Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

menzil_gülü

Ne Mutlu Müslüman olana..
 
Üyelik Tarihi
24 Mar 2008
Mesajlar
2,584
Aldığı Beğeniler
20
Takım
Fenerbahçe
Abdurrahman Dilipak / Vakit

Futbol, bir din ya da put mu?


Herkes çok mutlu olmuş ama ben korktum O gece doğru düzgün uyuyamadım Zaten arada bir pompalı tüfekler arkası arkasına patlayınca insanın uykusu filan kalmıyor

Kimine göre bu Çanakkale zaferi gibi bir şey! Hemen bir efsane, bir mitolojisi icad edildi Homurtulu biyonik robotlar, dünyayı işgale hazırmış gibi bir hava İnsan değil, terminatör sanki her biri
Müezzin skor ilan edilince, çıkıp sela vermiş
Hükümet, futbolcuları “Milli Kahraman” ilan etmeye hazırlanıyor
İnanılacak gibi değil, Türkiye'den gitme Yahudi subay da, Gazze'deki Filistinli de bu işten memnun Bir ben rahatsızlık duyuyorum Herhalde bende bir sorun var
Durun kalabalıklar, bu sokak çıkmaz sokak
Haykırmak istiyorum kollarımı makas gibi açarak!
Durun! Durun! Bu gidiş nereye! Ne oluyorsunuz Büyük Milletler öyle basit şeylerden bu kadar çabuk sevinmezler, birtakım yenilgiler de onların azmini kırmaz
Osmanlı 1453'den 1953'e kadar, 500 yıl Fetih kutlaması yapmadı O yeni fetihler peşindeydi Biz bir efsane edindik, onunla teselli buluyoruz
Kimine göre bu yeni bir Muhammed Ali olayı
Bir zenci, diğer bir zenciyi dövüyor Hani spor olsun diye! Karşıdaki Hıristiyan diye biz bizimkinden yana oluyoruz Peygamberimiz insanları yüzüne vurmayı yasakladığı halde! Tamamen duygusal, kompleksli bir ruh halinin eseri şeyler Ulusal heyecanı besleyen Pragmatizm, ilkelerimizi çürütüyor
O maç gecesi görecektiniz Lübnan'dan, Filistin'den, Irak'tan beter bir durum Bir yerden değil, her yerden silah sesleri geliyor Bir uçak, bir de top yok; hepsi var yoksa
Arabası olan atlıyor arabaya, ellerinde bira şişeleri ve bayrak sabaha kadar sokaklardaydılar
Ya benim psikolojik tedavi görmem gerek, ya da bunların Ben değil, onlar hasta ise bu kadar hastayı ne zaman, nasıl tedavi edeceğiz?
Pardüs yazıldığı gün Başbakan'ın eşinin ağlamasını bir kenara bırakın, haberi oldu mu? Olsa ne olurdu ki!
Ee Başbakan bu kadar coşunca, Abdullah Gül de Almanya'ya koşunca bizim çoocuklar ne yapsın!
Yeni sürümün tanıtımı için Başbakan İstanbul'a gelir mi?
Pardüsü yazanlar Terim kadar kazanabilir mi? Meclis bu yazılımcıları da devlet şeref ödülüne layık görecek mi? Bunlar ucuz şeyler Popülizm Salazarın beşiğinde uyumaya hazır ne kadar da çok adam varmış ya hu! Siesta, Fiesta yani
Bize şimdi bir de Faşing lazımCinnet toplumsal bir hastalık haline gelmiş
Futbol da oynanır, seyrine de gidilir Ama bu işin sporla filan alakası yok
Spor gazeteleri bir gün sonra karaborsa olmuş Öncesinde de bilet bulmak bir dert oluyor
İşin bir de kumar boyutu var tabiî Salazar"ın beşiğinde uyuyan yığınlar
Bugün Türk halkını ortak paydada buluşturan tek değer Milli Takım Bir general ve bir militan, imam ve Atatürkçü, sağcı-solcu, alevi-sünni, hepsi aynı takım ruhu ile coşuyor Erdoğan ve Baykal aynı çizgide buluşuyor
Futbol bu anlamda birleştirici bir ruh değil, ama kalırsa yeni bir dine ve puta dönüşüyor Ve bu hal beni korkutuyor Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof Dr Arif Verimli, milli maç ertesinde yaşanan “maganda terörünün Türk toplumunun bastırılmış duygularından kaynaklandığını” söylemiş
