştirakiyle uzun ve gece geç vakitlere kadar süren derslerimiz oldu. Yeni Müslümanlardan Dirky isimli bir kardeşimiz, 23. Mektup okunurken ve özellikle Dost istersen Allah yeter. Yaran istersen Kuran yeter. Mal istersen kanaat yeter. Düşman istersen nefis yeter. Nasihat istersen ölüm yeter cümlelerini müzakere ederken yaşadığı hayranlık ve şaşkınlığı sürekli olarak Hayata hayat veren cümleler demek suretiyle dışa yansıtıyordu.
Risale-i Nuru tanıdıktan sonra yaklaşık bir ay süreyle Nur dersanesinde kalan Arjeen isimli bir kardeşimiz Sürekli olarak hizmette olmak, dersane hizmetlerinde bulunmak istiyorum diyerek, acilen dersane ihtiyacı olan Marawi sehrine gitti ve orada çeşitli teşebbüslerde bulundu. Bu kardeşimizin iki üniversite mezunu olduğunu hemen belirtelim.
Geçtiğimiz günlerde bir Cuma günü, bazı kardeşlerimizle birlikte hem Cuma namazını kılmak, hem hutbe irad etmek üzere Los Banyos Uluslararası Filipinler Üniversitesine gittik. Bu üniversitenin camiinde çok sayıda Bangladeşli, Endonezyalı, Filipinli öğrenciler vardı. Hutbede 20. Mektup, Âyetül-Kübrâ, Hutbe-i Şâmiye ve İhlâs Risalelerinden parçalar okuduk ve açıklamalarda bulunduk. Namazın akabinde gerek cemaatten pek çok kişi, gerek talebelerce her hafta gelmemiz, gerek Risale-i Nur sohbetlerinde bulunmamız yönünde talepler dile getirildi.
Zamboangada da çok önemli Nur hizmetleri gerçekleşiyor. Burada da genç Nur talebeleri Risalelerden aldıkları feyiz ve şevk ile âdeta her an nasıl hizmet yapabileceklerinin arayışı içinde koşuşturuyorlar. Yakinler, Rafiler, Salmanlar, Hafizlar, Alberlar tıpkı Türkiyedeki genç Nur talebeleri gibi, istikbâle yönelik bize umud veriyorlar. Daha da önemlisi, bu kardeslerimizden bazıları Turkiyeye giedip dersanelerde kalmak ve Nur hizmetlerini daha etraflı olarak öğrenmek ve uygulamak istiyorlar.
Universidad de Zamboanga isimli üniversitenin Cami açılışına katılmıştık. Risale-i Nura ve Üstadımıza isnad ettikleri büyük değer ve hürmetten dolayı, hiç layık olmadığımız bir şerefi verdiler ve Camiin açılışını bize yaptırdılar. Camideki ilk hutbeyi de siz okuyun dediler. Böylece bu camideki ilk hutbe Risalelerden sunulmuş oldu.
Bu açılışın hemen ardından pek çok genç yanımıza geldi gerek Bediüzzaman hazretleri hakkında yazılmış eserleri, gerekse Risale-i Nuru nereden bulabileceklerine dair sorular yöneltti. Cami açılışına gelen Prof. Ali Said isimli ilim ehli bir zât, bu açılış için geldiğini ve bize hitaben Ey dostlar. Kaldığım otelde sizinle Said Nursî ve eserleri hakkında etraflı bir şekilde görüşmek isterim dedi. Biz de gece otele gidip bu zâtla 19. Sözü okuduk...
Marawi şehrindehi Nur hizmetleriyle alâkalı bir mektubu, bu günlerde Saliha bacı göndermiş. Bu mektubun tercümesini size takdim ediyoruz.
M. Riza Dalkılıç
Allahın selâmı, ebedlere müteveccih kudsî cemaatin mensuplarına.
Filipinlerdeki kardeş ve bacılarınızdan selâm sizlere. Üç haftadır Marawi sehrindeyiz. Elhamdulillah himmetlerinizle hanımlar dersanesi açıldı ve Nurlar bu şehirde okunmaya baslandı.
