Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
Uzun ama çok faydalı bir yazı,
Sabırla okumanız tavsiye edilir!!)

GIYBET DİNLEYEN NE YAPMALI?

Engel olmazsak, bizimle konuşurken gıybet yapanla suç ortağıyız.
Çünkü gıybetin devam edebilmesi, bizim en azından dinliyor
görüntüsü verebilmemize bağlıdır.
Başkalarının gıybetine bilinçli kulak misafiri olan da
gıybetin suç ortağıdır.

İlk yapmamız gereken,

Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı
halde, gücü yeterken ona yardım etmezse,
Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar(2)

hadis-i şerifini hatırlamak olmalıdır.
Bu söz sadece bizimle konuşanın yaptığı gıybeti değil;
çevremizde, radyoda veya televizyonda yapılırken
dinlediğimiz gıybetleri de kapsamaktadır.(reality showlara dikkat!!)
O anda kendimizi gıybeti yapılan kişinin yerine koymalı,
bizden gıyabımızda bu şekilde söz edildiğinde
rahatsız olup olmayacağımızı sormalıyız.
Onuru zedelenen kişinin üzülmesi gerekiyorsa üzülmeli,
hakkını savunması gerekiyorsa savunmalıyız.
Hatta kendi hakkımızı feda edebiliriz, ama başkasının
hakkını korumak namus borcumuzdur.
Önce kalbimizde derin bir rahatsızlık oluşmalı,
gıybeti dinlemeye tahammül edemez hâle gelmeliyiz.

Gıybeti yapılan kişi kişisel dostumuzsa, mutlaka sözel olarak
müdahale etmeli, onurunu savunmalı ve gıybeti suçlamalıyız.
Susturmanın bize zararı büyük olacaksa, rahatsızlığımızı hissettirmek
şartıyla oradan hemen uzaklaşmalıyız.

Radyo veya televizyonda yapılıyorsa, hemen kapatmalıyız.

Bunları yapamıyorsak, dinlememeye çalışmalıyız.
Dahası, gıybeti dinlediğimiz için Allahtan af dilemeli,
gıybeti yapılan kişiye dua etmeli,
ve duyduklarımızın etkisinde kalarak su-i zan etmemeye
özen göstermeliyiz. Dahası, uyarıp düzeltemediğimiz gıybetçiden,
elimizden geldiğince uzaklaşmalıyız.

GIYBET EDEN NE YAPMALI?

Yaşayan veya ölen bir insanın veya insanlar topluluğunun
gıyaplarında onları üzecek doğruları söylemiş olabiliriz.
Eğer yaşıyor(lar)sa, helalleşmenin bir yolunu aramalıyız.
Biliyoruz ki, şehit bile olsak, kul hakkını ödemek zorundayız.

Eğer vefat edenin gıybeti yapılmışsa, helallik dilemek
ne yazık ki imkânsız. O zaman onun için ömür boyu
dua etmekten, onun adına iyilik yapmaktan başka çare kalamaz.
Zalimleri aşağılamak dışında, tarihteki insanları bile eleştirirken,
haksızlık yapmamaya dikkat etmeli;
herkesin hakkının ve onurunun Allah tarafından
sonsuza dek korunacağını unutmamalıyız.

Bugünden başlayarak;
gıybetlerini bilmeden yapabileceğimiz ihtimaliyle,
tüm tanıdığımız insanlarla ilk karşılaşmamızda mutlaka helalleşmeli,
hatta helalleşmeyi periyodik bir alışkanlık hâline getirmeliyiz.
Aksi halde burada birkaç günde tamamlayabileceğimiz
helalleşme faslını ihmal etmemiz, haşir meydanında binlerce yıl
beklememize mal olabilir.