Her gün 600000 gazete basılıyor taraftar için Ve tabiî bütün gazetelerin neredeyse % 20'si spora ayrılmış durumda
Bu işe inanılmaz paralar aktarılıyor Spor yapmakla ilgisi yok bu işin Bu iş bir gösteriye döndü
Bastırıyorsun parayı, alıyorsun iyi bir sporcu, başarıya susamış yığınlar sokağa çıkmak için hazır zaten
Bir insanın kalitesi biraz da sevinç, üzüntü ve öfkesinde ortaya çıkıyor
Biz; üzülünce de, kızınca da kantarın topuzunu kaçırıyoruz Olmuyor, olmuyor Biraz yükselince nasiyesi görünen insanlarla çok fazla ilerleyemezsiniz
Almanya maçı saatlerinde, ya da genel anlamda maç saatlerinde, ülkemin üzerini bir kara bulut gibi kaplayan bu ruh hali dağılmadan, nasıl kıyafet dayatmasına karşı kıravat takmıyorsam, televizyonun önünde otursam, “goool” diye herkes ayağa fırlasa dönüp bakmayacağım inşallah
Ben eski bir antrenörüm Sporu önemsiyorum Ama yapmayı Hiç seyredilmez de değil, ama bu işin sporla filan pek ilgisi kalmadı gibi sanki
Okullarda da spor filan yapıldığı yok İBB, okullara spor salonları yapmış Okula yakın mahalleye yap, herkes spor yapsın, belli saatlerde, günlerde de okullar yararlansın Sanki okullarda spor yapılıyormuş gibi 19 Mayıs'a hazırlık, basit kültür fizik hareketleri; o kadar
Bu okullardan yetişenlerin hali işte bu Spor deyince anladıkları bu Kütüphaneyi sevmezler Okumazlar
Aslında bu futbol da değil Kendi halinde her ne kadar sert bir spor da olsa, bir mantığı var Bir zeka gerektiriyor, ciddi bir performans, kondisyon, uyum, senkronizasyon, optimizasyon gerektirse de, bu hali ile bana eski Gladiatörleri ya da yarış atlarını hatırlatıyor Bugün bu iş bir sektör
Allah encamımızı hayreylesin
Hele bu işe bir de dinî kılıf giydirmiyorlar mı?
Sağcısı-solcusu, Alevisi-Sünnisi, Kürdü-Türkü, laikçisi ve şeriatçısını hepsini bir potada buluşturan futbol, acaba Milli Birliğimizin tutkalı olabilir mi? Belki birileri buna bel bağlamıştır Topluma bu noktada balans ayarı yapmak isteyen toplum mühendisleri bu işi önemsiyor olabilir
Kimine göre “bu zafere ihtiyacımız vardı” Kimine göre “bu her şeyin üstünü örttü” Bu yığınlar savaş karşıtı mitinglerde ya da darbe karşıtı yürüyüşlerde yoktu Peki kimdi bunlar Okumuşların sesi mi, yoksa varoşların mı? Zenginlerin sesi mi, yoksulların mı? Futbol kimin nesi Ezilmiş bir halkın öfkesi mi bu zafer kahkahası, yoksa bir çığlık mı?
Bilmiyorum ve sadece korkuyorum Ben o gün sokaklarda değildim, yarın da olmayacağım “Allahım bizleri bağışla” diye dua ediyor olacağım ya da eğer silah sesleri susarsa o saatlerde uyuyor olacağım Ya da bizim Yusuf Kaplan Nietzsche"nin “Deccal”ini okurum, daha iyi bir şey yaparım İsteyen izler Bu da onun özgürlüğü Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil, ben de onlar gibi
Ben Vakit'teki spor sayfasına bile karşıyım aslında Ama gençler istiyormuş Kardeşim Sami Özey alınmasın ama o sayfalarda ne yazılıyor, kim okuyor bilmem Zaten o da benim bu fikirlerimi bilir
Yazının başlığındaki soru üzerinde herkes bir kere daha düşünüp kendi cevabını kendisi vermeli
Ben hiçbir takım tutmuyorum, Milli Takım da olsa maçın sonucunu bile merak etmiyorum
Allahım sen bizleri cahillik, fakirlik, ahlâksızlık, zulüm, malayani işler gibi ve buna benzer ahir zaman fitnesinin her türlüsünden koru
(Amin)
Selam ve dua ile
 

