Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

kerems

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Kas 2005
Mesajlar
621
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
İnanılmaz Gerçek
Amerikan Adlî Tıp Derneğinin 1994 te San Diego da tertiplenen ödül yemeğinde dernek başkanı Don Harper Mills, aktardığı acayip bir ölüm olayındaki adlî komplikasyonlarla dinleyicilerini şaşkına çevirmişti.Kaderin adaletine dair ince bir nükte taşıyan bu yaşanmış öykü, sanırız sizleri de hayrete sevk edecektir.

23 Mart 1994 te Ronald Opus un cesedini inceleyen adlî tabip, onun kafasından yediği kurşunla öldüğü sonucuna vardı.Müteveffa, on katlı bir binanın tepesinden, intihar niyetiyle aşağıya atlamıştı. (Umutsuzluğunu, geride bıraktığı bir notta açıklıyordu.) Ancak, dokuzuncu katın önünden geçerken pencereden gelen bir kurşun başına isabet etmiş, hayatı bu kurşunla sona ermişti. Apartmanın sekizinci kat penceresi düzeyinde cam silicileri korumak için konulmuı bir ağ vardı; ama bu ağın varlığını ne silahı çeken, ne de müteveffa biliyordu. Açıkçası, kurşun olmasaydı, Opus'un intihar girişimi başarılı olamayacak; zemine çakılmadan, sekizinci kattaki ağa takılıp kalacaktı. Bu durumu anlattıktan sonra, "Normal olarak," diye devam etti Dr. Mills, "intihar etmeye karar veren biri, mekanizma tasarladığı gibi olmasa da, bunu eninde sonunda başarır."

Opus un dokuz kat aşağıda yere çakılmayıp da dokuzuncu kattan düşüyor olduğu anda başına gelen kurşunla vurulmuş olması, muhtemelen, onun ölüm modunu intihardan cinayete çevirmeyecekti. Fakat, Opus'un intihar girişiminin başarılı olmayışı, savcıyı elinde bir cinayet vakası olduğu düşüncesine itti. Silahın patladığı dokuzuncu kattaki odada yaşlı bir adam ve karısı yaşıyordu. Tartışıyorlardı ve adam kadını silahla tehdit ediyordu. Öyle sinirlenmişti ki, tetiği çekti; fakat mermi kadını ıskalayarak pencereden dışarı yöneldi ve Opus'a isabet etti. Bir insan A şahsını öldürmeye teşebbüs eder, fakat B şahsını öldürürse, o B şahsını öldürmekten suçlu sayılmalı idi. Savcının ulaştığı sonuç buydu. Dolayısıyla, dokuzuncu kattaki yaşlı adam, cinayetten suçluydu.

Bu suçlamayla karşı karşıya kaldığında, adam da, karısı da çok şaşırdılar.

Çünkü, tetiği çekerken adam da, karısı da silahın dolu olmadığından kesinlikle emindiler. Yaşlı adam uzunca bir süreden beri boş silahla karısını korkutmayı alışkanlık haline getirmişti. Bunu karısı da bilir, o yüzden adamın tehdidine pek aldırmazdı. Kısacası, adamın karısını öldürme kasdı yoktu; silahın dolu olduğunu dahi bilmiyordu. Böylece, Opus'un öldürülmesi bir kaza oluyordu; silah kazara doldurulmuştu.

Araştırmalara devam edilince, ölümcül kazadan yaklaşık altı hafta önce yaşlı çiftin oğlunu silahı doldururken gören bir tanık ortaya çıktı. Anlaşıldığına göre, yaşlı kadın oğlundan mali desteğini çekmişti ve babasının annesini silahla korkutma temayülünü bilen oğul, annesini cezalandırma kasdıyla, babasının annesini vuracağını umarak, gizlice silahı doldurmuştu. Annesi ölecek, baba cinayetten suçlanacak, mallar oğula kalacaktı. Artık olay yaşlı çiftin oğlunun Ronald Opus cinayetinden sorumlu olduğu noktasına gelmişti.

Tam bu sırada savcının karşısına yeni bir viraj çıktı. Araştırmalara devam edilince, geçen altı hafta içinde anneyle babasının silahla tehdide varan bir tartışma yaşamamaları, dolayısıyla annesinin ölümünü bir türlü başaramayışı nedeniyle, oğulun umutsuzluğunun arttığı anlaşıldı.

Bu, onu 23 Mart'ta on katlı binanın tepesinden atlayarak intihar etmeye itmişti.

Ancak, ölümü planladığı gibi olmamıştı; dokuzuncu katın önünden geçerken babasının boş zannettiği silahı tetiklemesiyle annesine isabet etmeyip pencereye seken kurşunun kafasına isabet etmesi nedeniyle, Ronald Opus'un hayatı sona ermişti.

Dosya intihar olarak kapatıldı.
 

kerems

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Kas 2005
Mesajlar
621
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı.. Patates ekini için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir işti.. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi fakat o da hapisteydi.

Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve sorunu açıkladı.

Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Sevgiler Baban

Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.

