GAVSİ SANİ HZ'LERİNİN DÜNYA HAKKINDAKİ SÖZLERİ
--Peygamber (A.S.) bir hadisi şeriflerinde “Dünya ve içindekiler melundur, Allah lanet etmiştir. Allah rızası için yapılan işler bunun dışındadır.” Bunun için, niyet çok mühimdir. Niyet sağlam olursa, hem dünyayı kazandırır, hem ahiret’i kazandırır.
. --Dünya bir imtihan yeridir. Niyeti daima kontrol etmek lazımdır. Bunun için niyeti Allah (cc) rızası için olsun. Peygamberimiz (sav) dünya muhabbeti bütün kötülüklerin anasıdır buyurmuştur. Allah (cc)dünyaya lanet emiştir. Dünya mel’undur.
--“Dünya melundur. İçindekilerle birlikte lânetlenmiştir. Yalnız Allah rızası için yapılan hariç.”
Yaptığınız ibadet ve hizmetler Allah rızası için yapılmalıdır. Niyetlerimiz Allah rızası için olmalıdır. Dünya için bile çalışsak niyet Allah rızası için olursa ibadete çevrilir. Gavs Hz. şöyle nakletti.
“ kişi sabah evden çıkarken ya rabbi sen rızkıma kefilsin ondan şüphem yoktur. Çoluk çocuğumun rızkını kazanmayı üzerime vacip kıldın. Bu vacibi üzerimden kaldırman için işe gidiyorum “
der ve o niyetle işe giderse akşam evine dönünceye kadar geçen süre sanki alnı secdedeymiş gibi ibadet yerine geçer.
Dünya da lâzım amma niyet Allah rızası olursa ibadet yerine geçer. Sizin paranız olmasa buraya nasıl gelecektiniz. Elbise, yiyecek nasıl alacaktınız. Amma sizin amacınız sadece dünya olmamalı, amacınız ahiret olmalı. Amacınız dünya parsı değil ahiret parası kazanmak olmalı. İnsan tarlaya ne ekerse onu biçer buğday ekse buğday biçer. Dünya ahiretin tarlasıdır. Sizde takva tohumu ekerseniz ahirette karşılığını alırsınız.
-,-Bazan dünya işleri o kadar ağırlaşır ki insan altından kalkamaz.Bunun için insan, Allah dostlarıyla irtibat kurmalı, devamlı onlara yönelmelidir.Gönüldeki iman feyadını yükseltmeli ki, evliyaların ve dolayısıyla peygamberlerin ondan haberi olsun."
--Dünya kötüdür,kötülüklerin başıdır. Orayı Kevser-i Havz'a çevirmek lazım!...
Kıyamet günü insan izzet görmezse cennete gitse hoşuna gitmez!...
Niyeti kontrol etmeye bile niyet lazımdır...
Beyaz yüz ile huzura gidelim, beyaz yüz ile keyfini getirelim, Rasulullah Efendimizin (s.a.s) keyfini getirelim!...
Kıyamet gününün en dehşetli zamanında çalışalım. Gündüz gece çalışalım. İnşallah Allah kıyamet günü birlik beraberlik nasip etsin!..."
--Bu dünya bir han gibidir. Ahiret yolcusu bütün hazırlığını bu handa yapmalıdır. Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çıkmıştır. Ölümle başlayan bir yolculuğun geri dönüşü yoktur. Yola çıkan kimsenin hedefine ulaşması için belli bir yol ve usül takip etmesi gerekir. Başıboş ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varması mümkün değildir. Onun nereye varacağı da belli olmaz. Allah yolu da böyledir. O yolda Hz. Resulullah’ın -aleyhissalatü vesselam- izinden başka Allah’a giden bir yol ve kapı yoktur. Hz. Resulullah’ın -aleyhissalatü vesselam- hayatını yaşamak için de ulu sadatlara uymak gerekir. Hz. Peygamber’e -aleyhissalatü vesselam- hakkıyla uymanın en güzel yolu sünnet üzere yaşayan sadatları takip etmektir. Sadatlar sünnet-i seniyyeyi kal olarak değil hal olarak yaşar ve yayarlar. Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasip olur. Böylece ebedi ahiret yolculuğu iman ile başlamış olur. En büyük saadet de budur
--Peygamber (A.S.) bir hadisi şeriflerinde “Dünya ve içindekiler melundur, Allah lanet etmiştir. Allah rızası için yapılan işler bunun dışındadır.” Bunun için, niyet çok mühimdir. Niyet sağlam olursa, hem dünyayı kazandırır, hem ahiret’i kazandırır.
