Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

HARP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Haz 2010
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Meşhur bir konuşmacı, seminerine 20 dolarlık bir banknotu göstererek başladı.


200 kişinin bulunduğu odaya,
"Bu parayı kim ister?" diye sordu.
Eller kalkmaya başladı ve konuşmacı bu parayı sizlerden birine vereceğim. Fakat öncelikle bazı şeyler yapacağım dedi. Parayı önce buruşturdu ve dinleyicilere;
"Hala bu parayı isteyen var mı?" diye sordu.
Eller yine havadaydı. Bu sefer, konusmacı peki bunu yaparsam dedi ve 20 doları yere attı onun üstüne bastı, ezdi, pisletti ve para şimdi pis ve buruşuktu. Fakat eller yine havadaydı ve o 20$ ı herkes istiyordu.


Ve konusmacı şöyle dedi:
"Arkadaşlarım burada çok önemli bir şey öğrendiniz.Burada paraya ne yaptıysam sizce hiç önemsenmedi.Yine de onu istediniz,ona sahip olmayı arzu ettiniz. Çünkü benim ona yaptığım şeyler onun değerini düşürmedi, o hala daha 20 dolar. Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle hırpalanır, canımız acır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötu hissederiz, fakat ne olduğu ya da ne olacağı önemli değil. Hiçbir zaman değerimizi kaybetmeyiz, temiz ya da pis, hırpalanmış ya da kırılmış, bunların hiçbiri önemli değildir.


Sizi sevenler sizin ne kadar değerli olduğunuzu her zaman bileceklerdir, hayatımızın değeri ne yaptığımız, veya kimi tanıdığımızla değil; kim olduğumuzla alakalıdır. Allahın siz mükemmel birer kulusunuz, bunu asla unutmayınız. Her zaman elinizde olanları düşünün, elinizde olmayanları değil... "
 

HARP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Haz 2010
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
4 Haziran 2010 Basın Özeti

Hafta boyunca olduğu gibi bugün de, İsrail'in Gazze'ye yardım filosuna saldırısı İngiltere basınında geniş yer buluyor.

Haftalık Economist dergisi dört ayrı yazıyı bu konuya ayrılmış.

Başyazıda İsrail eleştiriliyor ve hükümetin maço kelimesiyle tanımlanan tavrının ülkeyi güçsüzleştirdiği belirtiliyor.

Şöyle diyor Economist:

"Bu trajediyle birlikte İsrail'i önemseyen herkes bazı soruları sormaya başlamalı: Gazze'ye yönelik abluka, Yahudi devletinin giderek artan yalnızlığı ve barışa uzanan yol ile ilgili sorular. Filistinlileri hapsetmeyi amaçlayan politika, gardiyanını kuşatır hale geldi."

"Gazze'ye yönelik gaddar abluka başarısızlığa uğradı. Gazzeliler büyük acılar çektiler, ancak boyun eğmediler. Hamas'ı boğmak ve devirmek mümkün olmadı. Esir alınan İsrail askeri Gilad Şalit'in serbest bırakılması sağlanamadı. Mısır'dan tüneller yardımıyla silah ve roket sokulmaya devam ediyor."

"Ayrıca abluka İsrail'e yönelik nefreti, sadece Arap ve Müslüman dünyasında değil Avrupa'da da besledi. İsrail'in Gazze'yi izole etmeye çalışırken, restoranları bombalayan Hamas gibi bir örgütten daha kötü duruma düşmesi ürkütücü."
İsrail-ABD ilişkileri

Economist Amerikan yönetiminde de İsrail'e bakışın değişmekte olduğunun altını çiziyor. "Destek sürüyor, ancak artık şartsız değil" diyen dergi, özellikle Demokrat Parti içinde bu konuda ayrışma yaşandığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

"Kasım'da ara seçimler yapılacak ve Demokratların yenilgiye uğraması bekleniyor. Dolayısıyla Obama böyle bir dönemde İsrail ile münakaşaya girmek istemeyecektir."