Babacığım,
Allah aşkına bahçeyi kazma. Ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler David

Ertesi gün sabaha karşı FBI ve yerel polis çıkageldi ve tüm sahayı kazdı lakin hiçbir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler. Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.

Babacığım,
Şimdi patatesleri ekebilirsin.Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
Sevgiler David
 

kerems

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Kas 2005
Mesajlar
621
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
Yaşlı bir adam göl kenarında balık tutuyormuş diğer insanlarla..Yaşlı
adam oltasını atmış, beklemiş ve kocaman bir balık çekmiş.. Adam balığı almış eline, nazikçe çıkarmış iğneyi balığın ağzından şöyle bir balığa iyice bakmış ve göle atmış.

Yaşlı adamdan başka kimse balık yakalayamıyormuş.Yaşlı adam tekrar
oltasını atmış daha kocaman bir balık, adam tekrar balığın ağzından ğneyi nazikçe çıkarmış ve balığa şöyle bir etraflıca bakmış ve tekrar göle atmış balığı. Her seferinde daha kocaman balıklar
yakalamış yine etraflıca baktıktan sonra balıkları atmış göle.Yanında balık tutanlar artık dayanamamışlar ve adamın yanına gelmişler.

Amcacığım napıyorsun sen demişler biz saatlerdir buradayız tek bir balık bile yakalayamadık.. Sen ise kocaman kocaman balıkları göle tekrar atıyorsun demişler.. Neden acaba diye sormuşlar?

Adam dönmüş kalabalığa ve şöyle demiş;

Benim tavam küçük evlatlarım...
 

kerems

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Kas 2005
Mesajlar
621
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
Ögrenciler o yilin ders programlarinda yeni bir ders oldugunu farkederler. Dersin adi "Mantik"tir ve derse yaslica bir profesör girecektir.
Nihayet, ilk mantik dersi baslar. Çocuklardan biri söz hakki isteyerek:
"Sayin profesör, mantik bize ne ögretir? Lütfen her seyden önce bunu anlatir misiniz?" ricasinda bulunur.
Profesör, kendisine merak ve süpheyle bakan talebelerine:
"Mantik dersinin insanlarin düsüncesine yaptigi etkiyi açiklamak biraz güçtür. Onun için bunu sizlere bir örnekle açiklamak istiyorum" der.
"Farzedin ki, maden ocagindan iki insan çikiyor: Birisinin üzeri tertemiz, digerininki ise kömür karasi içinde... Bunlardan hangisinin yikanmasi lâzimdir?"
Ögrenciler, hiç tereddüt etmeden:
"Elbette, kirlisi!" diye cevap verirler.
Profesör, tebessüm ederek:
"Iste evlatlarim" der, "Mantik bu soruya cevap vermeden önce sunu sorar: "Nasil olur da bir maden ocagindan çikan iki kisiden birinin üzeri tertemiz iken digerininki kirli olabiliyor?"
 

kerems

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Kas 2005
Mesajlar
621
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
Şeytan Bir gün şeytan büyük bahçeli, koskoca bir malikaneye girmiş.Merdivenleri çıkmış. Bir kuzu görmüş.Kuzunun boynunda bir ip varmış. Şeytan ipi çıkarmadan sadece biraz gevşetmiş.Kuzu ipin gevşemesiyle hareket etmeye başlamış ve malikanenin önünde bulunan aynayı görmüş. şaşırınca bir hamle yapıp aynayı kırmış.

Çıkan gürültüye evin hizmetçisi gelmiş. "Sen ne yaptın? Ben şimdi burayı nasıl temizliyeceğim. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar," demiş ve kuzuya bir tekme atmış.Kuzu merdivenlerden düşünce ip yetmemiş ve kuzunun boynunu kesip onu öldürmış.

Bu sırada evin uşağı gelmiş.Neler olduğunu sormuş.

Kadın anlatınca "Bunu nasıl yaparsın? Bey şimdi ikimizi de kovacak. O kuzu onun için çok değerliydi." demiş.Ve hafifçe kadını itmiş.

Kadın dengesini kaybetmiş ve merdivenlerden düşüp boynunu kırmış.Sesi duyunca evin hanımı gelmiş.Olanları öğrenince sinirlenmiş.

Tam uşağı dövmek için usağa yaklaşırken uşak "Lütfen beni bağışlayın ve beni kovmayın" diyerek diz çökmüş.

Uşağın üstüne hızla gelen kadın ise ona çarpıp merdivenlerden yuvarlanmış ve ölmüş.Evin beyi gelip de olanları dinleyince belinden silahı çekip uşağı vurmuş. Sonra kendi kendine "Eyvah ben ne yaptım? Bir kuzu, aynanın kırılması ve sevmedigim karım için elimi kana bulamaya, katil olmaya değer miydi?"demiş ve silahı çekip bir kurşun da kendine sıkmış?.

Bütün bu olanları bir kenardan izleyen şeytansa sırıtarak

-"Ben hiç birşey yapmadım ki. Sadece acıyarak kuzunun boynundaki ipi gevşettim, o kadar..."
 

nureyda

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eyl 2005
Mesajlar
72
Aldığı Beğeniler
0
Elinize sağlık hepsi birbirinden güzeldi....
 
Üst Alt