VanLi*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
22 Kas 2010
Mesajlar
35
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Van
Takım
Galatasaray
Hz Peygamber Aleyhissalatu Vesselam bir babanın evladına kaşı vazifelerini sayarken "helal rızıkla beslemek", "yazıyı öğretmek"le birlikte bunlardan atıcılık ve yüzme öğretmeyi de zikreder Keza Tirmizî'nin "sahih" olduğunu tasrih ettiği bir rivayette, insanoğlunun bütün eğlenceleri bâtıl ilan edilirken "atma, binme, yüzme, yürüme ve hanımıyla eğlenme" bundan hariç tutulmuştur ve bunların "Hak'tan" olduğu tasrih edilmiştir Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e göre, daha çocukken öğrenilip ölünceye kadar kaybedilmemesi gereken bir maharettir Boş kaldıkça can sıkıntısı ârız oldukça, biraz eğlenme ihtiyacı duyuldukça en meşru vakit değerlendirme vasıtasıdır Bir rivâyette:
Hadis-i şeriflerde "atıcılık, binicilik, yüzme" "Sizden birinizi gam ve sıkıntı bastığı zaman, yayını kuşanıp, kederini onunla dığıtmadan başka yapacak bir şeyi yoktur" demektedir Müslim'in bir rivayetinde de:
"Sizden hiç kimse oklarıyla eğlenmekten geri durmasın" der Öğrendikten sonra atıcılığı bırakarak unutan kimse için;
"Bizden değildir, veya (bana) isyan etmiştir", "Allah 'ın bir nimetine küfranda bulunmuştur" gibi ifade eden tabirler kullanılmıştır Bir kısım rivayetler, Ashab'tan bazılarının bu çeşit tehdidlerden korkarak ihtiyarlık zamanlarında bile atış temrini (antrenman) yaptıklarını haber vermektedir

Hz Peygamber SallAllahu Aleyhi Vesellem, atıcılığı "düsmanın hezimeti" diye vasıflandırır ve "atıcılık, binicilikten daha mühimdir" diyerek diğer askerî oyunlar arasında en mümtaz makamı buna verir Utbe İbnu Ebî Hakîm'in rivayetine göre, yanında atış vasıtası olan "yay" zikredilen Resûlullah şunu söyler: "Hiçbir silah, hayırda onu geçememiştir" Serahsî bu sözle, yayın cihad aletlerinin en kuvvetlisi olduğunu ifade ederek gazileri atış talimine teşvik ettiğini kaydeder "Atıcılık öğrenin, zira iki hedef arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir" demiş olan Hz Muhammed SallAllahu Aleyhi Vesellem'in bir gün atış yapmakta olan bir gruba rastlayınca aynı sözü tekrar ederek, ayakkkabılarını çıkarıp, atış sahası içerisinde yalınayak yürüdüğünü
görüyoruz

Ashab'tan bir grubun eğlenmeye gittiği söylenince memnuniyetsizlik izhar ederken "atışa" gittiklerinin tasrihi üzerine, Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in: "Atış eğlence değildir, atış eğlendiğiniz şeylerin en hayırlısıdır" dediğine şâhit olmaktayız Bir başka rivayette de:
"Melâike sizin hiçbir eğlencenizde bulunmaz, atış ve at koşusu hariç" demektedir Atış sırasında atıcıların "vAllahi isabet ettim, billahi isabet edeceğim" vs gibi, birbirlerini tahrik edip şevke getirmek için yaptıkları yeminlerinden dolayı hânis olmayacakları belirtilmiş, Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in yanlarına gelmesiyle bu çeşit sözleri terkedenler, devam etmeleri için teşvik edilmiştir