"Bununla birlikte iç siyasetin etkisini abartmamak gerek. Obama yardım filosu gerginliğinden önce de, İsrail'in artık Amerika'nın desteğini cepte sayamayacağını söylüyordu. Ülkesinin Filistin sorununa iki devletli bir çözüm bulması gerektiğine ve bulabileceğine inanıyor."

"Aslında Netanyau da amacının bu olduğunu söylüyor. Ancak samimi olduğu konusunda ciddi şüpheler var. Yani bu iki lider iş başında olduğu ve fikirlerini değiştirmedikleri sürece birbirlerinden daha da uzaklaşacaklardır."
Laftan icraata

Economist bu başlıkla olayın Türkiye boyutuyla ilgili gözlemlerini aktarıyor. "Türkiye Başbakanı İsrail'i paylamayı sever ama bu sefer işler bunun da ötesine geçti" deniyor. Yazıda dikkat çeken satırlar şöyle:

"Türkiye'nin ılımlı İslamcı başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın işi zor. İsrail saldırısına kadar, seçmenlerinin İsrail politikalarına yönelik öfkesini bu saldırılar karşısında düştüğü dehşeti ifade ederek yatıştırabiliyordu."

"Öte yandan muhalifleri ise bu filoyu durdurması gerektiğini savunuyor. Bunu yapmış olsaydı, Türkiye'nin bir zamanlar çok gurur duyduğu, İsrail'in tek Müslüman müttefiki olmasını sağlayan ilişkinin çökmesini engelleyebileceğini düşünüyorlar."
Filistin bayrağına sarılı tabutlar

Günlük gazetelerdeki haberlerde ise İsrail saldırısında hayatını kaybeden 9 kişiden 8'i için dün İstanbul Fatih Camii'nde düzenlenen cenaze töreni öne çıkıyor. Gazeteler Türk ve Filistin bayraklarına sarılmış tabutların fotoğraflarına ve atılan sloganlara yer veriyor.

Örneğin Guardian cami avlusunda toplananların "İsrail Azrail", "Hepimiz Hamas'ın savaşçılarıyız" sloganları attığını aktarıyor. Haberde Tel Aviv'deki Türk büyükelçiliği önünde toplanan İsraillilerin ise Erdoğan'ı terörist ilan eden sloganlar attığı hatırlatılıyor.

Gazete yardım filosunun önderliğini üstlenen Mavi Marmara'da bulunan iki kadının anlatımlarına da yer veriyor. Bunlardan biri İsrail parlamentosunun Arap asıllı üyelerinden olan ve şu sıralarda ülkesinde ölüm tehditlerine maruz kalan Haneen Zuabi. Diğeri ise Filistin ile Dayanışma Kampanyası adlı örgütün yöneticilerinden, İngiliz vatandaşı Sarah Colborne.

İkisi de, bütün ricalarına rağmen İsrail askerlerinin gemideki yaralılara yardım etmeyi reddettiğini aktarıyor. Üstelik taleplerini İbranice olarak da dile getirmişler. Tanıklara göre yardım edilmeyen bu yaralılardan bazıları daha sonra hayatını kaybetmiş.
Soruşturma bilmecesi

Financial Times ise Pazartesi sabahı yaşananların nasıl soruşturulacağı ile ilgili diplomatik tartışmaya odaklanmış. İsrail hükümetinin uluslararası bir soruşturmaya karşı çıktığını hatırlatan gazete, ancak İsrail içinde yapılabilecek bağımsız bir soruşturma konusunda bile hükümette tartışma yaşandığını belirtmiş.

Habere göre aşırı sağcı Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman "korkacak bir şeyimiz yok" diyerek buna yeşil ışık yakarken, İşçi Partili Savunma Bakanı Ehud Barak'ın buna karşı çıkması bekleniyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nin uluslararası bir soruşturmadansa İsrail'in yürüteceği bir soruşturmayı tercih ettiğini de hatırlatan Financial Times, ancak Tel Aviv'in herhangi bir soruşturmaya karşı çıkan tavrı karşısında geri adım atabileceğini belirtiyor.
Blair: Abluka kalksın

Independent'ta ise Orta Doğu Dörtlüsü'nün özel temsilcisi Tony Blair ile yapılan özel mülakat öne çıkıyor.

