Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Sebep

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eyl 2005
Mesajlar
2,935
Aldığı Beğeniler
3,661
Takım
Galatasaray
Siyonist İsrail güçlerinin 38 yıldır işgal altında tuttukları Gazzeden çekilmeleri üzerine yapılan tartışma ve de erlendirmelerin odak noktasını, siyonist İsrailin, Lübnan hezimetinin ardından ikinci büyük bir yenilgiyle yüzleşti i hususu oluşturmaktadır kuşkusuz. Bu yenilgi ve hezimetin, di er açıdan Filistin ve ümmetimiz açısından bu büyük zaferin ne anlama geldi ini ve bundan sonraki süreçte nelerin olabilece ini birkaç noktada ortaya koymak mümkündür.


Siyonizmin temel stratejisi, Nilden Fırata kadar büyük İsrail projesi bütünüyle çökmüştür.


Bilindi i üzere, Siyonizmin kurucu önderlerinden Theoder Hertzel Yahudi Devleti kitabını yazdı ı ve İsviçrenin Basel şehrinde uluslararası siyonizm kongresini topladı ında, belirledikleri temel hedefleri önce Filistin topraklarında bir Siyonist devlet kurmak ve ardından da Büyük İsrail projesini aşamalı olarak gerçekleştirmekti.


Nitekim Osmanlı Devletinin Batılı emperyalist saldırılar ve iç işbirlikçiler tarafından yıkılması, söz konusu Siyonist projenin önünü büyük ölçüde açmış oluyordu. Bu noktadan baktı ımızda Siyonistler için ilk büyük zafer; Sultan II Abdulhamid Hanın etkisizleştirilmesi, Osmanlı Devletinin yıkılması ve Filistinin İngilizler tarafından işgal edilmesi olmuştur. Filistin İngilizler tarafından işgal edildi inde İngilterenin başında George Floyd adlı Siyonist bir başbakan vardı ve İngiliz emperyalizmini siyonizmin önüne destek gücü olarak sunmuştu.


Filistindeki direniş hareketleri İngilizlerle ne kadar savaştıysa da, sahip oldukları güç ve imkan onları işgalciler karşısında zafere ulaştıramadı. Arkasından başlatılan yo un ve sürekli yahudi göçü, yalnız ve desteksiz kalan Filistinlileri çifte kıskaç altında bırakmıştı.


Siyonist katliam çetelerinin savunmasız Filistin halkına karşı başlattı ı soykırım saldırıları Filistin tarihine unutulmayacak acıları ekledi. Siyonistler dur durak bilmiyordu ve bütün Filistin topraklarının gasbedilmesi stratejisini adım adım gerçekleştiriyorlardı. Filistinin bu mazlumiyeti ve sahipsizli ine karşı Filistinlilere yardım etmek için gönüllü İslam birlikleri oluşmaya başladı ve bu birlikleri ilk organize eden Şehid İmam Hasan El Benna olmuştu.


Mısır Ihvan-ı Müslimin hareketinin önderli inde oluşturulan bu gönüllü İslam birliklerinin önünü tutan da Siyonist İsrail güçlerinden önce Mısır yönetimi olmuştu. Çünkü bu hareket İslam toplumlarında Filistin ile dayanışma noktasında evrensel bir İslam cephesinin oluşmasına yol açabilecek bir süreçti. Bundan da emperyalist ve Siyonistlerden önce İslam ülkelerindeki işbirlikçi yönetimler rahatsız oluyordu. Nitekim, emperyalist ve siyonistler ile İslam ülkelerindeki işbirlikçi rejimler hep birbirlerinin yardımına koşmuşlardır.


Tarih 1948i gösterdi inde Filistin toprakları üzerinde İsrail adı altında korsan bir işgal devleti resmen kurulmuş oluyordu. Ne yazık ki bu işgal devletini ilk tanıyan ülkelerin başında Türkiye gelmekte idi. Türkiyedeki batıcı egemen güçlerin Amerikan çıkarlarına olan ba lılı ı ve siyonizm ile olan ortak kader ba ı dolayısıyla tarih boyu siyonist İsrail rejimi Türkiyeyi bir arka bahçe olarak kullanmaya çalıştı. Nitekim günümüzde Türkiye, Siyonistlerin gizli-açık cirit atı ı bir ülke durumundadır.


Gasıp İsrail rejimi ile Arap devletleri arasında yapılan savaşlarda Siyonist rejim hep zaferle çıktı; öyle ki Mısır firavunu Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında l979 yılında Amerika Başkanı Jimy Carter önderli inde Camp Davit anlaşması yapılarak, Siyonist rejim Mısır gibi güçlü bir Arap devleti tarafından resmen kabul edilmiş oldu. Sonuçta bu durum Siyonist rejim açısından başka bir zaferdi; zira Mısır gibi bir Arap devleti İsraili tanıdıktan sonra di er arab devletlerinin İsraili tanımak için sıraya geçece i belliydi. Nitekim öyle de oldu.


