Gecenin siyah zülüflerini dağıtan bir ışık tufanıdır teheccüd. Aynı zamanda bu ışık tufanı, bir hadisin ifadesiyle insanın berzah hayatını da aydınlatmaktadır. Başta peygamberler olmak üzere bütün büyük insanların hayatlarında mutlaka gece ibadetinin olduğunu görmekteyiz. Nitekim insan geceleri kılmış olduğu teheccüdlerle merdiven merdiven Hakk'a yükselmekte ve mesafeler üstü alemlere doğru pervaz etmektedir. İbrahim Hakkı Hazretleri'nin,
"Ey dîde nedir uyku, gel uyan gecelerde
Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde" sözleri bu hakikati güzel bir şekilde ifade etmektedir.
Teheccüd kılmamak müminin ibadet hayatında oluþan büyük bir eksiklik demektir. Şu hadise bu eksikliğe güzel bir örnek teşkil etmektedir: Hz. Ömer'in oğlu Abdullah, rüyâsında iki dehşetli kimsenin gelip, kollarından tutarak kendisini derin, alevli bir kuyunun başına getirdiklerini ve atacaklar diye korkunca da: "Korkma, senin için endişe yok" dediklerini Efendimiz'e anlatır. Allah Resûlü ise bu rüya hakkında, "İbn Ömer ne güzel insandır; keşke, teheccüd namazını da kılsa" şeklinde tabir ve yönlendirmede bulunurlar.. Bu şekilde Allah, İbn Ömer'e cehennemden bir kesit göstermiş ve ibadet hayatındaki bir eksikliğini göstermiştir. Efendimiz de bu eksikliğinin teheccüd olduğunu ifade etmiştir.
Şimdi biz kendi ibadet hayatımıza bakalım. Acaba günlük ibadetlerimizi oluşturan zincirde teheccüd halkası bulunuyor mu? Eğer bulunmuyorsa bu büyük bir eksikliktir. Peki o zaman ne yapalım? Nasıl yapalım da teheccüde başlayalım? Mesela bir başlangıç olması itibariyle haftada bir gecemizi teheccüd gecesi ilan edebiliriz. İsterseniz bu gecenin ismi "sevgiliyle buluşma" gecesi olsun. Nasıl ki bir insan, çok sevdiği birisiyle buluşmaya gideceği zaman en güzel giysilerini giyinir ve hem zihni hem de bedeni olarak kendini hazırlarsa, bu gecede de aynı duygu ve düşünceyle hareket etmelidir. Çünkü bu gece Sevgililer Sevgilisi'yle bir randevüsü vardır onun. Ayrıca kişi hafta boyunca o geceyi sevgiliye vuslatın vereceği derin bir arzu ve iştiyakla bir ip gibi çekmelidir.
Bu gecenin hangi gece olduğu size kalsın. Ama perşembeyi cumaya bağlayan gece en doğru gece olsa gerek. Bu gece kalkıp günahlarımız ve içinde bulunduğumuz boğucu atmosferin dağılması adına iki damla gözyaşıyla beraber kılınan teheccüd namazı hem gecemizi hem de gönül dünyamızı aydınlatacaktır. Bu arada kendisine güvenemeyenlere gece kalkmayı mecburiyet haline getirmeleri için şöyle bir yöntem tavsiye edebiliriz: Böyle olan kişiler, yatmadan önce kıldığı yatsı namazının vitrini kılmayıp geceye sarkıtabilirler. Bu şekilde vitir namazını kılmayan birisi için gece kalkmak mecburiyet haline gelecektir.
