G E L E C E K K AY G I S I

Bu his insana, âhireti düşünmesi, Cennet'e ve âhiret nimetlerine kavuşmak için gayret göstermesi, Cehennem'den korkması ve ölüm sonrasındaki azaplardan kurtulmaya çalışması için verilmiştir. Heyhat ki, insanların çoğu, nazarlarını daha yakın gördükleri zaman birimlerine dikmiş; yarın, önümüzdeki hafta, gelecek ay, ertesi sene, on yıl sonra... hesapları üzerine yoğunlaşmış ve bu hayatı ebedî kabul edercesine, istikbal endişesini bütün bütün dünya ile alâkalı işlere yönlendirmişlerdir. Bugün insanlar genellikle,
"Yarın ne yaparım?"
"Hangi üniversiteyi kazanırım?" "
Okul bitince hangi mesleğe atılırım?"
"Hangi müessesede iş bulurum?"
"On sene sonra bir ev alabilir miyim?"
"Emekliliği müteakiben nerede yaşarım?"
"Bu çocuk da evlenip gidince bana kim bakar, ne yer ne içerim?" türünden sorularla meşgul olmaktadırlar.
Hususiyle gençlik yıllarında kendini iyice hissettiren gelecek kaygısı, insanı hem kendisinin hem de eş-dostunun, çoluk-çocuğunun istikbaliyle alâkalı ümit ve endişeler arasında sürükler durur. İnsanları kandırmak için her türlü hileye başvuran şeytan ve hep kötülükleri dayatan nefis de bu duyguyu devamlı surette körükler; "Ne olacak senin halin.. ne yiyip ne içeceksin.. sonra kim bakar sana?!. Ya çocuklarının durumu, onların yurt yuva kurması, meslek sahibi olması... Aman boşta kalma, el açacak duruma düçar olma!.." gibi endişeleri tetikler. Hadis-i şerifin ifadesiyle, gece vakti sırf Allah rızası için tatlı uykusunu bölmek ve teheccüde kalkmak isteyen kimselerin yüzlerine üfürüp "Uyu, uyu!.." diyen ve onların gecelerini nurlandırmalarını asla çekemeyen şeytan, insanların âhirete müteveccih yaşamalarını da kaldıramaz ve onları şu muvakkat dünyanın değersiz kuruntularıyla oyalamaya çalışır: "Yarınını düşün, geleceğini karartma!" der durur.
Hafizanallah, şeytan her zaman birkaç yerde birden çeşit çeşit bubi tuzakları kurar, insanı biriyle olmazsa diğeriyle avlamayı dener; mesela, kendi geleceğini düşünmeyen kimseleri aile fertlerinin istikbaliyle kandırır. Fakat, bu gelecek düşüncesini hep dünya hayatıyla sınırlar, âhiret de bir istikbaldir ama onu akla getirtmemek için uğraşır. Bundan dolayıdır ki, bir mü'min sürekli istiâzede bulunmalı (şeytanın şerrinden Allah'a sığınmalı) ve bu istikamette her zaman "Rabbi euzü bike min hemezâti'ş-şeyâtîn ve euzü bike rabbi en yahdurûn - Ya Rabbî! Şeytanların vesveselerinden, dürtülerinden, fitlerinden ve onların hep yanımda bulunup beni yanlış şeylere sevketmelerinden Sana sığınırım!" (Mü'minun, 23/97-98) demelidir.
KIRIK TESTİ
Vuslat Mustusu

Bu his insana, âhireti düşünmesi, Cennet'e ve âhiret nimetlerine kavuşmak için gayret göstermesi, Cehennem'den korkması ve ölüm sonrasındaki azaplardan kurtulmaya çalışması için verilmiştir. Heyhat ki, insanların çoğu, nazarlarını daha yakın gördükleri zaman birimlerine dikmiş; yarın, önümüzdeki hafta, gelecek ay, ertesi sene, on yıl sonra... hesapları üzerine yoğunlaşmış ve bu hayatı ebedî kabul edercesine, istikbal endişesini bütün bütün dünya ile alâkalı işlere yönlendirmişlerdir. Bugün insanlar genellikle,
"Yarın ne yaparım?"
"Hangi üniversiteyi kazanırım?" "
Okul bitince hangi mesleğe atılırım?"
"Hangi müessesede iş bulurum?"
"On sene sonra bir ev alabilir miyim?"
"Emekliliği müteakiben nerede yaşarım?"
"Bu çocuk da evlenip gidince bana kim bakar, ne yer ne içerim?" türünden sorularla meşgul olmaktadırlar.
Hususiyle gençlik yıllarında kendini iyice hissettiren gelecek kaygısı, insanı hem kendisinin hem de eş-dostunun, çoluk-çocuğunun istikbaliyle alâkalı ümit ve endişeler arasında sürükler durur. İnsanları kandırmak için her türlü hileye başvuran şeytan ve hep kötülükleri dayatan nefis de bu duyguyu devamlı surette körükler; "Ne olacak senin halin.. ne yiyip ne içeceksin.. sonra kim bakar sana?!. Ya çocuklarının durumu, onların yurt yuva kurması, meslek sahibi olması... Aman boşta kalma, el açacak duruma düçar olma!.." gibi endişeleri tetikler. Hadis-i şerifin ifadesiyle, gece vakti sırf Allah rızası için tatlı uykusunu bölmek ve teheccüde kalkmak isteyen kimselerin yüzlerine üfürüp "Uyu, uyu!.." diyen ve onların gecelerini nurlandırmalarını asla çekemeyen şeytan, insanların âhirete müteveccih yaşamalarını da kaldıramaz ve onları şu muvakkat dünyanın değersiz kuruntularıyla oyalamaya çalışır: "Yarınını düşün, geleceğini karartma!" der durur.
Hafizanallah, şeytan her zaman birkaç yerde birden çeşit çeşit bubi tuzakları kurar, insanı biriyle olmazsa diğeriyle avlamayı dener; mesela, kendi geleceğini düşünmeyen kimseleri aile fertlerinin istikbaliyle kandırır. Fakat, bu gelecek düşüncesini hep dünya hayatıyla sınırlar, âhiret de bir istikbaldir ama onu akla getirtmemek için uğraşır. Bundan dolayıdır ki, bir mü'min sürekli istiâzede bulunmalı (şeytanın şerrinden Allah'a sığınmalı) ve bu istikamette her zaman "Rabbi euzü bike min hemezâti'ş-şeyâtîn ve euzü bike rabbi en yahdurûn - Ya Rabbî! Şeytanların vesveselerinden, dürtülerinden, fitlerinden ve onların hep yanımda bulunup beni yanlış şeylere sevketmelerinden Sana sığınırım!" (Mü'minun, 23/97-98) demelidir.
KIRIK TESTİ
Vuslat Mustusu