a.Filistin toprakları İslâm'ın kutsal topraklarındandır.
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'inde şöyle buyurmaktadır: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir." (İsrâ, 17/1) Bu âyeti kerimede Mescidi Aksa'nın etrafını saran topraklardan "mübarek kılınmış" topraklar olarak söz edilmektedir ki, bu topraklar da Filistin topraklarıdır.
b.Filistin İsra ve Mirac toprağıdır.
Değerli peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.) oradan göklere yükseltilmiştir. Bu olay Filistin toprağına akidevi bir üstünlük kazandırmış ve haremi şerif olarak bildiğimiz Mekke ve Medine ile orası arasında bir bağlantı kurmuştur. Bilindiği üzere mirac olayı Resulullah (s.a.s.)'ın Kur'an-ı Kerim'den sonra en büyük mucizesidir. Mirac aynı zamanda Yüce Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed (a.s.)'e özel bir lütfu ve ihsanıdır.
c.Filistin Peygamberler diyarıdır.
Filistin, pek çok peygamberin yaşadığı ve asırlar boyunca ilahi vahyin indiği kutsal bir beldedir. İslâm dini de vahye dayalı dinlerin sonuncusu dolayısıyla bütün ilahi vahiylerin varisidir. Bu itibarla peygamberler toprağının gerçek varisleri Müslümanlardır. Çünkü bütün peygamberlerin görevi tevhid inancını insanlara kabul ettirmek ve bu inanca dayanan ilâhi hükümlere bağlanmalarını sağlamaktı. Bu da gösteriyor ki bütün peygamberlerin ortak dini İslâm'dır. Nitekim Yüce Allah Hz. İbrahim (a.s.)'le ilgili olarak: "İbrahim ne bir yahudi ne de bir hıristiyandı. Ancak o dosdoğru çizgideki bir Müslümandı. O, müşriklerden de değildi. Şüphesiz insanların İbrahim'e en yakın olanları ona uyanlar, bu peygamber ve iman edenlerdir." (Ali İmran, 3/67-68) diye buyuruyor. Yahudilerin atası olarak bilinen ve Kur'an-ı Kerim'in bazı yerlerinde kendisinden İsrail diye söz edilen (bkz. Ali İmran, 3/93, Meryem, 19/58) Hz. Yakub (a.s.)'ın dini de yahudilik değil İslâm'dı. Yüce Allah bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "İbrahim, oğullarına da bunu tavsiye etti. Ya'kub'a da aynı tavsiyede bulunarak şöyle dedi: "Ey oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti. Artık ancak Müslüman kimseler olarak ölün." (Bakara, 2/132) Bugün yeryüzünde tevhid inancını temsil edenler ve hanif dini devam ettirenler Müslümanlardır. Dolayısıyla peygamberler diyarı olan Filistin toprağının gerçek sahipleri de onlardır. Yüce İslâm dini de bu topraklara bu yüzden ayrı bir yer vermiş ve bu toprakların kutsal olduğunu bildirmiştir.
d.Müslümanların ilk kıblesi ve haram mescitlerin üçüncüsü olan Mescidi Aksa oradadır.
Aslında Filistin davasının özünü Kudüs ve Mescidi Aksa davası teşkil etmektedir. Mescidi Aksa'nın İslâm'daki yerine ve önemine delalet eden pek çok nass (âyet ve hadis) vardır. Bunlardan biri yukarıda vermiş olduğumuz âyeti kerimedir. Yukarıda verilen âyeti kerimede dikkat edilirse Mescidi Aksa'dan adıyla söz edilmektedir. Kur'an-ı Kerim'in bazı yerlerinde de bu mescidden ismi anılmaksızın söz edilir. Örneğin Meryem suresinin 11. âyetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Bunun üzerine (Zekeriya a.s.) mescidden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah ve akşam tesbih edin" diye işaret etti." Burada kastedilen mescit, Mescidi Aksa'dır. Ali İmrân suresinin 37. âyetinde de şöyle buyuruluyor: "Rabbi onu (Meryem'i) güzel bir kabulle kabul etti; güzel bir şekilde yetiştirip büyüttü ve onun bakımını Zekeriya'nın yükümlülüğüne verdi. Zekeriyya ne zaman onun bulunduğu mabede girse yanında yiyecek bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?" derdi. O da: "Allah'ın katındandır. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir" derdi." Burada sözü edilen ma'bed Mescidi Aksa'dır. Yine aynı surenin 39. âyetinde de şöyle buyuruluyor: "Onun (Zekeriyya (a.s.)'ın) mihrabda namaz kılmakta olduğu sırada melekler kendisine, "Allah sana, Allah katından olan Kelime'yi doğrulayıcı, efendi, kendine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdelemektedir" diye seslendiler." Bu âyeti kerimede mihrab denirken kastedilen mekân da Mescidi Aksa'dır.