Gıybetini yaptığımız kişilere ismen dua etmeli,
onların affı ve tüm hayatlarının rahmetle ve ihsanla
kuşatılması için, ısrarlı ve vazgeçmeden gizli dualarda bulunmalıyız.
Tüm bunları yaparken, bilhassa vefat edenlerin ve toplulukların
bir daha gıybetlerini yapmamak için de ilâhî yardım dileğimizi
ihmal etmemeliyiz. Çünkü, bu tür gıybetlerde helalleşmek pratik
olarak neredeyse imkânsız gibidir.

GIYBET EDİLEN NE YAPMALI?

Hakkımızda yapılan gıybetler bir şekilde bize ulaşır.
Ya başkaları bize aktarır, ya söz dolaştırılırken kulak misafiri oluruz,
ya da kalbimizde gıybetimizi yapana karşı bir soğukluk ve sevgisizlik
ilhamı alarak ondan uzaklaşma eğilimine gireriz.
Toplumsal bölünmelerin ve kitleler arasında bağlılığın
azalmasının ardında, kitlesel gıybetlerin ne denli etkili olduğunu hatırlamalıyız.
Şayet size gıybet yapana küfür, hakaret ve aşağılama
savurarak kendinizi savunursanız, gıybetlerinin bedelini
büyük ölçüde dünyada almış olursunuz.
Ancak, bunun yerine şahsınızı savunmaya girmeyip,
gıybetle mücadele eder de gıybetçinin bu hasletten kurtulmasına
uğraşırsanız, büyük mükafatları hak edersiniz.

Hasan-ı Basrî, kendisine gıybet edene bir tabak taze hurma
göndermiş ve Duydum ki sen ibadetini bana hediye göndermişsin.
Ben de buna bir karşılık vermek istedim.
Kusura bakma, tam karşılığını veremedim

diye de bir not eklemiştir.

Gıybetinizi yapanlarla savaşmadığınızda, karşılarına ilâhî adalet çıkıyor ki,
tevbe etmeyenleri kuşatan ilâhî ceza kimsenin intikamına benzemez.
Hatalarını düzeltmedikleri sürece, ayıpladıkları şey başlarına gelinceye
ve üstelik ebedî hayatta bedelini ödeyinceye kadar kurtulamazlar.
Ancak kul kişisel hakkını affedip, muhatabı için hidayet dilerse,
elde edeceği mükafat, aksi halde kazanacağından çok daha
değerli olacaktır.

İnsan, kendine yapılan gıybete ne oranda affedici olması gerekiyorsa,
başkasına yapılan gıybete o oranda acımasız ve zemmedici olmalıdır.

Ayrıca, şayet bir insanın ismi ve eserleri bir topluluğa mal olmuşsa,
o insana veya eserine yapılan gıybet,
aynı zamanda taraftarlarına yapılmıştır. Örneğin peygamberlerin
gıybetini yapan, inananlarının da gıybetlerini yapmış olur.
Bir babayı haksız yere aşağılayan, çocuğunu da aşağılamış sayılır.
Bu durumda, bize yapılan gıybetin yakın dostlarımıza düşen hissesini affedemeyiz.
Kader başkasına ait hisselerin bedelini tahsil edecektir.

.
 

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
GIYBETTEN NASIL KORUNURUZ?

Başlıktaki soru üç yönlüdür:
Gıybet etmekten nasıl kurtuluruz?
Başkalarının gıybetimizi yapma sebeplerini nasıl yok ederiz?
İnsanlar niçin gıybet yapıyorlar?

İşte çözümler:

" Gıybet yapmamak:
Gıybet edenin gıybeti yapılacaktır.
Dilimizi gıybete karşı dişlerimizin ardına hapsedersek,
başkalarının gıybetlerini dahi önleyebiliriz.
Dilini tutanla alay etmeye kalkanın kalbine,
gizli bir elem ve hatta korku ilham edilecektir.
En güvenlisi susmaktır; övmeyeceğimiz kimsenin
gıyabında konuşmamaktır.