Dün İsrail Başbakanı ve Savunma Bakanı ile görüşen Blair'in, İsrail'in bu konuda acilen, tarafsız, güvenilir ve şeffaf bir soruşturma açılmasını talep ettiği belirtiliyor.

Blair mülakatta da İsrail'i Gazze ablukasına son vermeye çağırıyor.
 

HARP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Haz 2010
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Türkiye İle İsrail Arasında Hukuk Savaşı Başlıyor

Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift:
Gazze’ye yardım gemisine yapılan operasyonda ölen 8 Türk toprağa verildi. Uluslararası soruşturma isteyen Ankara, savcılar eşliğinde yaralıların ifadelerini almaya başladı. İsrail ise uluslararası soruşturmaya direniyor.


İsrail'in gözaltına aldığı Gazze gönüllülerini ve yaralıları vakit geçirmeden Türkiye'ye göndermesi, Ankara ile Tel Aviv arasındaki gerilimi dindirmedi.

Bildunterschrift: Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift:

İsrail'i “insanlığa karşı suç” işlemekle suçlayan Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bunu unutmayacaklarını ve konunun takipçisi olacaklarını belirtti. Gül, “Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağı ortadadır” dedi.

Uçaklarla Ankara'ya gönderilen 19 yaralının tedavisi sürerken, Türk Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilen savcılar, durumları iyi olan yaralıların ifadelerini almaya başladı. Savcıların ifadeler ışığında soruşturma açması durumunda, bu İsrailli yetkililere yönelik ceza ve tazminat davaları açılmasının zeminini hazırlayacak.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise uluslararası soruşturmanın yanı sıra Türkiye'de de adli bir süreç başlatılabileceğini söyledi. Davutoğlu, "Öncelikle bu ifadelerin alınması ve bunların delillendirilmesi lazım. Zaten soruşturma komisyonunu da bunun için talep ediyoruz. Bunlar delillendirilecek ve takip edilecek. Bunda İsrail gönüllü olmayabilir, ama uluslararası toplum nezdinde biz, bu takibi sonuna kadar yapacağız'' diye konuştu.

Türk hükümeti, Gazze'ye yardım filosunun uluslararası sularda seyrettiği sırada düzenlenen askeri operasyonun, uluslararası hukukun ihlali olduğunu savunuyor. Pazartesi günü "Mavi Marmara" gemisine düzenlenen operasyonda 9 Türk hayatını yitirmişti.

BM İnsan Hakları Konseyi dün Cenevre'de gerçekleştirdiği toplantıda İsrail'in operasyonu hakkında bağımsız uluslararası soruşturma komisyonu kurma kararı almıştı. Bildunterschrift:

İsrail Uluslararası Soruşturmaya Karşı

Uluslararası bir soruşturmaya karşı çıkan İsrail hükümeti ise Türkiye'ye yönelik eleştirilerini sürdürdü. İsrail'in şahin görüşleri ile bilinen Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, İsrail'in gemiye yapılan baskınla ilgili bir “iç soruşturma” başlatabileceğini belirterek “Saklayacak bir şeyimiz yok” dedi.

İsrail'de başarılı soruşturma yapabilecek mükemmel savcılar olduğunu, eğer onlar gerekli görürse uluslararası bir üyenin de bu komiteye katılabileceğini söyleyen Liberman, uluslararası bir soruşturma talebine kesinlikle karşı çıktı. İsrailli Bakan “Bizim bir gardiyana ihtiyacımız yok” dedi.

Avigdor Lieberman Bildunterschrift: Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift: Avigdor Lieberman İsrail radyosuna bir demeç veren Bakan Libermann, Türkiye ile İsrail arasında ilişkilerin kopma noktasına gelmesi konusunda da Türk hükümetini eleştirdi ve bunun kendilerinin hatası olmadığını söyledi. Liberman, “Değişiklikler bizim ilişkilerimizden değil, Türk toplumunun içinde yaşanan değişikliklerden kaynaklanıyor” dedi.