Hamd, tenzih ve takdis ederiz O Zâti ki, kimi murad ederse hidâyete erdirir. O iradesi muhît olandır.
İki gün önce Marawi şehrine bir saat mesafedeki Ilıgan şehrine gittik ve göz yaşlarımızla anne ve kızın şehadet getirerek ihtidâlarına şahid olduk. Aslında kendisiyle sürekli görüştüğümüz Joy, telefonda şehadet getirmişti. Buluşma yerine Joy annesini de getirmişti. Annesi o an için kendisinin Müslüman olduğunu bilmiyordu. Ne zaman ki bizim önceden Hıristiyan iken sonradan Müslüman olduğumuzu öğrenince ardı ardına sorular sormaya başladı. Soru-cevaplar sırasında bir ara kendisinin Müslüman bir arkadaşı olduğundan ve sürekli kendisine İslâmı anlattığından bahsetti. Ve bir ara İslâm doğru bir yol dedi. Bunun duyan Joy hemen atılarak Anne ben Müslüman oldum dedi.. O anda annesi adeta dilini yutmuş gibi konuşamaz hale gelmişti. Bir kaç dakikalık şoktan sonra, gülümseyerek Aman Allahım! Kızım benden önce davranmış dedi. Sohbetin sonuna doğru biz kendisine yakın bir mescide gitmek ve öğle namazını kılmak istediğimizi söyledik. Namazın akabinde, anne kendisini hazırlamış ve istekli bir sekilde Müslüman olmak istiyorum diyordu. Neticede Joyun annesi şehadet getirdi. Ne tarifsiz bir an. Şehadetin akabinde, hıçkırıklar birbirine karışmış halde hepimiz birbirimize sarıldık. Hiçbirimiz böyle bir şey beklemiyorduk. Allah murad edince oluyor. O sadece OL! der. O şey hemen oluverir.
Anne o gün Müslüman olacağını, kızının ondan evvel Müslüman olduğunu bilmiyordu. Hamd olsun kalpleri evirip çevirene. Hamd olsun, iradesi, ilmi, kudreti her şeyi kuşatana! Hamd olsun kulunun bir adım yaklaşmasıyla ona koşana. Ve tenzih ederiz O Mudebbiri ki hadiseleri en mükemmel sekliyle tedbir eder...
Bir süre önce Marawiye, yakın bir zaman içinde Müslüman olan Erik isimli profesyonel bir yüzücü gelmişti. Müslüman kardeşleriyle beraber bir kaç gün geçrmek istediğini söylemişti. Buradaki ilk namazından sonra bize Ben bundan sonraki hayatımı İslâma vakfettim. Ben kendimi ve her şeyimi Ona teslim ettim dedi.
Erik, doğduğu günden itibaren katolik bir ailede yetişmişti. Ne garip bir tecellîdir ki, hiç bir zaman Hıristiyanlığın temel inanç esası olan teslise inanmamıştı. Çocukluktan beri tek işitmek istediğim, Allahın bir olduğunu, İsa Allahın oğlu değil peygamberi olduğunun söylenmesiydi. Risaleden öğrendiğim ilk cümle Lâ ilâhe illallah oldu demişti. Hakikaten Erik İslâma tüm zerreleriyle sarıldı. Hattâ kısa bir zaman öncesinden itibaren de Erik olan ismini Yusuf Said olarak değiştirdi.
Hem Yusuf Said, hem tüm Filipinler Nur talebeleri duâlarınızı bekliyor.
* Bu haber Risale-i Nur Araştırma Merkezi tarafından hazırlanmıştır.
Evet bizler burada, hem bu dâr-ı imtihanın açılmasına vücûdu Levlâka lavlâk, lemâ halaktul-eflâk sırrıyla vesile olan ve hem ebedî hayatta ebedî dâr-ı saadetin açılmasına vesile olan duası hürmetine Onun getirdiği Nur ile yeniden doğan, o Nur ile Nurlanan ve o Nurun vesilesiyle de inşaallah ebedî hayatının kurtulmasına vesile olacak yeni Müslüman kardeşlerimizi müşâhade ediyoruz.
Sizi de bu sürâra ve sevince ortak olabilmeniz için bazı gelişmelerden haberdar etmek istiyoruz.