Mescidi Aksa'nın fazilet ve ehemmiyeti hakkında ayrıca birçok hadisi şerif bulunmaktadır. Resulullah (a.s.) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: "Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescidi Haram'a ve Mescidi Aksa'ya." (Müslim, Kitâbu'l-Hacc, 15/415, 511, 512) Burada kastedilen yolculuk ibadet kastıyla olan özel yolculuktur. Bu hadisi şerif dolayısıyla Mescidi Aksa harem mescitlerin üçüncüsü sayılmıştır. Ahmed ibnu Hanbel, Nesâi ve Hakim'in Abdullah ibnu Ömer (r.a.)'den rivayet etmiş oldukları bir hadisi şerife göre de Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Süleymân (a.s.) Mescidi Aksa'yı yaptığında Rabbinden üç şey istedi. Rabbi ona ikisini verdi. Ben üçüncüsünü de vermiş olmasını ümit ediyorum: Kendisine, kendi hükmüne denk gelecek hüküm vermesini istedi, (Rabbi) bu istediğini verdi. Kendisinden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat vermesini istedi, bu istediğini de verdi. Bir de her kim, bu Mescid'de -yani Mescidi Aksa'da- namaz kılmak amacıyla evinden çıkarsa anasından doğmuş gibi günâhlarından sıyrılsın istedi. Biz Allah'ın bu istediğini de ona vermiş olmasını ümit ediyoruz." Bir hadisi şerifte bildirildiğine göre Resulullah (s.a.s)'ın câriyesi Meymune (r. anhâ): "Ey Resulullah! Bize Mescidi Aksa hakkındaki hükmün ne olduğunu bildir" dedi. Resulullah (s.a.s.) da şöyle buyurdu: "Oraya (Mescidi Aksa'ya) gidin ve içinde namaz kılın." -Hadisin râvisi dedi ki: "O zaman burası (Mescidi Aksa'nın bulunduğu topraklar) Dâru'l-Harb'di (yani Müslüman olmayanların hâkimiyeti altındaydı)."- (Resulullah (s.a.s) sözlerine daha sonra şöyle devam etti): "Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin." (Ebu Davud, Kitâbu's-Salât, 14) Resulullah (s.a.s.)'tan bunun dışında da Mescidi Aksa'nın faziletiyle ilgili birçok hadisi şerif rivayet edilmiştir.
Yeryüzünün en faziletli mekânları camiler, camilerin de en faziletlileri Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa'dır. Bu üç camide kılınan namazların diğer camilerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı olduğu hadisi şeriflerde bildirilmiştir.
Ayrıca Mescidi Aksa Müslümanların ilk kıblesi olması itibariyle de ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Bu kutsal mabedin İslâm'daki önem ve üstünlüğünün bir sebebi de Resulullah (s.a.s.)'in İsrâ ve Mirac olayına şahit
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'inde şöyle buyurmaktadır: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir." (İsrâ, 17/1) Bu âyeti kerimede Mescidi Aksa'nın etrafını saran topraklardan "mübarek kılınmış" topraklar olarak söz edilmektedir ki, bu topraklar da Filistin topraklarıdır.
b.Filistin İsra ve Mirac toprağıdır.
Değerli peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.) oradan göklere yükseltilmiştir. Bu olay Filistin toprağına akidevi bir üstünlük kazandırmış ve haremi şerif olarak bildiğimiz Mekke ve Medine ile orası arasında bir bağlantı kurmuştur. Bilindiği üzere mirac olayı Resulullah (s.a.s.)'ın Kur'an-ı Kerim'den sonra en büyük mucizesidir. Mirac aynı zamanda Yüce Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed (a.s.)'e özel bir lütfu ve ihsanıdır.
c.Filistin Peygamberler diyarıdır.
Filistin, pek çok peygamberin yaşadığı ve asırlar boyunca ilahi vahyin indiği kutsal bir beldedir. İslâm dini de vahye dayalı dinlerin sonuncusu dolayısıyla bütün ilahi vahiylerin varisidir. Bu itibarla peygamberler toprağının gerçek varisleri Müslümanlardır. Çünkü bütün peygamberlerin görevi tevhid inancını insanlara kabul ettirmek ve bu inanca dayanan ilâhi hükümlere bağlanmalarını sağlamaktı. Bu da gösteriyor ki bütün peygamberlerin ortak dini İslâm'dır. Nitekim Yüce Allah Hz. İbrahim (a.s.)'le ilgili olarak: "İbrahim ne bir yahudi ne de bir hıristiyandı. Ancak o dosdoğru çizgideki bir Müslümandı. O, müşriklerden de değildi. Şüphesiz insanların İbrahim'e en yakın olanları ona uyanlar, bu peygamber ve iman edenlerdir." (Ali İmran, 3/67-68) diye buyuruyor. Yahudilerin atası olarak bilinen ve Kur'an-ı Kerim'in bazı yerlerinde kendisinden İsrail diye söz edilen (bkz. Ali İmran, 3/93, Meryem, 19/58) Hz. Yakub (a.s.)'ın dini de yahudilik değil İslâm'dı. Yüce Allah bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "İbrahim, oğullarına da bunu tavsiye etti. Ya'kub'a da aynı tavsiyede bulunarak şöyle dedi: "Ey oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti. Artık ancak Müslüman kimseler olarak ölün." (Bakara, 2/132) Bugün yeryüzünde tevhid inancını temsil edenler ve hanif dini devam ettirenler Müslümanlardır. Dolayısıyla peygamberler diyarı olan Filistin toprağının gerçek sahipleri de onlardır. Yüce İslâm dini de bu topraklara bu yüzden ayrı bir yer vermiş ve bu toprakların kutsal olduğunu bildirmiştir.
d.Müslümanların ilk kıblesi ve haram mescitlerin üçüncüsü olan Mescidi Aksa oradadır.
