Gelecek Tasarımı
Gelecek yaşanmamış olan ama yaşanacak olan zaman.
Belirsiz ama var olacak olan.
Gelecek, umudun belirişi.
Gelecek idealin olacağı süreci.
Gelecek yaşanan an içinde oluşacak olan değer.
Gelecek yaşama bilincinde olanlar için olan anlam.
Biz Müslümanız. Hayatımızı gelecek üzere kurguluyoruz.
Gün içinde yaşananların geleceğe kalacağından kuşkumuz yok. Çünkü biz öte inancına sahibiz.
Çünkü biz, görünmeyen varlıklara ve en Yüce olana iman etmişiz ve bağlanmışız.
Biliyoruz ki kurgu, düzen, oluş, olacak olanlar onun iradesinde.
Biz biliyoruz ki an geleceği belirleyen zaman kesiti.
Moleküllerinden soyut olanı. Soyutluk Allâh inancı, onun yol göstericiliğidir.
Allâh katından bize gönderilenler bugünün materyalist akl-ı evellerin akıllarına sığmaz.
Onlar geleceklerini de sınırlamışlar. Yaşam bilinçlerini ân ve çıkar üzerine kurgulamışlar.
İbadet ve yaşama biçimimiz sadece bizi bağlamaz. Eylemlerimiz de öyle.
Attığımız her adımın hesabını vermek durumundayız. Atacağımız her adım da onunla bağlantılı.
Gelecek kurgusu olmayanlar kendilerini günün rüzgârına, havasına ve etkisine kaptırırlar.
Güç ne yandan görünüyorsa oraya yüzlerini çeviriyorlar.
Müslüman önce inanca yaslanır, sonra sabırla karşılar ve direnir. Çile bu hayatın an anlamlı karşılığı.
Her dönem yeni bir süreç. Her dönem yeni bir başlangıç gerektirir.
Zor zamanlardan geçerken, yeni zamana geçiş yapmada zorluklar yaşanır. Bu doğal.
Olması gereken sadece ân içinde olanlara tepki vermek değil, olabileceklere hazırlıklı olmayı da gerekli kılar.
Badirelerden geçilir, yeni birine daha uğranılmayacağı anlamına gelmez.
İnsan gündelik hayatında nasıl dikkatli ve titiz davranıyor ve yaşıyorsa geleceğe bakışı da öyle olmalı.
Günü geçiştirmek hayatın en kolay yanlarından biri. Pragmatik bir bakış çok şeyi çözer.
Hem teslim olunur, hem istenilen yol üzere olunur. O anki badire atlatılır. Bunun sonrası yok.
İslâm milleti zaten hayatının bütün kurgusunu gelecek üzere oluşturur.
Namaz kılarken, oruç tutarken, hac ibadetini yaparken.
Çünkü bunların hemen hepsinin gelecekte karşılıkları var.
Bu ibadetler insanı dikkatli ve duyarlı kılar.
İnsanların hayatlarına ve geleceklerine etki edecek olan darbeler yapılıyor.
Bunlar yapılırken insanlar hem denetim altına alınıyor hem de kendilerine uygun olmaları sağlanıyor.
Müslüman bilinci her hâl ve davranışıyla bunları bozacak özellikte.
Doğal olarak kuralları kendi inancına göre oluşturacak.
Tabiî ki kendi yaşama bilincini hayatına egemen kılacak.
Kendisi için istediğini başkası için de isteyecek.
Adâlet diyoruz, âdil olmak diyoruz.
Bunu hakkıyla uygulamak en önemli eylemi olmalı Müslümanın.
Kimsenin yapamadığın yapmalı. -alıntı-
Gelecek yaşanmamış olan ama yaşanacak olan zaman.
Belirsiz ama var olacak olan.
Gelecek, umudun belirişi.
Gelecek idealin olacağı süreci.
Gelecek yaşanan an içinde oluşacak olan değer.
Gelecek yaşama bilincinde olanlar için olan anlam.
Biz Müslümanız. Hayatımızı gelecek üzere kurguluyoruz.
Gün içinde yaşananların geleceğe kalacağından kuşkumuz yok. Çünkü biz öte inancına sahibiz.
Çünkü biz, görünmeyen varlıklara ve en Yüce olana iman etmişiz ve bağlanmışız.
Biliyoruz ki kurgu, düzen, oluş, olacak olanlar onun iradesinde.
Biz biliyoruz ki an geleceği belirleyen zaman kesiti.
Moleküllerinden soyut olanı. Soyutluk Allâh inancı, onun yol göstericiliğidir.
Allâh katından bize gönderilenler bugünün materyalist akl-ı evellerin akıllarına sığmaz.
Onlar geleceklerini de sınırlamışlar. Yaşam bilinçlerini ân ve çıkar üzerine kurgulamışlar.
İbadet ve yaşama biçimimiz sadece bizi bağlamaz. Eylemlerimiz de öyle.
Attığımız her adımın hesabını vermek durumundayız. Atacağımız her adım da onunla bağlantılı.
Gelecek kurgusu olmayanlar kendilerini günün rüzgârına, havasına ve etkisine kaptırırlar.
Güç ne yandan görünüyorsa oraya yüzlerini çeviriyorlar.
Müslüman önce inanca yaslanır, sonra sabırla karşılar ve direnir. Çile bu hayatın an anlamlı karşılığı.
Her dönem yeni bir süreç. Her dönem yeni bir başlangıç gerektirir.
Zor zamanlardan geçerken, yeni zamana geçiş yapmada zorluklar yaşanır. Bu doğal.
Olması gereken sadece ân içinde olanlara tepki vermek değil, olabileceklere hazırlıklı olmayı da gerekli kılar.
Badirelerden geçilir, yeni birine daha uğranılmayacağı anlamına gelmez.
İnsan gündelik hayatında nasıl dikkatli ve titiz davranıyor ve yaşıyorsa geleceğe bakışı da öyle olmalı.
Günü geçiştirmek hayatın en kolay yanlarından biri. Pragmatik bir bakış çok şeyi çözer.
Hem teslim olunur, hem istenilen yol üzere olunur. O anki badire atlatılır. Bunun sonrası yok.
İslâm milleti zaten hayatının bütün kurgusunu gelecek üzere oluşturur.
Namaz kılarken, oruç tutarken, hac ibadetini yaparken.
Çünkü bunların hemen hepsinin gelecekte karşılıkları var.
Bu ibadetler insanı dikkatli ve duyarlı kılar.
İnsanların hayatlarına ve geleceklerine etki edecek olan darbeler yapılıyor.
Bunlar yapılırken insanlar hem denetim altına alınıyor hem de kendilerine uygun olmaları sağlanıyor.
Müslüman bilinci her hâl ve davranışıyla bunları bozacak özellikte.
Doğal olarak kuralları kendi inancına göre oluşturacak.
Tabiî ki kendi yaşama bilincini hayatına egemen kılacak.
Kendisi için istediğini başkası için de isteyecek.
Adâlet diyoruz, âdil olmak diyoruz.
Bunu hakkıyla uygulamak en önemli eylemi olmalı Müslümanın.
Kimsenin yapamadığın yapmalı. -alıntı-