ABD Önceden Uyarmış

Öte yandan, ABD yönetiminin, Gazze yardım gemisine müdahale konusunda önceden uyarıda bulunduğu ortaya çıktı.

Washington Post'un haberine göre, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü P.J. Crowley, “Gazze'ye yardım filosu konusunda İsrail'le birçok kez farklı kanallar aracılığıyla iletişim kurduk. Gemide bulunan Amerikan vatandaşları ve diğer siviller nedeniyle ölçülü ve dikkatli olunması gerektiğini vurguladık” dedi.

DW/Ajanslar/AFP/Reuters, AŞ/HK
 

HARP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Haz 2010
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Îmânın temeli ve en mühim alameti, hubb-i fillah ve buğd-i fillahdır. Yani, Allahü tealanın sevdiklerini yalnız Allahü tealanın rızası için sevmek ve Allahü tealanın sevmediklerini de yalnız Allahü tealanın rızası için sevmemekdir. Çünki Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed(ASM) bir Hadis-i şerifinde, "dünyada birbirini sevenler, ahirette de beraber olacaktır." buyuruyor. Allahü tealanın sevgili kullarını sevenler, son nefeste imanla ölürler. Ve mahşer yerinde de sevdiklerinin yanında haşr olup, ahiret hayatında da beraber bulunurlar. Bunun için de, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini iyi öğrenmemiz lazımdır... Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz çok önemlidir. Yani kendimiz çok kötü bir insan olsak bile, ebrarın,iyilerin topluluğuna katılmalıyız. Bize gelecek beladan, onların içinde olunca kurtuluruz. Onlarla bir yere gidince, onlarla birlikte bizi de oraya kabul ederler. Hatta ahirette Cennete ebrar,iyiler giderken, biz de aralarındaysak, bizi de o kafiledenayırmazlar inşallah. Eshab-ı kehfin köpeği, salihlerin, iyilerin peşinden gittiği, onları sevip bırakmadığı için, Allahü teâlâ onu, bir hayvan olduğu halde, salihlerle birlikte Cennete koyacağını bildirdi. Demek ki, iyilerle beraber olan hayvan da olsa kurtulur. İki hadis-i şerif meali:
"Allah bir cemaate rahmet ederse, içlerindeki kötü birini affetmemekten hayâ eder." [Ebu-ş-şeyh]
"Kişi sevdikleriyle haşrolur. Kâfirleri seven onlarla beraberdir, yaptığı iyi amellerin hiç faydası olmaz." [Taberani]

Resulullah, bu ümmetin çeşitli gruplara ayrılacağını, ancak kendisinin ve mübarek Ashabının yolunda olanların kurtulacağını bildirdi. Bu fırkaya Ehl-i Sünnet Vel-Cemaat fırkası denir. Bu fırkada olmayanların Cehenneme gideceği yine hadis-i şerifle bildirildi. Bir hadis-i şerif meali:
"Ümmetimin âlimleri asla dalalet üzere,sapıklıkta birleşmez. O halde, sevad-ı azam üzere [salih âlimlerin yolunda] olun; çünkü Allah’ın rahmeti cemaatle beraberdir. Bunlardan ayrılan Cehenneme gider." [Hâkim, İbni Cerir, Hakîm-i Tirmizi]

Birlik ve beraberlik içinde olmanın önemini bildiren üç hadis-i şerif meali de şöyledir:

"Şeytan insanın kurdudur. Sürüden ayrılan koyunu kurt kaptığı gibi, şeytan da cemaatten ayrılanı kapar. Sakın cemaatten ayrılmayın!" [Tirmizi]
"Cemaatten bir karış ayrılan, İslam halkasını boynundan çıkarmış olur." [Ebu Davud]
"Cemaatten [Ehl-i Sünnet vel-cemaat fırkasından] ayrılan yüzüstü Cehenneme düşer." [Taberani]
Ahiretde bize, sen kimsin denmez, dünyada iken kiminle beraber idin denir. Ahiretde nerede ve kiminle olmak istiyorsak, dünyadaki dost,arkadaşlarımızı buna göre seçerek onlarla birlikte bulunmamız lazımdır. İmanın korunması, ancak imanını koruyanlarla beraber olmakla mümkündür. İyi insanlar ile beraber olmak, kurtulmaya alamettir.

