- Üyelik Tarihi
- 21 Ocak 2011
- Mesajlar
- 752
- Aldığı Beğeniler
- 15
Gezgin dervişlerden biri bir konağa misafir oldu. Sahibi, cömert ve geniş gönüllü bir kişiydi. O gün orada ediplerden ve seçkinlerden oluşan bir heyet de davetli bulunuyordu. Meclis çok neşeliydi, herkes bir takım latif fıkralar ve nüktelerle meclisin neşesini artırıyordu. Zavallı derviş ise o gün çok yürümüş, çok yorulmuş ve çok acıkmış olduğundan bir köşeye büzülmüş, sabırsızlıkla yemek zamanını bekliyordu.
Davetlilerden biri, “Erenler! Siz hiç konuşmuyorsunuz! Siz de bir iki fıkra ile sohbete katılsanız olmaz mı?” dedi. Derviş, “Ben başkaları gibi üstün yeteneklere ve güzel konuşma kabiliyetine sahip değilim, tahsil görmemiş bir fakirim. Yalnız emrinizin yerde kalmaması için müsaade ederseniz bir beyit de ben okuyayım” dedi. Hep bir ağızdan, “Rica ediyoruz, bekliyoruz” dediler. Derviş, şu anlamdaki beyti okudu:
Kadınlar hamamının kapısında aç bekleyen bekâr gibi, sofra başında aç bekliyorum, insaf edin!
Gülüştüler ve çok beğendiler. Hemen dervişe göre küçük bir sofra hazırlandı. Davet sahibi, “Biraz sabretseydiniz, aşçılar köfte kızartıyorlardı” deyince, derviş başını kaldırarak şu beyti okudu:
Benim soframda köfteye ihtiyaç yoktur, bir yavan ekmek yorgun adamın köftesidir.(4)
(4) Gülistan- Şeyh Sadi-i Şirazi (rh.a)