Ebüssuud, zengindi, iyi giyinmesinide severdi. Bir gün yanında dostlarından birisi geldi. Ebüssuud'un başındaki tülbent vardı, güzelmi güzel, pahalımı pahalı. Gelen dost kendi kendine:
- Şu tülbente bak hele, dedi. Ne isref. Onu satsan iki yüz yoksulun karnını doyurursun.
Ebüsuud, yüce kişi, adamın içinden geçenleri o saat okudu. Tülbenti çıkardı:
- Al şunu, dedi. Götür pazarda sat. Parasıyla yoksul doyur.
Adam tülbenti aldı, götürdü bir tülbentçiye sattı. Parasıyla yoksulları doyurdu. Sonra teşekkür etmek için yine Ebüsuud'un yanına vardı. Kapıdan girdi ve şaşırdı: Demin pazarda sattığı tülbent, aynen Ebüsuud'un başında duruyor. Adam:
- Ey yüce kişi, demekten kendini alamadı. Bu ne iştir? İki saat önce ben o tülbenti satmıştım. Şimdi yine sende duruyor.
Ebüsuud güldü:
- Bu işin sırrını mı öğrenmek istersin? dedi. Var git filan kişiye sor.
Dostu, hemen ordan o adama gitti. O da şöyle açıkladı:
- Ben bir deniz yolculuğuna çıkmıştım. Dönerken gemimiz bir fırtınaya tutuldu. Ne fırtına. İşte böyle can derdinde iken: < Allah'ım, diye adakta bulundum, eğer sağ çıkarsam karaya, Ebüsuud Hazretleri'ne bir tülbent alıp hediye edeceğim.> Allah'ın yardımıyla kurtulduk. Buraya geldikten sonra günlerdir Ebüssuud'a yaraşır bir tülbent arıyordum. Nihayet bugün bir tülbentçide buldum. Tülbentçi de o tülbeni az önce birisinden satın almış.
- Şu tülbente bak hele, dedi. Ne isref. Onu satsan iki yüz yoksulun karnını doyurursun.
Ebüsuud, yüce kişi, adamın içinden geçenleri o saat okudu. Tülbenti çıkardı:
- Al şunu, dedi. Götür pazarda sat. Parasıyla yoksul doyur.
Adam tülbenti aldı, götürdü bir tülbentçiye sattı. Parasıyla yoksulları doyurdu. Sonra teşekkür etmek için yine Ebüsuud'un yanına vardı. Kapıdan girdi ve şaşırdı: Demin pazarda sattığı tülbent, aynen Ebüsuud'un başında duruyor. Adam:
- Ey yüce kişi, demekten kendini alamadı. Bu ne iştir? İki saat önce ben o tülbenti satmıştım. Şimdi yine sende duruyor.
Ebüsuud güldü:
- Bu işin sırrını mı öğrenmek istersin? dedi. Var git filan kişiye sor.
Dostu, hemen ordan o adama gitti. O da şöyle açıkladı:
- Ben bir deniz yolculuğuna çıkmıştım. Dönerken gemimiz bir fırtınaya tutuldu. Ne fırtına. İşte böyle can derdinde iken: < Allah'ım, diye adakta bulundum, eğer sağ çıkarsam karaya, Ebüsuud Hazretleri'ne bir tülbent alıp hediye edeceğim.> Allah'ın yardımıyla kurtulduk. Buraya geldikten sonra günlerdir Ebüssuud'a yaraşır bir tülbent arıyordum. Nihayet bugün bir tülbentçide buldum. Tülbentçi de o tülbeni az önce birisinden satın almış.