Bu imanın korunması ancak imanını koruyanlarla beraber olmakla mümkündür. Kötü ahlakta bulaşıcıdır, iyi ahlakta bulaşıcıdır. Onun için iyi insanlar ile beraber olmak, kurtulmaya alamettir. Ahir zamandaki insanların en büyük sıkıntısı imanını korumaktır.
 

HARP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Haz 2010
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
İstanbul'un fethinden sonra, Fâtih Sultan Mehmed Hân, hocası Akşemseddîn hazretlerini ziyârete gitmişti. Sohbet esnasında şöyle bir istekte bulundu:

-Muhterem hocam! Elhamdülillah büyük yardımlarınızla İstanbul'u fethettik. Artık beni talebeliğe,dervişliğe kabul buyurmanızı istirham ediyorum.

Akşemseddîn hazretleri buyurdu ki:

-Sultanım, sen bizim tattığımız lezzeti tadacak olursan, saltanatı bırakırsın. Devlet işlerini tam yapamazsın. Din-i İslâmı yayma işi yarım kalır. Müslümanların rahat ve huzur içinde yaşayabilmeleri için, devletin ayakta kalması şarttır. Talebelikle padişahlığın bir arada yürütülmesi çok güçtür. Seni talebeliğe kabul edersem, toplum düzeni bozulabilir, halkımız perişan olabilir. Bunun vebâli ise çok büyüktür. Allah ü Tteâlânın gazabına maruz kalabiliriz.

Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed Hân, hocasına 2(iki) bin altın hediye etmek istemiş ise de,Akşemseddîn hazretleri bunu da kabul etmedi.
 

HARP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Haz 2010
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
G.Bush Stamp Problem Joke of Century G.Bush Stamp Problem Joke of Century
Dünya Üzerinde Kaç Ülke Bulunuyor?

Dünyada kaç ülke olduğu bilinmiyor
Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift: Dünyada kaç ülke olduğu bilinmiyor
Dünya üzerinde kaç ülke bulunduğu sorusunu cevaplamakta zorlandıysanız üzülmeyin, çünkü bu konuda kesin bir rakam yok. BM yetkilileri de sadece BM'ye üye ülke sayısını söyleyebiliyor. Peki ama neden?


Dünyadaki ülkelerin gerçek sayısını hangisi veriyor? Şanghay’daki Expo Fuarı'nın katılımcı sayısı olan 189 mu, yoksa Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği FIFA’ya kayıtlı üyelerin sayısı olan 208 mi? Dünyada kaç ülke bulunuyor? Bu soruya kesin bir cevap bulmak oldukça zor. İnsanlar bu konuda en kesin bilgiyi şüphesiz BM'den bekliyor.

Ancak BM Bilgi Hizmetleri Direktörü Corinne Momal-Vanian, şaşırtıcı bir cevap veriyor ve “Bu sorunun doğru cevabı, hiçbir doğru cevap olmadığıdır. Size BM’nin kaç üyesi olduğunu söyleyebilirim. Yani 192 ülke. Ancak dünyada kaç ülke bulunduğunu söyleyemem, çünkü bir ülkeyi tam olarak ifade eden genel bir tanımlama mevcut değil. Neyin bir ülke olduğu neyin olmadığına karar vermek BM'nin yetki alanında bulunmuyor. BM sadece kimleri örgüte üye olarak kabul edeceğine karar verebilir" diyor.

