Ebû Kasım Mihrez el-Cülâb, Sadân'ın şöyle dediğini nakletmiştir:
"Birkaç kişi, baştan çıkarır umuduyla, alımlı ve güzel bir kadını bularak ona, Rebî b. Haysem'in yoluna çıkıp ona sataşmasını söylediler. Bu işi başaracak olursa, kendisine 1000 dirhem para vereceklerini vaat ettiler. Kadın elinden geldiğince güzel kokular süründü ve şık elbiseler giydi. Sonra da mescidden çıkan Rebî'in yoluna çıktı. Rebî onu görünce,
- Şayet vücudun humma hastalığına yakalanır ve görmekte olduğum şu rengini ve güzelliğini değiştirirse durumun nice olur? Azrâil gelip de şah damarını koparırsa ne hale düşersin? Münker ve Nekir melekleri seni sorguya çekerlerse ne yapacaksın, dedi.
Rebî'in bu sözü üzerine kadın şiddetli bir çığlık attı ve bayılıp yere düştü. Daha sonra uyandı ve kendini ibadete verdi. Vefat ettiğinde, ibadetten o kadar zayıf ve bitkin hale gelmişti ki, âdeta yanık bir hurma dalına dönmüştü.
Ben Pişmanım, Süfîlerden Tövbe Menkıbeleri,
Siraceddin Önlüer,
"Birkaç kişi, baştan çıkarır umuduyla, alımlı ve güzel bir kadını bularak ona, Rebî b. Haysem'in yoluna çıkıp ona sataşmasını söylediler. Bu işi başaracak olursa, kendisine 1000 dirhem para vereceklerini vaat ettiler. Kadın elinden geldiğince güzel kokular süründü ve şık elbiseler giydi. Sonra da mescidden çıkan Rebî'in yoluna çıktı. Rebî onu görünce,
- Şayet vücudun humma hastalığına yakalanır ve görmekte olduğum şu rengini ve güzelliğini değiştirirse durumun nice olur? Azrâil gelip de şah damarını koparırsa ne hale düşersin? Münker ve Nekir melekleri seni sorguya çekerlerse ne yapacaksın, dedi.
Rebî'in bu sözü üzerine kadın şiddetli bir çığlık attı ve bayılıp yere düştü. Daha sonra uyandı ve kendini ibadete verdi. Vefat ettiğinde, ibadetten o kadar zayıf ve bitkin hale gelmişti ki, âdeta yanık bir hurma dalına dönmüştü.
Ben Pişmanım, Süfîlerden Tövbe Menkıbeleri,
Siraceddin Önlüer,