Rivayetler, iyi atış yapanlara Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in fevkalade iltifatlarda bulunduğunu da göstermektedir Uhud harbinde isabetli atışları sebebiyle Hz Peygamber, başka hiç kimse için kullanmadığı "annem babam sana feda olsun" tabirini Sa'd İbnu Ebî Vakkas'a kullanmıştır -ki, Serahsî bu keyfiyeti, atıcılığın diğer oyunlara efdaliyeti hususunda zikrettiği deliller meyanında kaydeder- bu cümleden olarak, iyi atıcılardan olduğu tasrih edilen Ebû Talha, atış yaptığı zaman, okunun düstüğü yere Hz Peygamber (aleyhisssalâtu vesselam)'in "boyunu uzatarak" baktığı rivayet edilir Mamafih Allah rızası için attıktan sonra, her atışın isabet etse de etmese de "Kıyamet günü atıcı için bir nûr" olacağı, bir köle âzad etmiş gibi ateşten koruyacağı belirtilmiştir

Bazan Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in atış yarışlarında hazır bulunup, hatta taraf bile tuttuğuna şâhit olmaktayız Ancak mukabil tarafın: "Siz o tarafı tuttunuz" diyerek atıştan vazgeçmesi üzerine Hz Peygamber: "Atın! ben ikinizle de beraberim" diyerek taraf tutmaktan vazgeçer
Bütün bu teşviklerin tabii bir sonucu olarak Ashab, atıcılığa önem vermiş, her fırsatta, hatta akşam namazından sonra hava kararıncaya kadar bile ok atışları yapmıştır Hz Enes (radıyallâhu anh)'in umumiyetle, kendisine atılan bir mindere oturduğu, bu sırada çocuğunun önünde ok atma talimleri yaptığı belirtilir Bir seferinde atış yapan çocuklarına çıkagelen Enes (radıyallâhu anh) atışlarını isabetsiz bularak beğenmez, yayı ellerinden alıp birkaç atış yapar, hiçbiri de hedefinden şaşmaz Ukbe İbnu Âmir ok atmanın faziletiyle ilgili hadisleri işitince: "Elim kesilmiş bile olsa ok atmayı bırakmayacağım" der
Hz Ömer de, gerek hutbelerinde Medîne halkına, gerek mektuplarında Şam, Azerbaycan gibi civar halklara; Ebû Ubeydeti'bnu'l-Cerrâh gibi komutanlarına yazarak yukarıda zikredilen hadisleri kaydedip atıcılık, binicilik, yüzme ve koşma gibi askerî tâlimlere (gayeli oyunlara) ehemmiyet verilmesi, bunların çocuklara öğretilmesi için sık sık talimatlar vermiştir
Muhtelif rivayetler, çocukların belli hedefler koyarak ok atışları yaparak eğlendiklerini göstermektedir



Binicilik

Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) daha önce de zikrettiğimiz gibi, atıcılığı biniciliğe takdim etmekle beraber, bunun da ihmal edilmeyip behemahal öğrenilmesi ve çocuklara öğretilmesi, mümkün mertebe günlük eğlenceler arasına dahil edilmesi için ısrar etmiş at ve deve yarışlarına teşvik etmiştir
Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in zaman zaman koşu yarışları tertiplediği, bunları maddî ödüllerle mükâfatlandırdığı rivayetlerden anlaşılmaktadır Bazı rivayetlere göre -bizzat Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) de, bir seferinde, antrenmanlı, bir seferinde antrenmansız deveyle olmak üzere- iki defa yarışa katılmış antrenmanlı deve ile altı mil mesafe tutan Hafya ile Seniyyetü'l-Vedâ arasında, antrenmansız deve ile bir mil mesafe tutan Seniyyetü'l-Vedâ ile Mescid-i Züreyk arasında koşmuştur Fakat şu rivâyete bakarsak Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in daha fazla binme yarışları yapmış olabileceği hükmüne varılabilir Hz Enes anlatıyor:

"Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Adbâ adındaki devesini hiçbir deve geçemezdi (Bir gün) bir bedevi devesiyle geldi Hz Peygamber onunla yarıştı Müsâbakayı bedevî kazanmıştı ki bu durum müslümanların ağrına gitti Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onları teskin için şunu söyledi:
"Dünyada her yükselişe bir alçalış, (her kemale bir zeval), vermek Allah üzerine bir haktır"
Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in deve ile atı da yarıştırdığı rivayetlerde gelmiştir


Yüzücülük:

Çocukluğunda Medine'de öğrenmiş olduğu yüzücülüğü de takdir edip "atış ve yüzmeyi bilenlerden memnun kaldığı" belirtilen Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in yüzmeyi öğrenmeleri için de ümmetine teşvikleri mevcuttur Kitabet, atıcılık ve biniciliğe olan teşvikleri meyanında yüzmenin de zikredildiğini görmüştük Burada, aynı rivâyetleri tekrar etmeyeceğiz Ancak şunu da belirtelim ki, müteakip devirlerde müslümanların yüzmeye yazıdan daha çok ehemmiyet verdikleri anlaşılmaktadır Halîfe Abdülmelik, Şa'bî'ye (İbnu Kuteybe'nin rivâyetinde Haccac, oğlunun müeddibine): "Çocuklarıma yüzmeyi öğret, zîra kendileri için yazacak birini her zaman bulabilirler, fakat tehlike ânında kendileri yerine yüzecek birini bulamazlar" der

Çocukluğunda Medine'de öğrenmiş olduğu yüzücülüğü de takdir edip "atış ve yüzmeyi bilenlerden memnun kaldığı" belirtilen Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in yüzmeyi öğrenmeleri için de ümmetine teşvikleri mevcuttur Kitabet, atıcılık ve biniciliğe olan teşvikleri meyanında yüzmenin de zikredildiğini görmüştük Burada, aynı rivâyetleri tekrar etmeyeceğiz Ancak şunu da belirtelim ki, müteakip devirlerde müslümanların yüzmeye yazıdan daha çok ehemmiyet verdikleri anlaşılmaktadır Halîfe Abdülmelik, Şa'bî'ye (İbnu Kuteybe'nin rivâyetinde Haccac, oğlunun müeddibine): "Çocuklarıma yüzmeyi öğret, zîra kendileri için yazacak birini her zaman bulabilirler, fakat tehlike ânında kendileri yerine yüzecek birini bulamazlar" der

Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Hz Âişe ile iki sefer koşu yarışı yaptığı, birincide Hz Âişe'nin kazandığı, ikinci seferde şişmanlık sebebiyle, Hz Âişe'nin kaybettiği ve koşuyu kazanan Hz peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ona: "Bu, önceki koşuya bedeldir (ödeştik)" dediği rivayet edilmektedir

İbrahim Canan



İnsana eziyet vermeyen tüm sporlar yapılmasında sakınca yoktur.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
hamdolsun ailemde uzaktan yakından futbolla ilgilenen yok..
 

machbelt

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Nis 2011
Mesajlar
6
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
futbol bir spor eğlence niye günah olsun
 

dervis1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Tem 2011
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Konu eski ama biriki cümlede ben yazmak istedim.
Futbol bir sporda değil, eğlencede değil bana göre. Seyreden bir kesimi insanlıktan çıkarıp yaratık yapan, adına fanatiklik taraftarlık dedirten, gürültüsüyle kafamı patlatan, seyredenlerin boşa nefes tükettiklerini düşündüğüm, spor olduğu söylenen ama yazıdada geçtiği gibi aslında sporla uzaktan yakından alakası olmayan berbat bişeydir kanaatimce.
 
Üst Alt