- Üyelik Tarihi
- 28 Mar 2010
- Mesajlar
- 3,714
- Aldığı Beğeniler
- 44
- Takım
- Galatasaray
İnsanlar kendilerinin de bir gün ölüvereceklerinidüşünmüyor gibi. Okunan salâlar
“Senden gel-dik yine Sana döneceğiz” teslimiyeti ile dinlene-miyor. Hayat o kadar
gürültülü ki... Önümüz-den geçen tabutlar yüreğimizi titretmiyor. Acı-ları ile baş
başa olan insanlar yalnızlaşıyor.Yıllar önce… Etrafımdaolup biten her olayı sor-
guladığım ve dikkatle gözlemle-diğim çocukluk yıllarımda Al-manya’nın Frankfurt
şehrindey-dim. Bir kış gününde camdaoluşan buhara yazılar yazıyor,şekiller
yapıyordum. Birden da-ha önce hiç görmediğim türdensiyah bir araç kapımızın
önünepark etti. Araçtan siyah giyimliiki görevli indiler, aracın arkası-na geçtiler.
Benim hayretle ba-kışım annemin dikkatini çekmişolmalı ki; “cenaze arabası,
birisiölmüş deyiverdi”. Evet, doğruy-du, birisi ölmüştü. O iki görevliarabanın
arkasından tabutu çı-kardılar, süratle apartmana gir-diler. Sessiz ve neler
olacağınıveya neler göreceğimi bekleme-ye başlamıştım.Kısa bir süre sonra aynı
kişi-ler tabutu getirdikleri gibi ara-cın içine itina ile yerleştirdiler.Bu arada biri
erkek diğeri bayanyine siyah giyimli iki kişi aracınyanında yerlerini aldılar. Görü-
nüşte üzgündüler. İşlerini biti-ren iki görevli araca binip ora-dan ayrıldılar.
Geride kalan ikikişi ise, araç gözden kaybolun-caya kadar el salladılar ve
sessiz-ce apartmana geri döndüler. Çocukluğumda yaşadığımbu olaydan çok
etkilenmiştim.Bu şehirde insanlar yaşıyordu,fakat yaşamın hiçbir karesinifark
etmiyorlar, hissetmiyorlar-dı. Sanki ölmüyorlardı. Hâlbuki ülkemde,
sevinçlerkadar üzüntüler de paylaşılıyor-du. Fıtratın ihtiyacı olan her
şey,İslâm’ın koyduğu sınırlar içindene güzel gelenekselleşmişti. Acı-lar, kalpler
üst üste gelecek şe-kilde kucaklaşarak, kalpten kal-be geçiyor, paylaşılıyor,
azaltılı-yordu. Kalbin hüznü gözyaşıylabuluşuyor, binlercesiyle birleşipyürekteki
yangını nasıl da sön-dürüyordu. Salâ sesiyle çöken sessizlik “innâ lillâhi ve innâ
iley-hi râciûn” teslimiyeti ile bozulu-yor; salâ sesini duyan, kendin-den önce
ecel şerbetini içenekarşı son vazifesini yapmak üze-re, görev başına geçiyordu.
Ön-ceden tembihlenmiş gibi. Sesi ve kıraati düzgün olan-lar, gönüller derdine
şifa olanKur’an’ı okuyarak hem gidenehem kalana rahmet niyaz eder-ken, konu
komşu uzaktan gelenmisafirlere yemek hazırlayarakpaylaşır acıları... Sesine,
nefesi-ne alıştığı bir yakını kaybetmek,vuslatı olmayan bir yolculuğauğurlamak
dayanılması zor biracıydı. Bu zor günde, yakındaveya uzakta kim varsa
tanıdıkhatta bir kez selâmını alan ko-şup gelir, yerini alırdı musalla-nın başında.