Süreç emperyalizm ve siyonizmin tasarladı ı ve arzuladı ı gibi ilerliyordu. İslam dünyasının içinde bulundu u tablo, işbirlikçi rejimlerin ihanetleri, İslam toplumlarının güçsüzlük ve da ınıklı ı büyük İsrail projesinin önünde duracak gibi de ildi.


Ancak göz ardı edilen bir hakikat vardı ki o da, İslam Ümmetinin yazgısını nihai planda emperyalist ve siyonistler çizecek de ildi. Onlar her güce sahip, her şeye gücü yeten de ildi. Tarih boyu süregelen hakk-batıl savaşının de işmez bir kuralı vardı ki, o da; Rabbimizin Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır ( Enfal 30) hükmünün ergeç tecelli edece i idi& Alemlerin Rabbı olan Allah Subhanehu ve Tealanın da bir hesabı vardı, kader-i ilahide tüm istikbar güçlerinin er geç zevali yazılmıştı ve bu mukadderatın gerçekleşmesini hiçbir güç engelleyemeyecekti.


Zulmedenler yakında nasıl bir inkılabla sarsılıp devrileceklerini bileceklerdir. (Şuara 227)

Biz istiyoruz ki mustazaflara lütfedelim, onları yeryüzünde önderler ve varisler kılalım. (Kasas 5)

Andolsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazmıştık ki: " Muhakkak yeryüzüne benim iyi kullarım varis olacaktır." (Enbiya 105)

Yoksa siz, sizden önce geçenlerin örnek olmuş durumları hiç başınıza gelmeden cennete girece inizi mi sandınız? Onların başına öyle ezici sıkıntılar, kımıldatmaz zaruretler geldi ve öylesine sarsıldılar ki, peygamber ve beraberindeki iman edenler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyeceklerdi. Bak işte, Allah'ın yardımı yakındır. (Bakara 214)

Firavun hem istikbar düzenine hem de güçlü ordularına o kadar çok güveniyordu ki, Mısır halkına dedidi i şuydu: Sizin en büyük Rabbiniz benim. (Naziat 24) bir gün kendi sarayı içinde büyüyen Musanın onun istikbar düzenini alt üst edece ini hiç düşünemezdi elbet. Bu hakikat dünün firavunu için geçerli oldu u gibi, tüm zamanların firavunları için de geçerli olan de işmez bir sünnetullahtı. Ordularının ve düzenlerinin sahip oldu u kof görüntü, onların hüsrana u ramalarının önünü tutamazdı.

İran İslam Devrimi, İsrail için sonun başlangıcı oldu!


Dünyanın Do u ve Batı bloku diye iki ayrıldı ı, siyonizmin Ortado uda küstahlaşıp azgınlaştı ı bir dönemde, tarih 11 şubat 1979u gösterdi inde; Amerikanın sadık uşa ı ve İsrailin gönüllü hizmetçisi İran şahı Pehlevi, iman ve Kurandan başka hiçbir silahı bulunmayan İmam Humeyninin önderli indeki görkemli bir devrimle yerle bir oldu. İranda şahla birlikte yıkılan sadece yerli ta uti bir rejim de il, bu şahlık rejiminin iki temel dayana ı olan Amerika ve İsrail idi. Nitekim dönemin İsrail başbakanı siyonist Menahem Beginin İslam devrimi üzerine söyledi i ilk söz İsrail için kabus başlamıştır olmuştu. Buna mukabil İmam Humeyni de şöyle diyordu: Amerikanın İrandaki aya ı kırıldı. İsrail de yıkılaca ı günü beklesin..!

NURETTİN ŞİRİN

n.sirin@kudusyolu.com

Devam edecek...







 

x_usta

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eyl 2005
Mesajlar
75
Aldığı Beğeniler
1
Allah razı olsun kardeşim gerçekten güzel bir payalşım
Evet İran İslam devrimi yle bence de yani bir çag açılmıştır.

İran bugün dünyamızdaki tüm cihad faliyetlerini destekleyen bir devlet konumundadır aslında ABD nin onbir eylül bahanesiyle başlattıgı ortadogu projesinin de temelini İran islam devleti oluşturuyor tüm faliyetler bence İran daki mevcut İslami yönetimi yıkıp yerine kendi çıkarları dogrultusunda bir rejim kurmak diye düşünüyorum.
Ama Allahın İzniyle bu olmayacak inşallah İsrailin aldıgı bu yenilgiler İran devletinin oradaki halklara verdigi destekle olmuştur zaten.

Hatta İran halkı şia mesebinden olmasına ragmen bu mesep farklılıgını ortadan kaldırıp mazlum Filistin halkına destek olmasıda İslam adına büyük bir gelişmedir.yıllardır siyonistler Müslüman ları hep bu meshep farklılıgını kullanarak birbirine düşürmüşler dir ancak İslam alemindeki uyanış la artık bu silahları ortadan kalkmıştır çok şükür.

ALLAH yar ve yardımcımız olsun
 
Üst Alt