Uzmanlardan da net bir cevap almak mümkün değil. Uluslararası hukuk profesörü Marcelo Kohen de kesin rakam veremiyor. Kohen, "Benim bu soruya cevabım, yaklaşık 200 egemen devletin var olduğudur. BM’nin 192 üyesinin bulunduğu ve bu üyelerin çoğunun egemen devletler olduğu gerçeğini temel alırsanız, o zaman güvenilir bir çıkış noktasına sahip olduğumuzu söyleyebilirim" açıklamasını yapıyor.

"Her uluslararası hukuk öğrencisi, bir ülkenin devlet sayılabilmesi için gerekli 4(dört) kriteri sıralayan Montevideo Konvansiyonu’nu bilir. Bu 4(dört) kriter; toprak, halk, hükümet ve diğer devletlerle ilişkide bulunabilme yeteneğidir. Konvansiyon, bu kriterlerin hangi ülkeler için geçerli olduğunu ise söylemiyor. Konvansiyon metnini temel alarak listeler hazırlayan ve Konvansiyon'u yorumlayanlar var. Rakamlar da buradan çıkıyor" bilgisini veriyor.

Tartışmalı bölgeler

Öte yandan dünyada politik açıdan tartışmalı pek çok bölge mevcut. Tayvan, Kosova, Filistin, Batı Sahra, Kuzey Irak, Kuzey Kıbrıs gibi… Bazıları özerklik, bazıları bağımsızlık ilanı yoluyla adını duyurmaya çalışmış olsa da çözülmemiş siyasi çatışmalar nedeniyle uluslararası alanda tanınmıyorlar.

Şu ana kadar, yeni kazandığı bağımsızlığını BM üyeliğiyle taçlandıran son ülke 2006 yılında Karadağ oldu. BM üyesi olmayı başaramayanlar ise hâlâ bir milli futbol takımı kurma imkanına sahip. Örneğin FIFA’nın üye sayısına göre dünyada 208 ülke bulunuyor. Ayrıca olimpiyat takımları da uluslararası ün açısından iyi bir fırsat. Olimpiyat Oyunları, 205 ulusal komiteyi bir araya getiriyor.

© Deutsche Welle
 

HARP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Haz 2010
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Hiç Olmazsa Bir "tık" layın!

CNN internet sayfasında bir oylama var. "İsraillin masum dünya halkına yaptığı saldırıya verilecek olan tepki ile ilgili" oylamaya katılmak isterseniz, linki ekte gönderiyorum. (Oylama seçeneği ana sayfanın en alt kısmında.)

Should Israel face censure over an attack on a Gaza aid convoy?

İsrail Gazze'ye yardım konvoyuna saldırısından dolayı sert şekilde eleştirilmeli/kınanmalı mı?

http://www.cnn.com/WORLD/

02/6/2010 14:41 itibaryla son durum en aşağıdaki gibidir.

Lütfen Quick vote kısmındaki seçeneklerden “Yes” i tuşlar mısınız?





Quick vote
Should Israel face censure over an attack on a Gaza aid convoy?


Yes(evet) 53% 13369
No(hayır) 47% 11888
 

HARP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Haz 2010
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
2 Haziran 2010 Basın Özeti

İsrail'in Gazze'ye insani yardım götüren gemilere yönelik, 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırısı İngiltere basınında bugün de geniş yer buluyor.

İsrailli yetkililerin, komandoların direnişle karşılaştıkları ve kendilerini korumak için ateş açtıkları savı dünkü yorumlarda pek kabul görmemişti. Bu durum bugün de devam ediyor, üstelik gemidekilerin anlatımlarıyla destekleniyor.

Örneğin Guardian "İsrail üzerinde, ölümleri kapsamlı bir şekilde soruşturması baskısı artıyor" manşetiyle çıkmış. Gemideki sivillerin, İsrail askerlerinin öldürme kastıyla ateş ettiğini aktardığını yazıyor gazete. Başyazıda ise İsrail'e yönelik tepkiler aktarılmış ve "Birşeyler değişecek mi?" diye sorulmuş. Yanıtı ise şöyle veriyor Guardian:

"Dün gelen bazı işaretler bu konuda ümit vadetmiyordu. Örneğin Mısır'ın Gazze ile sınırını geçici olarak insani yardımlara açması jestten ibaret."

