Rakipsiz Yarış
Soru: Kuranın has talebelerinin, hem gıpta etmekten hem de insanları gıptaya sevk etmekten uzak kalmaları gerekti i vurgulanıyor. Bu zaviyeden, hayır yarışında önde koşanların, di er insanların iyilik duygularını coşturmak için zekat ve sadakalarını açıktan vermelerini ve onların cömertlikleri karşısında imrenmekten kendilerini alamayanların halini nasıl de erlendiriryorsunuz?
Cevap: Gıpta; bir insanın, başkasının mazhar oldu u nimetlerin yok olmasını temenni etmeden aynı nimetlerin kendisinde de olmasını istemesi; di er insanların güzel sıfatlarına ve mazhariyetlerine imrenmesi demektir. Haset ise, bir kimsenin, başkalarının mazhariyetlerini çekemeyip, onlara nasip olan nimet ve faziletler karşısında hazımsızlık göstermesi, di er insanlardaki nimetlerin ve iyi hallerin yok olmasını ve hepsinin kendine verilmesini arzu etmesi demektir. Dolayısıyla, hasette çekememezlik, hazımsızlık ve kıskançlık vardır; gıptada ise, sadece bir imrenme söz konusudur. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü't-tehaya), Mümin gıpta eder, münafıksa hasede girer buyurarak, müminde olsa olsa bir imrenme duygusunun olabilece ini, münafı ın ise sürekli kıskançlıkla kıvranıp duraca ını vurgulamıştır.
Mahzursuz Haset: Gıpta (!)
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerifte de, İki kimseye hasette (gıptada) zarar yoktur: Kendisine bahşedilen serveti Allah yolunda infak eden imkan sahibi ve Allahın lutfetti i ilimle amel edip onu başkalarına da ö reten kimse. buyurmuştur. Evet, dini güzel ö renip onu hayatına hayat kılan ve bir irfan kayna ı haline getirdi i ilmiyle di er insanları da aydınlatan, hem tebli hem de temsil yoluyla Kuran hakikatlerinin samimi tercümanı olan bir insanın haline özenmek, Keşke ben de bunun gibi olabilseydim; keşke ben de dinimi iyi ö renip hem kendi hayatımı nurlandırsam hem de onu başkalarına anlatabilseydim!.. demek mahzursuz olsa gerektir. Hatta, bir nefis muhasebesi yapma, kendi halini yeterli bulmama ve dua da sayılabilecek ulvi duygularla dolma açısından böyle bir gıpta faydalı da olabilir. Yine, hem servetle hem de cömertlikle serfiraz kılınan, Cenab-ı Hakkın verdi i malı, Onun yolunda gönül hoşnutlu uyla harcayan ve adeta vermeye doyamayan bir infak tiryakisi olan zenginin haline imrenmek ve Keşke benim de geniş imkanlarım olsaydı da böyle infakta bulunabilseydim. Keşke bir okul da ben yaptırsaydım, ben de yüzlerce ö renciye burs verebilseydim. düşüncesiyle o insana gıpta etmek de zararsızdır.
Ne var ki, Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifte, imrenmeyi ifade eden gıpta sözcü ü yerine haset kelimesini kullanmış ve böylece, gıptanın çekememezli e hem-hudut bir ruh hâleti oldu unu da nazara vermiştir. Yani, gıpta mahzursuz olsa ve bir ölçüde mübah sayılsa bile, onun sınırı hasede bitişiktir ve gıpta sahasında dolaşmak bir yönüyle şüpheli alanda dolaşmak gibidir. Dolayısıyla, gıptanın sınırı tam belirlenemezse o duygu kıskançlı a ve hasete dönüşebilir. Mesela; bir insan, sözlerini, halini ve tavırlarını çok be endi i bir arkadaşına imrenir ve ona benzemeyi arzularsa, bunda bir mahzur olmayabilir. Fakat, onun bu mülahazası, Niye o çok şey biliyor da ben bilmiyorum; neden o, dini güzel anlatıyor da ben anlatamıyorum? şeklinde bir kıyaslamaya, hatta gizli bir rekâbete do ru kayarsa o zaman haddi aşmış olur. Artık o, gıpta sahasından çıkmış, haset alanında dolaşıyor; onun imrenme hissi de yerini kıskançlı a ve çekememezli e bırakıyor demektir.
İşte bu sebeple, Kuranın has talebeleri, çekememezli e hem-hudut olan ve hasetle arasında sadece ince bir perde bulunan gıptadan da uzak durmalıdırlar. Onlar, haklarında takdir edilenlere razı olmalı, küçük bir his yanılmasıyla da olsa kaderi tenkit etmemeli, hiçkimseyi rakip görmemeli ve güzel sıfatlar açısından kendi kemalât arşlarına ulaşmaya çalışmalıdırlar.
