Gaflet Uyku
Evliyânın büyüklerinden Gavs-ül-âzam Seyyid Abdülkâdir Geylânî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri gaflet hakkında buyurdular ki: Allhü teâlâdan hakkıyla hayâ ediniz. Gaflette olmayınız. Zamânınız, zâyi olup gidiyor. Hâlbuki siz, yiyemeyeceğiniz şeyleri toplamak, ulaşamayacağı*nız şeylerin peşinde koşmak, oturamayacağınız binâları kurmakla meş*gûl oluyorsunuz. Bütün bunlar size, Rabbinizin huzûrunda hesap vermek için duracağınızı unutturuyor. Hâlbuki Allahü teâlâyı anmak, âriflerin kalblerinde yerleşir. Onların kalblerini kuşatır. Onlara, Allahü teâlâyı ha*tırlamaya mâni olan her şeyi unutturur."
Fıkıh, hadîs ve tasavvuf âlimlerinden Hamdûn-i Kassâr (rahmetullahi teâlâ aleyh) gafleti şöyle târif etmiştir: "Kulun Rabbini unu*tup, O´nun rızâsını aramayı bırakıp, nefsinin esiri olmasıdır. Dünyâ için süslenen kendisine bir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen kimse*lere, insanlara karşı gösteriş yapmasıdır. Böyle kimseden daha aşağı kimse yoktur. Dünyâyı gözünde küçültmezsen, dünyâ ehli gözünde kü*çülmez. İnsan gücü yettiği kadar kendi kusurlarını görmeye çalışırsa, kendini beğenme belâsından kurtulur."
Büyük velîlerden Ebû Abdullah Nibâcî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri buyurdular ki: Allahü teâlâyı unutmak, O´ndan gâfil olmak, Cehennem´e girmekten daha şiddetli bir haldir. Allahü teâlâdan başka şey- leri anmak, onlardan bahsetmek kalpte kasvete, katılığa sebeb olur.<
Evliyânın büyüklerinden Muhammed bin Ebû Verd (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “Gaflet iki kısımdır. Biri rahmetten gaflet. Di*ğe- ri, gelecek olan azâbdan, cezâdan gaflet. Rahmetten gaflet, yüksel*meyi engeller. Cezâdan gaflet ibâdetten alıkor. Gafletten kurtulan yükse*lir.”
Büyük velîlerden Süfyân-ı Sevrî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdu*lar ki: "Büyük bir kalabalık, bir yere toplansa ve biri, içinizden akşama kadar kim yaşayacak, bilsin dense, kimse bilemez. İşin şaşılacak tarafı şurasıdır ki, eğer o kimselere; "Öyleyse, ölüm için gerekli hazırlığı yapan, ayağa kalksın, dense kimse ayağa kalkmaz. Bu gafletten kurtulmaya ça*lışmalıdır."
Evliyânın büyüklerinden Gavs-ül-âzam Seyyid Abdülkâdir Geylânî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri gaflet hakkında buyurdular ki: Allhü teâlâdan hakkıyla hayâ ediniz. Gaflette olmayınız. Zamânınız, zâyi olup gidiyor. Hâlbuki siz, yiyemeyeceğiniz şeyleri toplamak, ulaşamayacağı*nız şeylerin peşinde koşmak, oturamayacağınız binâları kurmakla meş*gûl oluyorsunuz. Bütün bunlar size, Rabbinizin huzûrunda hesap vermek için duracağınızı unutturuyor. Hâlbuki Allahü teâlâyı anmak, âriflerin kalblerinde yerleşir. Onların kalblerini kuşatır. Onlara, Allahü teâlâyı ha*tırlamaya mâni olan her şeyi unutturur."
Fıkıh, hadîs ve tasavvuf âlimlerinden Hamdûn-i Kassâr (rahmetullahi teâlâ aleyh) gafleti şöyle târif etmiştir: "Kulun Rabbini unu*tup, O´nun rızâsını aramayı bırakıp, nefsinin esiri olmasıdır. Dünyâ için süslenen kendisine bir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen kimse*lere, insanlara karşı gösteriş yapmasıdır. Böyle kimseden daha aşağı kimse yoktur. Dünyâyı gözünde küçültmezsen, dünyâ ehli gözünde kü*çülmez. İnsan gücü yettiği kadar kendi kusurlarını görmeye çalışırsa, kendini beğenme belâsından kurtulur."
Büyük velîlerden Ebû Abdullah Nibâcî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri buyurdular ki: Allahü teâlâyı unutmak, O´ndan gâfil olmak, Cehennem´e girmekten daha şiddetli bir haldir. Allahü teâlâdan başka şey- leri anmak, onlardan bahsetmek kalpte kasvete, katılığa sebeb olur.<
Evliyânın büyüklerinden Muhammed bin Ebû Verd (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “Gaflet iki kısımdır. Biri rahmetten gaflet. Di*ğe- ri, gelecek olan azâbdan, cezâdan gaflet. Rahmetten gaflet, yüksel*meyi engeller. Cezâdan gaflet ibâdetten alıkor. Gafletten kurtulan yükse*lir.”
Büyük velîlerden Süfyân-ı Sevrî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdu*lar ki: "Büyük bir kalabalık, bir yere toplansa ve biri, içinizden akşama kadar kim yaşayacak, bilsin dense, kimse bilemez. İşin şaşılacak tarafı şurasıdır ki, eğer o kimselere; "Öyleyse, ölüm için gerekli hazırlığı yapan, ayağa kalksın, dense kimse ayağa kalkmaz. Bu gafletten kurtulmaya ça*lışmalıdır."