Dünyâya davet sesi gönülde ne kadar yer ederse, âhiret nasihati ona yabancı gelir. Âhirete dâvet sesi yerleşir ise, dünyâya dâvet fikri ona yabancı olur.
* * *
Îman, Rabbin kula teklifidir.
* * *
Hayâtı, dünyâ gâyesi ile yaşayanların ve nefislerinin arzusuna göre sürüklenenlerin sonu, âhiret perişanlığıdır.
* * *
Nefsî hayât, fâsıkları;
Rûhâniyet, sâdık ve sâlihleri;
Küfür, kâfiri;
İrşâd, irşâda tâlib olan müsterşidi cezbeder.
Bu câzibe kanunu, maddede ve mânâda, hayırda ve şerde bütün ihtişâmıyla hükmünü icrâ eder.
* * *
Nefsini aşıp hakkı yaşayanlar, âbâd, azîz ve insanlığa meş'âle bir örnek olmuşlardır...
* * *
Velîlerde aslolan kerâmet değil, istikamettir. Zirâ kerâmet, bir ibâdet değildir.
* * *
İnsan, ciddi bir îman şuûru ile Rabbine döner, ihlâsla kulluk ederse, her hususta ilâhî bir yardıma mazhar olur.
* * *
İnsan nedir? Beşeri idrakin ancak sebep ve bahanelerine yapışarak kavramaya çalıştığı Rabbin ihtişamlı hakikatlerinden bu kesret alemine tenezzül etmiş bir tecellî zübdesi... Değişik tecellîde bir kâinat!..
* * *
Aklın hudûdu muayyendir. Arkası cinnettir. Gönlün hudûdu ise, sonsuzdur.
* * *
Her canlı varlığın başlangıcındaki müşterek vasfı, acz içinde dünyâya gelmesidir.
* * *
Zaman, insanın en mühim sermâyesidir. (&) Bütün canlıları, istisnâsız fâniliğe mahkûm eden Cenab-ı Hak, hayatı, "zaman" denilen varlığın bir parçası içine hapsetmiştir.
* * *
"Zaman", beşer idrâkinin kavramaya muktedir olamadığı en dehşetli muammâlardan biridir.
* * *
Zamanlar içinde, yaratılışın başlangıcından âlemin yok olacağı âna kadar en mes'ûd ân, hiç şüphesiz âhir zaman Peygamberi'nin Dünyâ'yı teşrîf ânıdır..
* * *
* * *
Îman, Rabbin kula teklifidir.
* * *
Hayâtı, dünyâ gâyesi ile yaşayanların ve nefislerinin arzusuna göre sürüklenenlerin sonu, âhiret perişanlığıdır.
* * *
Nefsî hayât, fâsıkları;
Rûhâniyet, sâdık ve sâlihleri;
Küfür, kâfiri;
İrşâd, irşâda tâlib olan müsterşidi cezbeder.
Bu câzibe kanunu, maddede ve mânâda, hayırda ve şerde bütün ihtişâmıyla hükmünü icrâ eder.
* * *
Nefsini aşıp hakkı yaşayanlar, âbâd, azîz ve insanlığa meş'âle bir örnek olmuşlardır...
* * *
Velîlerde aslolan kerâmet değil, istikamettir. Zirâ kerâmet, bir ibâdet değildir.
* * *
İnsan, ciddi bir îman şuûru ile Rabbine döner, ihlâsla kulluk ederse, her hususta ilâhî bir yardıma mazhar olur.
* * *
İnsan nedir? Beşeri idrakin ancak sebep ve bahanelerine yapışarak kavramaya çalıştığı Rabbin ihtişamlı hakikatlerinden bu kesret alemine tenezzül etmiş bir tecellî zübdesi... Değişik tecellîde bir kâinat!..
* * *
Aklın hudûdu muayyendir. Arkası cinnettir. Gönlün hudûdu ise, sonsuzdur.
* * *
Her canlı varlığın başlangıcındaki müşterek vasfı, acz içinde dünyâya gelmesidir.
* * *
Zaman, insanın en mühim sermâyesidir. (&) Bütün canlıları, istisnâsız fâniliğe mahkûm eden Cenab-ı Hak, hayatı, "zaman" denilen varlığın bir parçası içine hapsetmiştir.
* * *
"Zaman", beşer idrâkinin kavramaya muktedir olamadığı en dehşetli muammâlardan biridir.
* * *
Zamanlar içinde, yaratılışın başlangıcından âlemin yok olacağı âna kadar en mes'ûd ân, hiç şüphesiz âhir zaman Peygamberi'nin Dünyâ'yı teşrîf ânıdır..
* * *