Aslında Filistin davasının özünü Kudüs ve Mescidi Aksa davası teşkil etmektedir. Mescidi Aksa'nın İslâm'daki yerine ve önemine delalet eden pek çok nass (âyet ve hadis) vardır. Bunlardan biri yukarıda vermiş olduğumuz âyeti kerimedir. Yukarıda verilen âyeti kerimede dikkat edilirse Mescidi Aksa'dan adıyla söz edilmektedir. Kur'an-ı Kerim'in bazı yerlerinde de bu mescidden ismi anılmaksızın söz edilir. Örneğin Meryem suresinin 11. âyetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Bunun üzerine (Zekeriya a.s.) mescidden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah ve akşam tesbih edin" diye işaret etti." Burada kastedilen mescit, Mescidi Aksa'dır. Ali İmrân suresinin 37. âyetinde de şöyle buyuruluyor: "Rabbi onu (Meryem'i) güzel bir kabulle kabul etti; güzel bir şekilde yetiştirip büyüttü ve onun bakımını Zekeriya'nın yükümlülüğüne verdi. Zekeriyya ne zaman onun bulunduğu mabede girse yanında yiyecek bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?" derdi. O da: "Allah'ın katındandır. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir" derdi." Burada sözü edilen ma'bed Mescidi Aksa'dır. Yine aynı surenin 39. âyetinde de şöyle buyuruluyor: "Onun (Zekeriyya (a.s.)'ın) mihrabda namaz kılmakta olduğu sırada melekler kendisine, "Allah sana, Allah katından olan Kelime'yi doğrulayıcı, efendi, kendine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdelemektedir" diye seslendiler." Bu âyeti kerimede mihrab denirken kastedilen mekân da Mescidi Aksa'dır.
Mescidi Aksa'nın fazilet ve ehemmiyeti hakkında ayrıca birçok hadisi şerif bulunmaktadır. Resulullah (a.s.) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: "Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescidi Haram'a ve Mescidi Aksa'ya." (Müslim, Kitâbu'l-Hacc, 15/415, 511, 512) Burada kastedilen yolculuk ibadet kastıyla olan özel yolculuktur. Bu hadisi şerif dolayısıyla Mescidi Aksa harem mescitlerin üçüncüsü sayılmıştır. Ahmed ibnu Hanbel, Nesâi ve Hakim'in Abdullah ibnu Ömer (r.a.)'den rivayet etmiş oldukları bir hadisi şerife göre de Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Süleymân (a.s.) Mescidi Aksa'yı yaptığında Rabbinden üç şey istedi. Rabbi ona ikisini verdi. Ben üçüncüsünü de vermiş olmasını ümit ediyorum: Kendisine, kendi hükmüne denk gelecek hüküm vermesini istedi, (Rabbi) bu istediğini verdi. Kendisinden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat vermesini istedi, bu istediğini de verdi. Bir de her kim, bu Mescid'de -yani Mescidi Aksa'da- namaz kılmak amacıyla evinden çıkarsa anasından doğmuş gibi günâhlarından sıyrılsın istedi. Biz Allah'ın bu istediğini de ona vermiş olmasını ümit ediyoruz." Bir hadisi şerifte bildirildiğine göre Resulullah (s.a.s)'ın câriyesi Meymune (r. anhâ): "Ey Resulullah! Bize Mescidi Aksa hakkındaki hükmün ne olduğunu bildir" dedi. Resulullah (s.a.s.) da şöyle buyurdu: "Oraya (Mescidi Aksa'ya) gidin ve içinde namaz kılın." -Hadisin râvisi dedi ki: "O zaman burası (Mescidi Aksa'nın bulunduğu topraklar) Dâru'l-Harb'di (yani Müslüman olmayanların hâkimiyeti altındaydı)."- (Resulullah (s.a.s) sözlerine daha sonra şöyle devam etti): "Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin." (Ebu Davud, Kitâbu's-Salât, 14) Resulullah (s.a.s.)'tan bunun dışında da Mescidi Aksa'nın faziletiyle ilgili birçok hadisi şerif rivayet edilmiştir.
Yeryüzünün en faziletli mekânları camiler, camilerin de en faziletlileri Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa'dır. Bu üç camide kılınan namazların diğer camilerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı olduğu hadisi şeriflerde bildirilmiştir.
Ayrıca Mescidi Aksa Müslümanların ilk kıblesi olması itibariyle de ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Bu kutsal mabedin İslâm'daki önem ve üstünlüğünün bir sebebi de Resulullah (s.a.s.)'in İsrâ ve Mirac olayına şahit