" Övünmemek ve başkalarını küçümsememek:
İnsanlar başkalarının övünmelerini veya huzurlarında
küçülmeyi kabullenemezler. Aramızdaki eşitliği
bozduğumuzda, izzetlerini korumak için bizi aşağılama
ihtiyacı duyacaklardır. Başarılarımızı, hizmetlerimizi gizleyemeyiz,
gizlememeliyiz; tecrübelerimiz dostlarımıza model olacak ve onları
heyecanlandıracaktır. Ama anlatırken kendimizi onlardan büyük
görüyorsak, içimizde onlara yönelik bir küçümseme varsa,
bu duygu algılanacak; bu durum vücut dilimize ve konuşmamıza
da yansıyacaktır.Âlimin ilmine saygı göstermeli;
ama çocukla da çocuklaşabilmeliyiz.

" Kıskanmamak/kıskandırmamak:
Kıskandığımız insanın güzel vasıflarını reddederiz;
göreceği zarardan mutluluk duyarız.
Kıskandırmanın inceliklerini burada sıralamak zor;
en basit formülü şudur:
Kimseyle rekabet etmeyen, başarıyı sonuçlar olarak değil,
niyetler ve gayretler olarak gören insan kıskanamaz ve
haklı şekilde kıskandıramaz.
Kıskandırmayayım diye hizmetlerini gizlemek ve
hiçbir şey yapmıyormuş gibi bir izlenim vermeye çabalamak,
ihsana nankörlüktür; insanları başarılı modellerden mahrum etmektir,
insanlara pısırık bir örnek sunmaktır. Kıskançlığın olmadığı yerde sadece
takdir, sevgi, saygı ve muhtemelen gıpta vardır.
Temiz bir ruh, kardeşine dua edip destek olduğunda,
iyiliğine ortak olacağını bilir ve kıskanmaz.

" İkiyüzlü olmamak:
İnsanlar çıkarlarının veya korkularının etkisi altında
ikiyüzlü davranmaya kalkışabilirler.
İkiyüzlü olmayanın gıybetini yapmaktan korkarsınız;
ikiyüzlünün gıybeti ise çok kolay ve pervasızdır.
Dahası, ikiyüzlü olmayanın kendisi de kolaylıkla gıybet yapamaz.
Çıkarlarını düşünerek iki yüzlü davrananlar,
çıkarlarından mahrum olmakla cezalandırılacaklar.
Basit korkuları nedeniyle ikiyüzlülüğe teslim olanlar,
dayanılmaz korkularla yüzleşecekler.
İki yüzlülük, hiç bir başarının, hiç bir kazanımın,
hiç bir mutluluğun yolu olmamıştır.
İkiyüzlülük insanda ne şeref bırakır, ne irade ve ne de cesaret...
Bir insanın yüzüne gülüp onu takdir eden,
gıyabında sözü geçtiğinde aynı şeyi yapmıyorsa ikiyüzlüdür.
İnsanlara ikiyüzlülük yapan şüphe etmesin ki,
ruhu Yaratıcısına da ikiyüzlülük yapıyordur.

" Kendini temize çıkarmamak:
Kişisel kusurlarını reddeden insan, kusur işlediğinde suçu
başkasına atacak; en azından, Onun yüzünden yaptım diyecektir.
Böyle insanlar, başkalarını öfkelendirecek, üzecek ve haklarında
gıybet yapılmasına yol açacaklardır. Kusurumuz varsa derhal
kabul etmeli; başkasının suçu varsa bile, başkalarını suçlamakla
vakit geçirmemelidir. Çünkü, hakkın dağıtılmadığı yerde,
suçlunun kim olduğunun bilinmesinin hiçbir pratik faydası yoktur.

" Eğlence için aşağılamamak:
Kimi insanlar Firavun gururuna sahiptirler.
Ben merkezlidirler ve kişisel çıkarlarından başka odakları yoktur.
Onların tek zevkleri başkalarını eğlence için aşağılayıp durmaktır
ve bu onların hastalığıdır.
Bu tür insanları insan yerine koyup muhatap olanlar,
aynı geleceği paylaşacaklardır.