***
alıntı
Soru: Kuranın has talebelerinin, hem gıpta etmekten hem de insanları gıptaya sevk etmekten uzak kalmaları gerekti i vurgulanıyor. Bu zaviyeden, hayır yarışında önde koşanların, di er insanların iyilik duygularını coşturmak için zekat ve sadakalarını açıktan vermelerini ve onların cömertlikleri karşısında imrenmekten kendilerini alamayanların halini nasıl de erlendiriryorsunuz?
Cevap: Gıpta; bir insanın, başkasının mazhar oldu u nimetlerin yok olmasını temenni etmeden aynı nimetlerin kendisinde de olmasını istemesi; di er insanların güzel sıfatlarına ve mazhariyetlerine imrenmesi demektir. Haset ise, bir kimsenin, başkalarının mazhariyetlerini çekemeyip, onlara nasip olan nimet ve faziletler karşısında hazımsızlık göstermesi, di er insanlardaki nimetlerin ve iyi hallerin yok olmasını ve hepsinin kendine verilmesini arzu etmesi demektir. Dolayısıyla, hasette çekememezlik, hazımsızlık ve kıskançlık vardır; gıptada ise, sadece bir imrenme söz konusudur. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü't-tehaya), Mümin gıpta eder, münafıksa hasede girer buyurarak, müminde olsa olsa bir imrenme duygusunun olabilece ini, münafı ın ise sürekli kıskançlıkla kıvranıp duraca ını vurgulamıştır.
Mahzursuz Haset: Gıpta (!)
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerifte de, İki kimseye hasette (gıptada) zarar yoktur: Kendisine bahşedilen serveti Allah yolunda infak eden imkan sahibi ve Allahın lutfetti i ilimle amel edip onu başkalarına da ö reten kimse. buyurmuştur. Evet, dini güzel ö renip onu hayatına hayat kılan ve bir irfan kayna ı haline getirdi i ilmiyle di er insanları da aydınlatan, hem tebli hem de temsil yoluyla Kuran hakikatlerinin samimi tercümanı olan bir insanın haline özenmek, Keşke ben de bunun gibi olabilseydim; keşke ben de dinimi iyi ö renip hem kendi hayatımı nurlandırsam hem de onu başkalarına anlatabilseydim!.. demek mahzursuz olsa gerektir. Hatta, bir nefis muhasebesi yapma, kendi halini yeterli bulmama ve dua da sayılabilecek ulvi duygularla dolma açısından böyle bir gıpta faydalı da olabilir. Yine, hem servetle hem de cömertlikle serfiraz kılınan, Cenab-ı Hakkın verdi i malı, Onun yolunda gönül hoşnutlu uyla harcayan ve adeta vermeye doyamayan bir infak tiryakisi olan zenginin haline imrenmek ve Keşke benim de geniş imkanlarım olsaydı da böyle infakta bulunabilseydim. Keşke bir okul da ben yaptırsaydım, ben de yüzlerce ö renciye burs verebilseydim. düşüncesiyle o insana gıpta etmek de zararsızdır.
Ne var ki, Peygamber Efendimiz bu hadis-i şerifte, imrenmeyi ifade eden gıpta sözcü ü yerine haset kelimesini kullanmış ve böylece, gıptanın çekememezli e hem-hudut bir ruh hâleti oldu unu da nazara vermiştir. Yani, gıpta mahzursuz olsa ve bir ölçüde mübah sayılsa bile, onun sınırı hasede bitişiktir ve gıpta sahasında dolaşmak bir yönüyle şüpheli alanda dolaşmak gibidir. Dolayısıyla, gıptanın sınırı tam belirlenemezse o duygu kıskançlı a ve hasete dönüşebilir. Mesela; bir insan, sözlerini, halini ve tavırlarını çok be endi i bir arkadaşına imrenir ve ona benzemeyi arzularsa, bunda bir mahzur olmayabilir. Fakat, onun bu mülahazası, Niye o çok şey biliyor da ben bilmiyorum; neden o, dini güzel anlatıyor da ben anlatamıyorum? şeklinde bir kıyaslamaya, hatta gizli bir rekâbete do ru kayarsa o zaman haddi aşmış olur. Artık o, gıpta sahasından çıkmış, haset alanında dolaşıyor; onun imrenme hissi de yerini kıskançlı a ve çekememezli e bırakıyor demektir.
İşte bu sebeple, Kuranın has talebeleri, çekememezli e hem-hudut olan ve hasetle arasında sadece ince bir perde bulunan gıptadan da uzak durmalıdırlar. Onlar, haklarında takdir edilenlere razı olmalı, küçük bir his yanılmasıyla da olsa kaderi tenkit etmemeli, hiçkimseyi rakip görmemeli ve güzel sıfatlar açısından kendi kemalât arşlarına ulaşmaya çalışmalıdırlar.
***
alıntı