"Gazze'nin ihtiyacı olan, gemilerdeki çimento, çelik ve inşaat malzemeleriydi. Bunlar İsrail'in geçen yılki cezalandırıcı saldırısının yol açtığı hasarı onarmak için kullanılacaktı. Ancak dün bir Mısır güvenlik yetkilisinin de söylediği gibi, bu malzemeler yine geçemeyecek sınırdan. Dolayısıyla bu konuda değişen birşey olmayacak."

"Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumunda da kayda değer bir ilerleme olmadı."

"Vatandaşları İsrail komandoları tarafından öldürülen Türkiye, İsrail'i uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle kınayan bir açıklama yapılmasını, Birleşmiş Milletler'in konuyu soruşturmasını ve sorumluların cezalandırılmasını talep etti."

"Peki Orta Doğu'da yeni bir yaklaşım sözü veren adamın yönetimi ne yaptı? Eski yaklaşıma geri döndü. Amerika Birleşik Devletleri Türkiye'nin haklı taleplerini sulandırdı."

"Obama bir daha İslam dünyasına seslendiğinde, sözlerine kimse kulak asmayacak. Bunun sorumlusu da başında bulunduğu yönetimden başkası değil."

Financial Times'ın Orta Doğu editörü Roula Khalaf, İsrail'in, bütün propaganda çabalarına rağmen, bu olayın ardından gözlerin Gazze'ye yönelik ablukaya odaklanmasını engelleyemeyeceğini belirtiyor. Yazara göre bu olay en büyük zararı, ülkenin Arap dünyasıyla ilişkilerine verdi. Dikkat çeken satırlar şöyle:

"İsrail, düşmanlarına kendisine karşı kullanabilecekleri yeni bir malzeme verdi. Örneğin Hamas hemen, Müslümanları İsrail'e karşı ayaklanmaya çağırdı."

"İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da, saldırının İsrail'i yok olmaya biraz daha yaklaştırdığını savundu. Ahmedinejad şunu da gayet iyi biliyor: Bu saldırının ardından Amerika Birleşik Devletleri'nin, bırakın Müslüman dünyasını, BM Güvenlik Konseyi üyelerini bile, İran'dan hesap sormaya ikna etmesi zorlaşacak."

Financial Times'ın dikkat çektiği bu noktayı Independent da vurguluyor ve İsrail'in yardım gemilerine saldırısının Amerikan yönetimine faturasını şu satırlarla çıkarıyor:

"Bu olay Obama yönetiminin dikkatini dağıtarak, onu birinci önceliği olan İran'a yönelik yaptırımlardan uzaklaştıracaktır. İsrail ile Filistin arasında ABD arabuluculuğunda başlatılmaya çalışılan dolaylı görüşmeleri daha da zorlaştıracaktır. Ayrıca bu olay muhtemelen Hamas'ı da güçlendirmiş, Filistin lideri Mahmud Abbas'ı zayıflatmış durumda."

"Dolayısıyla ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral David Petraeus'un şu savı da güçlenmiş oldu: İsrail-Filistin sorununu çözememesi, Amerika'nın Orta Doğu'daki güvenlik çıkarlarına zarar veriyor."

Ancak Daily Telegraph, İsrail-Filistin barış sürecinin devamı adına bir umut doğduğunu haber veriyor. Filistin lideri Mahmud Abbas'ın müzakerelerden çekilme çağrılarını reddederek sürecin çökeceği endişelerini haksız çıkardığını duyuruyor gazete.

İsrail'in yardım gemilerine saldırısının ardından, rakibi Hamas'ın Mahmud Abbas'a barış sürecinden çekilmesi çağrısı yaptığı hatırlatılıyor. Abbas'ın bu tavrının Amerikan Başkanı'na rahat bir nefes aldıracağının da altı çizilmiş.

