- Üyelik Tarihi
- 5 Eyl 2011
- Mesajlar
- 3,789
- Aldığı Beğeniler
- 13,779
- Takım
- Galatasaray
samet kara/kaan elibol
GİDİŞİNE SENFONİ
oysa bir bakışın yeterdi içimde inşa ettiğim şehirleri yıkman için kentimin sokaklarından şiir mırıldanarak geçerdin hep senden sonra kimse okumuyor şiirlerimi bak şiirler unutulmuş şiirler perişan şarkılar tutmuş yerini İstiklal barlarında kuğuların süzüldüğü bir göl yaratırdım gözyaşlarımdan dinle islak yosunun kederini
balıklar yuva yapmıyormuş artık artik poyrazlar deprem yaratmıyor gölün derinliğinde eğer yanaklarında gözlerinden akan su birikintisi oluşmuşsa geçmişi dumanlarıyla boğulan bina yarat kendine otur mobilya kokan parkelerin üzerine yudumla çayının uyku kaçıran senfonilerini bak şimdilerde içtiğim çayın tadı tam kıvamında sanki gökyüzü var üstümde
bir de parmaklarımın arasında geldiğin günün takvimi bir koku var sende
hiç dokunulmamış toprak tadında bir koku var sende soğuk ilkbahar sabahlarına bedel her boğazı kuruduğunda İstanbul'un martıların gözlerinden izlerdim seni Sirkeci garına uğurlarken seni apartman boşluğunda umuda giden vagonların bir bir raydan çıkmasını izledim bak altın şiirler yazdım kaderimize hadi tekrar gel
çınar ağacı gölgesinde anılara kapatalim gökyüzünü ben senin gözlerine en güzel şiirleri yazdım gözyaşlarını gördüm susuzluğumu giderdim kırık bir testiden nasıl su içilirmiş öğrendim ve gönlümün tellerine bağladım yalnızlığımı hadi şimdi karanfiller yarat nefesinde ruhumdan al bu ateşi
kimsesizliğim ürkek bir alfabede bekliyor seni
GİDİŞİNE SENFONİ
oysa bir bakışın yeterdi içimde inşa ettiğim şehirleri yıkman için kentimin sokaklarından şiir mırıldanarak geçerdin hep senden sonra kimse okumuyor şiirlerimi bak şiirler unutulmuş şiirler perişan şarkılar tutmuş yerini İstiklal barlarında kuğuların süzüldüğü bir göl yaratırdım gözyaşlarımdan dinle islak yosunun kederini
balıklar yuva yapmıyormuş artık artik poyrazlar deprem yaratmıyor gölün derinliğinde eğer yanaklarında gözlerinden akan su birikintisi oluşmuşsa geçmişi dumanlarıyla boğulan bina yarat kendine otur mobilya kokan parkelerin üzerine yudumla çayının uyku kaçıran senfonilerini bak şimdilerde içtiğim çayın tadı tam kıvamında sanki gökyüzü var üstümde
bir de parmaklarımın arasında geldiğin günün takvimi bir koku var sende
hiç dokunulmamış toprak tadında bir koku var sende soğuk ilkbahar sabahlarına bedel her boğazı kuruduğunda İstanbul'un martıların gözlerinden izlerdim seni Sirkeci garına uğurlarken seni apartman boşluğunda umuda giden vagonların bir bir raydan çıkmasını izledim bak altın şiirler yazdım kaderimize hadi tekrar gel
çınar ağacı gölgesinde anılara kapatalim gökyüzünü ben senin gözlerine en güzel şiirleri yazdım gözyaşlarını gördüm susuzluğumu giderdim kırık bir testiden nasıl su içilirmiş öğrendim ve gönlümün tellerine bağladım yalnızlığımı hadi şimdi karanfiller yarat nefesinde ruhumdan al bu ateşi
kimsesizliğim ürkek bir alfabede bekliyor seni