Evvelâ; Maniladaki Nur dersanemizde on gün kadar kalmıştık. Bu süre zarfında müşahede ettiğimiz hizmetler cidden gözlerimizden sevinç yaşları dökülmesine vesile oldu. Dersanede her pazar icrâ edilen umumî pazar dersinde 15e yakın talebe vardı. Pazartesi ise doktorluk mesleğinde olan dört doktor ve sağlık personeli namzedi kardeşlerimizle Hastalar Risalesini okuduk. Ertesi gün eskiden tanıştığımız bazı kardeşler ve yeni Müslüman kardeşlerimizin iştirakiyle uzun ve gece geç vakitlere kadar süren derslerimiz oldu. Yeni Müslümanlardan Dirky isimli bir kardeşimiz, 23. Mektup okunurken ve özellikle Dost istersen Allah yeter. Yaran istersen Kuran yeter. Mal istersen kanaat yeter. Düşman istersen nefis yeter. Nasihat istersen ölüm yeter cümlelerini müzakere ederken yaşadığı hayranlık ve şaşkınlığı sürekli olarak Hayata hayat veren cümleler demek suretiyle dışa yansıtıyordu.
Risale-i Nuru tanıdıktan sonra yaklaşık bir ay süreyle Nur dersanesinde kalan Arjeen isimli bir kardeşimiz Sürekli olarak hizmette olmak, dersane hizmetlerinde bulunmak istiyorum diyerek, acilen dersane ihtiyacı olan Marawi sehrine gitti ve orada çeşitli teşebbüslerde bulundu. Bu kardeşimizin iki üniversite mezunu olduğunu hemen belirtelim.
Geçtiğimiz günlerde bir Cuma günü, bazı kardeşlerimizle birlikte hem Cuma namazını kılmak, hem hutbe irad etmek üzere Los Banyos Uluslararası Filipinler Üniversitesine gittik. Bu üniversitenin camiinde çok sayıda Bangladeşli, Endonezyalı, Filipinli öğrenciler vardı. Hutbede 20. Mektup, Âyetül-Kübrâ, Hutbe-i Şâmiye ve İhlâs Risalelerinden parçalar okuduk ve açıklamalarda bulunduk. Namazın akabinde gerek cemaatten pek çok kişi, gerek talebelerce her hafta gelmemiz, gerek Risale-i Nur sohbetlerinde bulunmamız yönünde talepler dile getirildi.
Zamboangada da çok önemli Nur hizmetleri gerçekleşiyor. Burada da genç Nur talebeleri Risalelerden aldıkları feyiz ve şevk ile âdeta her an nasıl hizmet yapabileceklerinin arayışı içinde koşuşturuyorlar. Yakinler, Rafiler, Salmanlar, Hafizlar, Alberlar tıpkı Türkiyedeki genç Nur talebeleri gibi, istikbâle yönelik bize umud veriyorlar. Daha da önemlisi, bu kardeslerimizden bazıları Turkiyeye giedip dersanelerde kalmak ve Nur hizmetlerini daha etraflı olarak öğrenmek ve uygulamak istiyorlar.
Universidad de Zamboanga isimli üniversitenin Cami açılışına katılmıştık. Risale-i Nura ve Üstadımıza isnad ettikleri büyük değer ve hürmetten dolayı, hiç layık olmadığımız bir şerefi verdiler ve Camiin açılışını bize yaptırdılar. Camideki ilk hutbeyi de siz okuyun dediler. Böylece bu camideki ilk hutbe Risalelerden sunulmuş oldu.
Bu açılışın hemen ardından pek çok genç yanımıza geldi gerek Bediüzzaman hazretleri hakkında yazılmış eserleri, gerekse Risale-i Nuru nereden bulabileceklerine dair sorular yöneltti. Cami açılışına gelen Prof. Ali Said isimli ilim ehli bir zât, bu açılış için geldiğini ve bize hitaben Ey dostlar. Kaldığım otelde sizinle Said Nursî ve eserleri hakkında etraflı bir şekilde görüşmek isterim dedi. Biz de gece otele gidip bu zâtla 19. Sözü okuduk...