Hayatın ötesinegeçene el sallanmaz ama bolbol dua edilirdi, cennete götü-
recek. Gidene karşı yapılmasıgereken ne varsa, esirgenme-den nezaketle
yapılır, sonra ge-ride kalanları yeni hayatlarınaalıştırmak için söylenmesi gere-
ken sözcükler özenle seçilereksöylenirdi. Allah sabırlar versin, Allah rahmet
eylesin, mekânıcennet olsun dilekleri, geridekalanlara sabır duaları ilk te-
menniler olurdu. Bu paylaşımsiyahlar giymeye fırsat vermez-di. Kadim dostların
yakınlığı,teslimiyeti kuvvetlendiren sözle-ri manevî bir dayanak olurdu.Kur’anını
kalbinin üstüne koyanhanımlar vakarı kuşanıp cenazeevine giderler günlerce.
Tesbi-hatlar, Ya Sinler, Kelime-i tevhit-ler okurlar birlikte. İhtiyaçlar gi-derilir
istemeye hacet bırakıl-maksızın. Ne var ki, bu kareler de ya-vaş yavaş buğulu
camların ar-dında kalmaya başladı. Uzunmesafelerin kısaldığı günümüz-de, bin
bir zahmetle acıları pay-laşmak üzere yollar kat eden in-sanların, katlandığı
zahmetinbinde birine bile katlanmıyor in-sanlar. Yerlerinden hiç kalkma-dan
gönderilen taziye mesajlarıveya ilânlarıyla göz göze gelme-den, titreyen ellere
dokunma-dan geçiştiriveriyor acıları. Buzor günde yemek yapıverenkomşular
bulmak ta zor artık,her gelen bir şeyin ucundan tut-muyor eskisi gibi. Dahası,
insan-lar kendilerinin de bir gün ölü-vereceklerini düşünmüyor gibi.Okunan
salâlar “Senden geldikyine Sana döneceğiz” teslimiye-ti ile dinlenemiyor. Hayat
o ka-dar gürültülü ki... Önümüzdengeçen tabutlar yüreğimizi titret-miyor.
Acıları ile baş başa olaninsanlar yalnızlaşıyor. “Ölüm bir fırtınadırBugün bana ise
yarın sana-dır Oku bir Fatiha ruhumu se-vindirSevabı hem sana hem debanadır”
mısraları, gidenlerin ardınanhüznü güz gibi olanlara ne gü-zel mesaj..
“Senden gel-dik yine Sana döneceğiz” teslimiyeti ile dinlene-miyor. Hayat o kadar
gürültülü ki... Önümüz-den geçen tabutlar yüreğimizi titretmiyor. Acı-ları ile baş
başa olan insanlar yalnızlaşıyor.Yıllar önce… Etrafımdaolup biten her olayı sor-
guladığım ve dikkatle gözlemle-diğim çocukluk yıllarımda Al-manya’nın Frankfurt
şehrindey-dim. Bir kış gününde camdaoluşan buhara yazılar yazıyor,şekiller
yapıyordum. Birden da-ha önce hiç görmediğim türdensiyah bir araç kapımızın
önünepark etti. Araçtan siyah giyimliiki görevli indiler, aracın arkası-na geçtiler.
Benim hayretle ba-kışım annemin dikkatini çekmişolmalı ki; “cenaze arabası,
birisiölmüş deyiverdi”. Evet, doğruy-du, birisi ölmüştü. O iki görevliarabanın
arkasından tabutu çı-kardılar, süratle apartmana gir-diler. Sessiz ve neler
olacağınıveya neler göreceğimi bekleme-ye başlamıştım.Kısa bir süre sonra aynı
kişi-ler tabutu getirdikleri gibi ara-cın içine itina ile yerleştirdiler.Bu arada biri
erkek diğeri bayanyine siyah giyimli iki kişi aracınyanında yerlerini aldılar. Görü-
nüşte üzgündüler. İşlerini biti-ren iki görevli araca binip ora-dan ayrıldılar.