Evet şeytanların elinin-kolunun bağlı olduğu bu mübarek ve kutlu zaman dilimleri teheccüde başlamak için bizlere iyi bir zemin oluşturmakta. Bize "vira bismillah" deyip başlamak düşüyor. Haftada bir defa kalkmak suretiyle devam eden teheccüdlü geceler, zamanla haftanın iki gününe çok daha sonraları belki haftanın her gününe yayılacaktır. Haydi! Bizi Rabbe vuslatın vermiş olduğu tarifi imkansız o hoş dakikalar bekliyor. Randevümüzü sakın unutmayalım ve şimdilik haftada en az bir gecemizi teheccüdsüz bırakmayalım..._________________
"Ey dîde nedir uyku, gel uyan gecelerde
Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde" sözleri bu hakikati güzel bir şekilde ifade etmektedir.
Teheccüd kılmamak müminin ibadet hayatında oluþan büyük bir eksiklik demektir. Şu hadise bu eksikliğe güzel bir örnek teşkil etmektedir: Hz. Ömer'in oğlu Abdullah, rüyâsında iki dehşetli kimsenin gelip, kollarından tutarak kendisini derin, alevli bir kuyunun başına getirdiklerini ve atacaklar diye korkunca da: "Korkma, senin için endişe yok" dediklerini Efendimiz'e anlatır. Allah Resûlü ise bu rüya hakkında, "İbn Ömer ne güzel insandır; keşke, teheccüd namazını da kılsa" şeklinde tabir ve yönlendirmede bulunurlar.. Bu şekilde Allah, İbn Ömer'e cehennemden bir kesit göstermiş ve ibadet hayatındaki bir eksikliğini göstermiştir. Efendimiz de bu eksikliğinin teheccüd olduğunu ifade etmiştir.
Şimdi biz kendi ibadet hayatımıza bakalım. Acaba günlük ibadetlerimizi oluşturan zincirde teheccüd halkası bulunuyor mu? Eğer bulunmuyorsa bu büyük bir eksikliktir. Peki o zaman ne yapalım? Nasıl yapalım da teheccüde başlayalım? Mesela bir başlangıç olması itibariyle haftada bir gecemizi teheccüd gecesi ilan edebiliriz. İsterseniz bu gecenin ismi "sevgiliyle buluşma" gecesi olsun. Nasıl ki bir insan, çok sevdiği birisiyle buluşmaya gideceği zaman en güzel giysilerini giyinir ve hem zihni hem de bedeni olarak kendini hazırlarsa, bu gecede de aynı duygu ve düşünceyle hareket etmelidir. Çünkü bu gece Sevgililer Sevgilisi'yle bir randevüsü vardır onun. Ayrıca kişi hafta boyunca o geceyi sevgiliye vuslatın vereceği derin bir arzu ve iştiyakla bir ip gibi çekmelidir.
Bu gecenin hangi gece olduğu size kalsın. Ama perşembeyi cumaya bağlayan gece en doğru gece olsa gerek. Bu gece kalkıp günahlarımız ve içinde bulunduğumuz boğucu atmosferin dağılması adına iki damla gözyaşıyla beraber kılınan teheccüd namazı hem gecemizi hem de gönül dünyamızı aydınlatacaktır. Bu arada kendisine güvenemeyenlere gece kalkmayı mecburiyet haline getirmeleri için şöyle bir yöntem tavsiye edebiliriz: Böyle olan kişiler, yatmadan önce kıldığı yatsı namazının vitrini kılmayıp geceye sarkıtabilirler. Bu şekilde vitir namazını kılmayan birisi için gece kalkmak mecburiyet haline gelecektir.
Evet şeytanların elinin-kolunun bağlı olduğu bu mübarek ve kutlu zaman dilimleri teheccüde başlamak için bizlere iyi bir zemin oluşturmakta. Bize "vira bismillah" deyip başlamak düşüyor. Haftada bir defa kalkmak suretiyle devam eden teheccüdlü geceler, zamanla haftanın iki gününe çok daha sonraları belki haftanın her gününe yayılacaktır. Haydi! Bizi Rabbe vuslatın vermiş olduğu tarifi imkansız o hoş dakikalar bekliyor. Randevümüzü sakın unutmayalım ve şimdilik haftada en az bir gecemizi teheccüdsüz bırakmayalım..._________________