Marawi şehrindehi Nur hizmetleriyle alâkalı bir mektubu, bu günlerde Saliha bacı göndermiş. Bu mektubun tercümesini size takdim ediyoruz.
M. Riza Dalkılıç
Allahın selâmı, ebedlere müteveccih kudsî cemaatin mensuplarına.
Filipinlerdeki kardeş ve bacılarınızdan selâm sizlere. Üç haftadır Marawi sehrindeyiz. Elhamdulillah himmetlerinizle hanımlar dersanesi açıldı ve Nurlar bu şehirde okunmaya baslandı.
Hamd, tenzih ve takdis ederiz O Zâti ki, kimi murad ederse hidâyete erdirir. O iradesi muhît olandır.
İki gün önce Marawi şehrine bir saat mesafedeki Ilıgan şehrine gittik ve göz yaşlarımızla anne ve kızın şehadet getirerek ihtidâlarına şahid olduk. Aslında kendisiyle sürekli görüştüğümüz Joy, telefonda şehadet getirmişti. Buluşma yerine Joy annesini de getirmişti. Annesi o an için kendisinin Müslüman olduğunu bilmiyordu. Ne zaman ki bizim önceden Hıristiyan iken sonradan Müslüman olduğumuzu öğrenince ardı ardına sorular sormaya başladı. Soru-cevaplar sırasında bir ara kendisinin Müslüman bir arkadaşı olduğundan ve sürekli kendisine İslâmı anlattığından bahsetti. Ve bir ara İslâm doğru bir yol dedi. Bunun duyan Joy hemen atılarak Anne ben Müslüman oldum dedi.. O anda annesi adeta dilini yutmuş gibi konuşamaz hale gelmişti. Bir kaç dakikalık şoktan sonra, gülümseyerek Aman Allahım! Kızım benden önce davranmış dedi. Sohbetin sonuna doğru biz kendisine yakın bir mescide gitmek ve öğle namazını kılmak istediğimizi söyledik. Namazın akabinde, anne kendisini hazırlamış ve istekli bir sekilde Müslüman olmak istiyorum diyordu. Neticede Joyun annesi şehadet getirdi. Ne tarifsiz bir an. Şehadetin akabinde, hıçkırıklar birbirine karışmış halde hepimiz birbirimize sarıldık. Hiçbirimiz böyle bir şey beklemiyorduk. Allah murad edince oluyor. O sadece OL! der. O şey hemen oluverir.
Anne o gün Müslüman olacağını, kızının ondan evvel Müslüman olduğunu bilmiyordu. Hamd olsun kalpleri evirip çevirene. Hamd olsun, iradesi, ilmi, kudreti her şeyi kuşatana! Hamd olsun kulunun bir adım yaklaşmasıyla ona koşana. Ve tenzih ederiz O Mudebbiri ki hadiseleri en mükemmel sekliyle tedbir eder...
Bir süre önce Marawiye, yakın bir zaman içinde Müslüman olan Erik isimli profesyonel bir yüzücü gelmişti. Müslüman kardeşleriyle beraber bir kaç gün geçrmek istediğini söylemişti. Buradaki ilk namazından sonra bize Ben bundan sonraki hayatımı İslâma vakfettim. Ben kendimi ve her şeyimi Ona teslim ettim dedi.
Erik, doğduğu günden itibaren katolik bir ailede yetişmişti. Ne garip bir tecellîdir ki, hiç bir zaman Hıristiyanlığın temel inanç esası olan teslise inanmamıştı. Çocukluktan beri tek işitmek istediğim, Allahın bir olduğunu, İsa Allahın oğlu değil peygamberi olduğunun söylenmesiydi. Risaleden öğrendiğim ilk cümle Lâ ilâhe illallah oldu demişti. Hakikaten Erik İslâma tüm zerreleriyle sarıldı. Hattâ kısa bir zaman öncesinden itibaren de Erik olan ismini Yusuf Said olarak değiştirdi.
Hem Yusuf Said, hem tüm Filipinler Nur talebeleri duâlarınızı bekliyor.
* Bu haber Risale-i Nur Araştırma Merkezi tarafından hazırlanmıştır.