Geride kalan ikikişi ise, araç gözden kaybolun-caya kadar el salladılar ve
sessiz-ce apartmana geri döndüler. Çocukluğumda yaşadığımbu olaydan çok
etkilenmiştim.Bu şehirde insanlar yaşıyordu,fakat yaşamın hiçbir karesinifark
etmiyorlar, hissetmiyorlar-dı. Sanki ölmüyorlardı. Hâlbuki ülkemde,
sevinçlerkadar üzüntüler de paylaşılıyor-du. Fıtratın ihtiyacı olan her
şey,İslâm’ın koyduğu sınırlar içindene güzel gelenekselleşmişti. Acı-lar, kalpler
üst üste gelecek şe-kilde kucaklaşarak, kalpten kal-be geçiyor, paylaşılıyor,
azaltılı-yordu. Kalbin hüznü gözyaşıylabuluşuyor, binlercesiyle birleşipyürekteki
yangını nasıl da sön-dürüyordu. Salâ sesiyle çöken sessizlik “innâ lillâhi ve innâ
iley-hi râciûn” teslimiyeti ile bozulu-yor; salâ sesini duyan, kendin-den önce
ecel şerbetini içenekarşı son vazifesini yapmak üze-re, görev başına geçiyordu.
Ön-ceden tembihlenmiş gibi. Sesi ve kıraati düzgün olan-lar, gönüller derdine
şifa olanKur’an’ı okuyarak hem gidenehem kalana rahmet niyaz eder-ken, konu
komşu uzaktan gelenmisafirlere yemek hazırlayarakpaylaşır acıları... Sesine,
nefesi-ne alıştığı bir yakını kaybetmek,vuslatı olmayan bir yolculuğauğurlamak
dayanılması zor biracıydı. Bu zor günde, yakındaveya uzakta kim varsa
tanıdıkhatta bir kez selâmını alan ko-şup gelir, yerini alırdı musalla-nın başında.
Hayatın ötesinegeçene el sallanmaz ama bolbol dua edilirdi, cennete götü-
recek. Gidene karşı yapılmasıgereken ne varsa, esirgenme-den nezaketle
yapılır, sonra ge-ride kalanları yeni hayatlarınaalıştırmak için söylenmesi gere-
ken sözcükler özenle seçilereksöylenirdi. Allah sabırlar versin, Allah rahmet
eylesin, mekânıcennet olsun dilekleri, geridekalanlara sabır duaları ilk te-
menniler olurdu. Bu paylaşımsiyahlar giymeye fırsat vermez-di. Kadim dostların
yakınlığı,teslimiyeti kuvvetlendiren sözle-ri manevî bir dayanak olurdu.Kur’anını
kalbinin üstüne koyanhanımlar vakarı kuşanıp cenazeevine giderler günlerce.
Tesbi-hatlar, Ya Sinler, Kelime-i tevhit-ler okurlar birlikte. İhtiyaçlar gi-derilir
istemeye hacet bırakıl-maksızın. Ne var ki, bu kareler de ya-vaş yavaş buğulu
camların ar-dında kalmaya başladı. Uzunmesafelerin kısaldığı günümüz-de, bin
bir zahmetle acıları pay-laşmak üzere yollar kat eden in-sanların, katlandığı
zahmetinbinde birine bile katlanmıyor in-sanlar. Yerlerinden hiç kalkma-dan
gönderilen taziye mesajlarıveya ilânlarıyla göz göze gelme-den, titreyen ellere
dokunma-dan geçiştiriveriyor acıları. Buzor günde yemek yapıverenkomşular
bulmak ta zor artık,her gelen bir şeyin ucundan tut-muyor eskisi gibi. Dahası,
insan-lar kendilerinin de bir gün ölü-vereceklerini düşünmüyor gibi.Okunan
salâlar “Senden geldikyine Sana döneceğiz” teslimiye-ti ile dinlenemiyor. Hayat
o ka-dar gürültülü ki... Önümüzdengeçen tabutlar yüreğimizi titret-miyor.
Acıları ile baş başa olaninsanlar yalnızlaşıyor. “Ölüm bir fırtınadırBugün bana ise
yarın sana-dır Oku bir Fatiha ruhumu se-vindirSevabı hem sana hem debanadır”
mısraları, gidenlerin ardınanhüznü güz gibi olanlara ne gü-zel mesaj..