. --Dünya bir imtihan yeridir. Niyeti daima kontrol etmek lazımdır. Bunun için niyeti Allah (cc) rızası için olsun. Peygamberimiz (sav) dünya muhabbeti bütün kötülüklerin anasıdır buyurmuştur. Allah (cc)dünyaya lanet emiştir. Dünya mel’undur.
--“Dünya melundur. İçindekilerle birlikte lânetlenmiştir. Yalnız Allah rızası için yapılan hariç.”
Yaptığınız ibadet ve hizmetler Allah rızası için yapılmalıdır. Niyetlerimiz Allah rızası için olmalıdır. Dünya için bile çalışsak niyet Allah rızası için olursa ibadete çevrilir. Gavs Hz. şöyle nakletti.
“ kişi sabah evden çıkarken ya rabbi sen rızkıma kefilsin ondan şüphem yoktur. Çoluk çocuğumun rızkını kazanmayı üzerime vacip kıldın. Bu vacibi üzerimden kaldırman için işe gidiyorum “
der ve o niyetle işe giderse akşam evine dönünceye kadar geçen süre sanki alnı secdedeymiş gibi ibadet yerine geçer.
Dünya da lâzım amma niyet Allah rızası olursa ibadet yerine geçer. Sizin paranız olmasa buraya nasıl gelecektiniz. Elbise, yiyecek nasıl alacaktınız. Amma sizin amacınız sadece dünya olmamalı, amacınız ahiret olmalı. Amacınız dünya parsı değil ahiret parası kazanmak olmalı. İnsan tarlaya ne ekerse onu biçer buğday ekse buğday biçer. Dünya ahiretin tarlasıdır. Sizde takva tohumu ekerseniz ahirette karşılığını alırsınız.
-,-Bazan dünya işleri o kadar ağırlaşır ki insan altından kalkamaz.Bunun için insan, Allah dostlarıyla irtibat kurmalı, devamlı onlara yönelmelidir.Gönüldeki iman feyadını yükseltmeli ki, evliyaların ve dolayısıyla peygamberlerin ondan haberi olsun."
--Dünya kötüdür,kötülüklerin başıdır. Orayı Kevser-i Havz'a çevirmek lazım!...
Kıyamet günü insan izzet görmezse cennete gitse hoşuna gitmez!...
Niyeti kontrol etmeye bile niyet lazımdır...
Beyaz yüz ile huzura gidelim, beyaz yüz ile keyfini getirelim, Rasulullah Efendimizin (s.a.s) keyfini getirelim!...
Kıyamet gününün en dehşetli zamanında çalışalım. Gündüz gece çalışalım. İnşallah Allah kıyamet günü birlik beraberlik nasip etsin!..."
--Bu dünya bir han gibidir. Ahiret yolcusu bütün hazırlığını bu handa yapmalıdır. Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çıkmıştır. Ölümle başlayan bir yolculuğun geri dönüşü yoktur. Yola çıkan kimsenin hedefine ulaşması için belli bir yol ve usül takip etmesi gerekir. Başıboş ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varması mümkün değildir. Onun nereye varacağı da belli olmaz. Allah yolu da böyledir. O yolda Hz. Resulullah’ın -aleyhissalatü vesselam- izinden başka Allah’a giden bir yol ve kapı yoktur. Hz. Resulullah’ın -aleyhissalatü vesselam- hayatını yaşamak için de ulu sadatlara uymak gerekir. Hz. Peygamber’e -aleyhissalatü vesselam- hakkıyla uymanın en güzel yolu sünnet üzere yaşayan sadatları takip etmektir. Sadatlar sünnet-i seniyyeyi kal olarak değil hal olarak yaşar ve yayarlar. Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasip olur. Böylece ebedi ahiret yolculuğu iman ile başlamış olur. En büyük saadet de budur