" Üzüntü veya öfkeye teslim olmamak:
Kimi zaman da kişinin işlediği kusura üzüldüğümüz için,
iyilik zannıyla gıybetini yaparız. Bazen de bu kusur nedeniyle
öfkeleniriz ve kalbimiz bu duyguların etkisi altında onu manen
cezalandırmak için aşağılamak ister; dilimizi tutamayız.
Üzüntü, öfke veya infialin dostlarımızı ânında harcamamıza
yol açmaması gerekir.
Zira gün gelir, haksızlık yaptığımızı algılar, pişman oluruz.

" Alışkanlığa direnmek:
Hayatımız boyunca yaşadığımız aşağılanmalar,
gıybeti ruhumuza sindirmiş ve bizim için güçlü bir
alışkanlığa dönüştürmüş olabilir.
Ailede, mahallede, okulda, askerde, işte ve her yerde
sürekli küçümsenmişsek, insan onurunu korumanın
değerini idrak etmemiz zordur.
Bu tür alışkanlıkları teşhis etmeli ve karşımıza almalıyız.

" Gıybet salgınına karşı korunmak:
Önemli bir nokta da gıybetin içinde yaşadığımız toplumun
hemen tüm bireylerine veba gibi bulaşmasıdır.
TV ve gazeteler her gün gıybetle siftah yaparsa,
her sabah işler gıybet seanslarıyla başlarsa,
en içten dostlarımız gıybetin içerisine ölümüne saplanmışlarsa,
virüsü kapmadan günün akşamına ulaşmak son derece zordur.
Gıybetten ancak konuşma özürlünün kurtulabileceğini bilmeli
ve gıybet karşısında çok katı ve dikkatli olmalıyız.

SONUÇ

İnanılmaz incelikleri olan bir alan üzerinde kendimizi eğitmeye çalıştık.
Dil emanetini korumanın sanıldığı kadar kolay olmayacağını anlıyoruz.
Hayatımızı bir üniversiteye dönüştürmeli,
gıybetin inanılmaz inceliklerini kavrayabilecek akıl ve vicdan
keskinliğine kavuşabilmek için, öğrendiklerimizi tüm
iletişimlerimize uyarlamalıyız.
Birisinden gıyabında söz edeceğimizde,
aklımızdan geçen cümle ağzımızdan çıkmadan önce
kendimizi onun yerine koymalı,
onu hissetmeli ve rencide olacağını hissettiğimiz anda
susmayı tercih etmeliyiz.

En iyisi, çok az konuşmalıyız
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
En iyisi, çok az konuşmalıyız

yüreğine sağlık MELEK ablam,tekrar bu güzel ve önemli konuyu gündeme getirdiğin için ALLAh razı olsun..

Gerçekten de çok önem göstermemiz gereken bir konu,gıybet yapmak ölmüş kardeşinin ölü etini yemektir.

Bizler mizana geldiğimiz eğer hayırlarımızın,taat ve ibadetlerimizin zayi olmasını istemiyorsak,ve başkalarının günahlarını üstlenmek istemiyorsak,GIYBET ten ,kul hakkından şiddetle sakınalım.

RABBİM bizleri onun huzuruna GIYBET yapan(Buda kul hakkıdır )ve insanların haklarına girenlerden etmesin cümlemizi.

En iyisi konuşurken ,konuşacağımızı islamın süzgecinden geçirelim,eğer hayir ise konuşalım.

Yok eğer islamın süzgecinden geçmiyor ,yani hayir değil ise en iyisi susalım.

Ya hayır konuş,ya sus.

RABBİM bizleri konuşurken,konuşacağımız sözü ,islamın,RESULUN sav in sünnetinin süzgecinden gecirip,eğer hayır ise konuşanlardan etsin cümlemizi...

ve bizleri hayır olmayan konuşmalardan şiddetle uzak duran takva sahibi muminlerden eylesin..AMİN..
 
Üst Alt