Ancak Daily Telegraph Abbas'ın bu olayla alevlenen Filistin halkının duygularını da dikkate alması gerektiğini belirtiyor. Filistin liderinin dün bu amaçla, Gazze'deki ablukanın sona ermesini talep ettiği ve Avrupa Birliği'ni İsrail ile ilişkilerini dondurmaya çağırdığı kaydedilmiş.

Independent'ın deneyimli Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn İsrail ile ilgili bazı gözlemlerini aktarmış bugün.

Son yıllarda İsrail halkının askeri ve siyasi liderlerini sorgulama alışkanlığını kaybettiğini, bu nedenle de, ülkenin bütün askeri gücüne rağmen, 1973'teki savaştan beri bütün askeri eylemlerinin neden başarısızlıkla sonuçlandığını anlayamadıklarını belirtiyor Cockburn.

Bunun sorumlusunun büyük ölçüde propaganda olduğunu savunan yazar şöyle devam ediyor:

"İsrail'in propagandasına kimse İsrailliler kadar inanmıyor. Bu propaganda kampanyaları İsrail'in en zayıf noktası. Çünkü İsrail'in gerçekliği algılamasını engelliyorlar."

"Yenilgi ve başarısızlıklar, zafer ve başarı olarak gösteriliyor. Hata yapıldığını kabul etmeme ısrarı da, generallerin ya da siyasetçilerin işine son verilmesini zorlaştırıyor. Başarısızlık ve yetersizlikleri ne kadar açık olsa da."
 

HARP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Haz 2010
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
MELATONİN HORMONU


TV karşısında uyuklayan, gece TV açık uyuyan gece geç saatlere kadar uyumayıp bilgisayar başında melatonin azaltanlara, gece kitap okurken uyuyup ışığı yanık kalanların dikkatine...

MELATONİN HORMONU'nun önemini bilseniz iyi olur.

Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur.


Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak. Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormon.
Hormon diğer antioksidan tesirlerini de güçlendiriyor, kanserli hücrelere karşı koruma sağlıyor, üreme sistemiyle bağlantısından tutun da yorgunluk, isteksizliğe de sebep olabiliyor.
Şu anda bu hormon yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da üzerinde önemle durulan bir hormon. İşin can alıcı noktalarından birisi hormonun çocuklar üzerindeki tesiridir.
Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayılarının artmasından ötürü yapılan araştırmalar sonucunda ailelerden istenen bir husus da çocukların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları.
Çünkü melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğu biliniyor.
Ancak, bu hormon ışığa karşı duyarlı.
Deneylerde uyuyan kişide melatonin hormonu salgısı izlenirken ışığın açıldığında bu hormonun azaldığı, karanlıkta yoğun olarak salgılandığı tespit edilmiş.Bu bilimsel bir gerçek.
'Lütfen karanlıkta yatın ve çocuklarınız uyurken ışığı kapatın...'
Unutmayın körlerde kansere yakalanma oranı yoka yakındır.


HÜRRİYET,ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIĞIN BEDELİ ÇOK AĞIRDIR.
AKIL,BİLİM VE UYGARLIK YOLUNDAN SAPMA GAFLETİNE DÜŞEN TOPLUMLAR, BU BEDELİ YOK OLUŞLARI İLE ÖDERLER...
 

Berrak_Su

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
28 Mar 2010
Mesajlar
3,714
Aldığı Beğeniler
44
Takım
Galatasaray
Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle hırpalanır, canımız acır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötu hissederiz, fakat ne olduğu ya da ne olacağı önemli değil. Hiçbir zaman değerimizi kaybetmeyiz, temiz ya da pis, hırpalanmış ya da kırılmış, bunların hiçbiri önemli değildir.


Sizi sevenler sizin ne kadar değerli olduğunuzu her zaman bileceklerdir, hayatımızın değeri ne yaptığımız, veya kimi tanıdığımızla değil; kim olduğumuzla alakalıdır. Allahın siz mükemmel birer kulusunuz, bunu asla unutmayınız. Her zaman elinizde olanları düşünün, elinizde olmayanları değil... "
teşekkürler..
 
Üst Alt